Tüp bebek merkezleri artıyor

Tüp bebek merkezleri artıyor.14791
  • Giriş : 16.08.2007 / 23:20:00

Tüp bebek merkezleri, yoğun talep üzerine hızlı bir artışa geçti. Ancak, her ilde Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsatlı merkezler bulunmayabilir. Önce buna çok dikkat etmeniz gerekiyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Tüp bebek aslında bir sabır işi. Bir bebeğin sıcaklığını duymak için mücadele vermek gerekiyor. Ancak, çiftlerin bu noktada birbirlerine bugüne kadar olmadığından daha fazla destek olmaları gerekiyor. Tüp bebek tedavisinden önce eşlerin genetik haritaları çıkarılıyor. Bu, yöntemin en önemli kısımlarından biri. İşte aşama aşama tüp bebek hikayesi.....

Aşama aşama tüp bebek

Yumurtaların uyarılması ve toplanması işlemi başlıyor: Bütün ilaç kullanımlarında adet kanamasının 2. ya da 3. gününde temel ultrason incelemesi ve kanda östrojen tayini yapılır ve kullanılacak ilaç dozuna karar verilir. Uyarı tedavisi başladıktan sonra hasta kontrole çağırılır. Bu kontrollerde vajinal ultrasonografi yapılarak gelişen folliküllerin sayısı ve büyüklüğü kontrol edilir. Zaman zaman yumurtalıkların durumuna göre kanda östrojen incelemesine gerek duyulabilir. Tedavide amaç mümkün olduğunca fazla sayıda 16-20 mm çaplı follikül elde etmektir. Takipler esnasında kan östrojen düzeyleri kontrol edilerek ilaç dozu ayarlaması yapılabilir. Hedef 14 mmden büyük folikül başına 200 pg/mL östrojen düzeyine ulaşmaktır. Çatlatma iğnesinden 32-36 saat sonra yumurta toplama işlemi yapılır. Takipler sırasında değerlendirilen bir diğer faktör de rahmin içini döşeyen tabakanın yapısı ve kalınlığıdır. Gebelik oluştuğunda endometriuma yerleşeceğinden bunun yapısı son derece önemlidir.

Döllenme ve embriyo transferi

Folikül içeriği hemen laboratuvara gönderilir. Olgun yumurta hücreleri 4-6 saat sonra döllenme için hazır hale gelmektedir. Çapı 18-22 mm arasında olan foliküllerin yaklaşık % 80'inden döllenmeye uygun olgun yumurta elde edilebilmektedir. Bu esnada erkek de sperm verir. Canlı sperm bulunamayan kişilerde ise cerrahi olarak sperm aranır. Bunlar sperm sayısı, hareketliliği ve şekli yönünden incelenir ve döllenme için hazırlanır. Yumurta kültürü ve sperm hazırlandıktan sonra fertilizasyon işlemine geçilir. Spermler ile yumurtalar buraya bırakılırlar. Döllenmiş yumurtalar embriyo olarak adlandırılır.

Sıra gebelik testine geldi

Embriyo transferinden 12 gün sonra hasta gebelik testi için yeniden kliniğe çağırılır. Burada ilk önce idrarda daha sonra ise kanda gebelik testi yapılır. Kanda yapılan testin sonucuna göre gebelik olup olmadığına karar verilir. Test pozitif olanlar 2 gün sonra yeniden kanda gebelik testi için çağırılır. İki testin sonuçları arasındaki ilişki değerlendirilerek gebeliğin sağlıklı olup olmadığına karar verilir. İlk ultrasonda rahim içinde gebelik kesesinin olup olmadığı ve eğer kese varsa kaç tane kese olduğu araştırılır. İkiz, üçüz ya da daha fazla sayıda fetus bu ilk ultrasonda görülebilir.

Ruhsatlı merkezler

Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsatlı merkezlerin sayısı son 6 ayda 78'den 84'e yükselirken, yeni merkezler İstanbul, Bursa, Adana ve Gaziantep gibi büyük illerde açıldı. 84 merkezin 63'ü özel, 21'i ise kamuya ait. İstanbul'da 26'sı özel, 6'sı kamu olmak üzere toplam 32, Ankara'da 8'i özel 7'si kamu olmak üzere toplam 15, İzmir'de ise 5'i özel, 2'si kamu olmak üzere toplam 7 merkez bulunuyor. Üremeye yardımcı merkezlerin illere göre dağılımı şöyle: İstanbul (32), Ankara (15), İzmir (7), Bursa (6), Adana (5), Antalya (3), Kayseri, Konya ve Gaziantep (2'şer), Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Kocaeli, Malatya, Sakarya, Samsun ve Trabzon (1'er).

Yumurta toplama esnasında herhangi bir Ağrı hissediliyor mu?

Yumurta toplama işlemi için lokal veya genel anestezi uygulanabilir. Lokal anestezi yönteminde genellikle Ağrı hissedilmemektedir. Ancak bazen lokal anesteziyi tolere edemeyen ya da yumurtalıkların veya folliküllerin özel durumu nedeniyle işlemin teknik olarak zor geçeceği düşünülen vakalarda genel anestezi tercih edilebilir.

Umutların tükendiği anda gelen haber

Cemile-Mehmet Manap çifti bundan 12 yıl önce evlenerek Fransa'ya yerleşmiş. Evliliklerinin üçüncü yılında ise, çocuk sahibi olamadıklarını anlayarak doktora başvurmuşlar ve bir süre normal yollarla çocuk sahibi olmak için tedavi görmüşler. Fakat her şeyin normal olmasına rağmen sonuç alamamışlar. Fransa'da kısırlık tedavisinin ilk adımı olan aşılama yöntemini denemişler ama sonuç yine olumsuz olmuş. Artık bir üst aşamalara geçinmesi gerektiğini düşünen çift, Tüp Bebek tedavisini denemek için Türkiye'ye gelmeye karar vermişler. Türkiye'ye gelen çift 1998 yılında tüp bebek tedavisine başlamışlar. İlk denemelerinin olumsuz çıkması sonucu yılmayan çift ikinci kez denemişler fakat sonuç yine hüsran olmuş. Son kez yapılan denemede mutlu haber sonunda gelmiş. Cemile hanım "Tedavi süreci çok uzun ve yorucu bir süreç. İnsan ister istemez yıpranıyor ve her geçen gün umudunu daha da yitiriyor. Fakat ben bütün tedavilerimden umutluydum fakat olmadı o ayrı bir şey. Dokuz kez denedim tedaviyi. Doktorum artık. 'Cemile hanım yeter bir daha denemeyelim Fransa'ya eşinin yanına git biraz dinlen sonra tekrar bakarız" dedi. İşte bu son konuşmadan sonra anladım ki benim durumum iyi değil ve doktorum beni kırmamak için bana bunu böyle söyledi. Doktoruma bir kez daha yalvardım. Bu son dedim, yeminler ettim, ağladım, sızlandım tedaviye alması için. Dr. Seval Taşdemir, 'Tamam ama son kez' dedi. İşte tam ümidimizi kesmiş beklerken Allah yüzümüze güldü. Günlerce gecelerce dua ettiğim o güzel haber sonunda geldi. 'Hamilesiniz'... Bu büyülü kelimeyi duymak için tam 10 kez bu zorlu süreci yaşamıştım” diyor.

Doktoru cici annesi oldu

Hamileliğinin 4 ayını İstanbul'da geçiren Halime hanım, tüm ailesiyle birlikte Fransa- İstanbul arasında mutluluk hattı kurduklarını söyledi. Şimdi kızı Helin'i kucağına alarak mutluluk tablosu çizen Halime hanım, “Kızımız şu anda 10 aylık ve bana bu mutluluğu yaşamamda yardımcı olan doktorum Dr. Seval Taşdemir, kızımın cici annesi oldu” diyor.

Kısır erkeklerin umudu: Mikroenjeksiyon

Üremeye yardımcı tedaviler arasında tüp bebekten sonraki en önemli gelişme mikroenjeksiyonun kullanıma girmesidir. İlk mikroenjeksiyonun ve bu işlem sonrası doğan bebeğin dünyaya gelmesinden birkaç yıl sonra üreme sağlığı konusunda bir devrim oluşturan cerrahi sperm arama işlemi devreye girdi. Menisinde hiç sperm olmayan bir erkeğin testislerinden ameliyatla sperm bulunması ve bu sperm kullanılarak yapılan mikroenjeksiyon sonrası gebelik elde edilmesi tüm dünyada çocuk sahibi olması imkansız olarak kabul edilen binlerce erkek için umut olmuştur. Tek bir sperm hücresi kadından elde edilen yumurtanın içerisine saç kılından daha ince bir iğne yardımıyla mikroskop altında enjekte edilmekte ve döllenme sağlanmakta. Mikroenjeksiyon uygulamalarında döllenme oranı sperm oranıyla ilişkili değildir.

Hiç spermi olmayan hastalara tüp bebek ve mikroenjeksiyon uygulanabilir mi?

Hiç spermi olmayan hastalar üç grupta incelenebilir. Birincisi hipotalamus-hipofizden gelen hormonların eksikliğine bağlı olarak sperm olmayan hastalarda çoğunlukla tıbbi tedavi ile sperm oluşumu sağlanabilir ve bu hastalarda aşılamayla gebelik elde edilebilir. Başarı elde edilmeyen hastalarda ise mikroenjeksiyon uygulanır. Bu hastalarda testisten biyopsi alınmasına genellikle gerek duyulmamaktadır. İkincisi sperm yapımı normal olduğu halde kanalların tıkalı olmasına bağlı olarak sperm yapımının olmamasıdır. Bu hastalarda bir iğne ile veya başarısız olunursa testisten küçük bir parçanın alınmasıyla sperm elde edilebilir. Üçüncüsü testiste sperm yapımının bozuk olduğu gruptur ki hastaların büyük bir bölümünü bu hastalar oluşturmaktadır. Bu hastalarda öncellikle testise iğneyle girilerek ve sperm bulunamazsa biyopsi alınarak sperm aranır. Ortalama olarak hastaların yüzde 50'sinde sperm bulunabilmektedir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious