Tunceli yasaya tepkili

  • Giriş : 19.10.2006 / 00:00:00

Tunceli'de, 5233 Sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Tazmini hakkındaki yasaya tepkiler artıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bu köylerden biri de Nazımiye'ye bağlı olan Dokuzkaya köyü. 1993 yılında 'güvenlik' gerekçesiyle boşaltılan Tunceli'nin Nazimiye ilçesine bağlı Dokuzkaya köyü sakinlerinin '5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun' çerçevesinde yaptıkları başvuru reddedildi.

Köylüler, ret gerekçesinde "köyünüzü terörden dolayı boşalttığınıza dair bir belgeye ulaşılmamıştır" diye yazıldığını ifade ediyor. Öte yandan elektriğin hiç gitmediği köyün sakinlerinin 'elektrik kaydını' içeren belgeyi getirmemeleri de ret gerekçesi sebebi sayılmış.

1993 yılından 2004 yılına kadar köylerini göremeyen Dokuzkaya köyü sakinleri, "17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması" yasasından faydalanmak için 2004 yılında ilgili kurumlara başvuruda bulundu. Ancak aldıkları yanıt 'ret' oldu.

Ulaşımın olmadığı köye, köylüler nehirden geçerek 2 saatlik bir yolculuktan sonra ulaşabiliyor. Evlerden eserin dahi kalmadığı Dokuzkaya köyünde sadece yıkılan ve yakılan evlerin kalıntıları bulunuyor.

Yakılan evleri gösteren köylüler köyün eski halini hatırlatarak, "Biz bu cevizlerden ekmeğimizi çıkarıyorduk. Burada 'yatır' vardı. Burası bizim evimizdi, şu kadar odası vardı" dedi.

Köylerini terk etmek zorunda kaldıklarını ifade eden Hıdır Bozdağ, "1993'ten 2004 yılına kadar yasak olduğu için köyümüze gelemedik. Buna rağmen zarar görmediğimiz söylendi. Hiçbir gerekçe sunulmadan dosyalarımız reddedildi. Komisyon, zararlarımızı yerinde tespit ettiği halde ret kararı çıktı. Bunda bir çelişki var. Bundan sonra yasal yollardan haklarımızı arayacağız" dedi.

5 kişilik bir komisyonun köye gelerek inceleme yaptığını belirten Ali Karabulut, "Biz bütün evraklarımızı verdik. İstenenleri tamamladık. Ama biz Karabulutları devre dışı bırakmışlar. Köyümüz yakılmış, yıkılmış, her türlü şey başına gelmiş. Ama ret yanıtı verildi" diye konuştu.

Tapu Kadastro Müdürlüğü'nün zarar tespiti sırasında köye gelerek inceleme yaptığını ve tapusu bulunmayan arazilerinin 'vergi kayıtlarını' da komisyona sunduklarını belirten Karabulut, "Devletin bir kurumunun verdiği evrakı diğer kurumu kabul etmiyor. Komisyonun tekrar toplanıp dosyanın yeniden incelenmesini istiyoruz" diye konuştu.

Köylülerin geçim kaynağının ceviz olmasına rağmen köyün boşalmasından itibaren ürünlerini toplayamadıklarının altını çizen Kazım Topaç, "Mahallinde keşif yapan arkadaşların olumlu rapor vermesine rağmen Tunceli'deki komisyon ret verdi. İstenen bütün belgeleri verdik. Gerekçe nedir? Dosyalarımızın tekrar incelenmesini istiyoruz. Köyümüze dönmek istiyoruz ancak ne köprümüz ne de yolumuz var. 1993'ten beri ürünümüzü alamıyoruz" şeklinde konuştu.

5233 sayılı yasanın vatandaşların mağduriyetini gidermek amacıyla çıkarıldığını kaydeden Tunceli Barosu Başkanı Özgür Ulaş Kaplan, "Ancak zararların ne oranda karşılandığı, köylüye ne yararı olduğu; o dönemdeki mağduriyetlerin ne denli giderildiği konusunda ciddi tartışmalar var. Pratikte ciddi sorunlar mevcut" dedi.

Yasanın bu haliyle devam ettirilmesi halinde Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) ciddi sorunlarla karşılaşabileceğine işaret eden Avukat Kaplan, "Türkiye hakkında AİHM'e binlerce başvuru yapıldı. Yüzlerce, binlerce mahkûmiyet kararı çıktı. Bir anlamda Türkiye, maruz kaldığı bu mahkûmiyet kararlarını azaltmak için böyle bir yasa çıkardı. Vatandaşların mağduriyeti giderilmediği taktirde vatandaş AİHM'e başvuracak ve daha fazla tazminat ödeyecek. Bu da Türkiye için ciddi bir prestij kaybı anlamına gelecek" şeklinde konuştu.

Baro Başkanı Kaplan, bazı komisyonların yasada yer almamasına rağmen vatandaştan çok sayıda belge istediğini ve vatandaşların bu anlamda da sorunlar yaşadığını dile getiriyor.

Komisyondan çıkan tazminat tutarının alel acele vatandaşa imzalatılmaya çalışıldığını belirten Kaplan, "Tespit edilen tutarlar bir an önce vatandaşa imzalatılmaya çalışılıyor. Miktar ne kadar küçük olursa olsun vatandaşa ya sulhname imzala ya da mahkemeye başvur deniyor. Yasada yer alan 15 günlük düşünme süresine uyulmuyor." diye konuştu.

Komisyonların vatandaşa en asgari tutarı ödeme konusunda ısrar ettiğini kaydeden Tunceli Barosu Başkanı Avukat Özgür Ulaş Kaplan, "Örneğin 50 bin YTL'lik zarar tespit ediliyor. Komisyon incelemeden bunu 15 bin YTL'ye düşürüyor. Hiçbir gerekçe yok tamamen keyfi bir uygulama. Uzun bir mahkeme sürecini göze alamayan köylü, miktar çok düşük de olsa kabul ediyor. Bu da mağduriyetin tam anlamıyla giderilememesine sebep oluyor." şeklinde konuştu.

Özellikle Nazımiye ilçesine bakan komisyonun çelişkili kararlar aldığının altını çizen Kaplan, "Nazimiye Kaymakamlığı'nın yer aldığı komisyonda köylülerin elektrik faturaları olmadığı gerekçesiyle ret kararı verildi. Ancak yapılan incelemede ret edilen köye elektriğin hiç gitmediği tespit edildi. Böyle çelişkili durumlar da söz konusu oluyor" dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious