‘Tüp bebek yaptırdığımızı bir Allah bir de doktorlarımız biliyor’

‘Tüp bebek yaptırdığımızı bir Allah bir de doktorlarımız biliyor’.6467
  • Giriş : 06.02.2006 / 00:00:00

Dünyada ilk kez tüp bebek yöntemiyle döllenerek doğan Louise Brown bugün 28 yaşında.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bu süre zarfında normal yollarla çocuk sahibi olamayan binlerce çift sun'î döllenme uygulamasıyla anne baba olmanın mutluluğunu yaşadı. Ancak, hâlâ tüp bebeğin güvenilirliği hakkında şüphesi olanlar, tüp bebek yöntemi ile çocuğa kavuşanları küçümseyenler var. Tüp bebek yaptırmak için milyarlarca lira harcayan, defalarca deneme yapan, bu arada umutla hüsran arasında ruhsal zorluklar yaşayan birçok çift, bebek doğduktan sonra ‘normal yollardan yapamadılar da tüp bebeğe mecbur kaldılar' şeklinde küçümser ifadelere katlanmak zorunda kalıyor. Bu yüzden tedavi görerek tüp bebek yaptırdıklarını en yakınlarından bile saklayan Gizem ve İbrahim Y. çifti bu sırrı çocuklarına bile açıklamayı düşünmüyor. 6 yıllık evli olan çift, ilk yıl hamilelik olmayınca doktora gider. Çocukluğunda ateşli kabakulak geçiren İbrahim Bey'in kısır olduğu, çocuk sahibi olamayacağı söylenir. Büyük bir düş kırıklığı yaşayan İbrahim Bey, ayıplanmaktan çekinerek gerçeği kimseye açıklayamaz. Bu arada aile çevresinden sürekli çocuk yapmaları için baskı geldiği için kusuru kendi üzerine alan Gizem Hanım, yumurtalıklarında sorun olduğunu, tedavi görmesi gerektiğini söyler herkese. Bir yandan da eşinin nasıl tedavi olabileceğini araştırır. Eurofertil Üreme Sağlığı Merkezi'nde yapılan mikroskobik tarama testlerinde İbrahim Bey'de canlı sperm bulunur ve mikroenjeksiyon (yumurtanın içine iğne ile sperm yerleştirilmesi) yöntemi ile döllenme gerçekleşir. Rahime yerleştirilen üç embriyodan birisi hayata tutunur ve Gizem Hanım sağlıklı bir bebek dünyaya getirir. Bugün bir yaşındaki oğlunu severken tüm zorluklara değdiğini söyleyen Gizem Hanım, "Çevremizde erkeğin kısır olması daha çok ayıplandığı için eşimi korumaya çalıştım. Kusuru üzerime aldım. Şu an tedavi olduğumu sanıyor herkes." diyor. Eşinin gösterdiği sevgi ve bağlılık karşısında kıvanç duyan İbrahim Bey de, çevresinin tüp bebek yaptıranları küçük gördüğünü, çocuğun gerçekten babaya ait olup olmadığı hakkında şüphe duyduklarını anlatıyor. Olumsuz tavırlardan korunmak için bu işi gizlediklerini belirten İbrahim Bey, insanların bu konuda çok cahil ve önyargılı olduğunu vurguluyor.

EUROFERTIL Üreme Sağlığı Merkezi Medikal Direktörü Dr. Hakan Özörnek, tüp bebek yapılırken erkeğin spermi yoksa başka birinin spermi ile dölleme yapılmasının mümkün olmadığını ifade ediyor. Ancak resmî nikâhlı eşlerden alınan hücrelerle tüp bebeğin yapılmak zorunda olduğunu vurgulayan Dr. Özörnek, "Bu hem kanunî, hem vicdanî, hem de ahlakî zorunluluktur. Böyle bir şeye gerek de yok zaten. Testislerindeki dokuda canlı sperm olan erkekler bile çocuk sahibi olabiliyor. Dolayısıyla bize başvuran her yüz erkekten 99'una kendi hücresiyle tüp bebek yapıyoruz. Yüzde 1'i bu tedaviden faydalanamıyor. Bunu da kendisine söylüyoruz. Başkasının sperminin kullanılıp kullanılmadığını DNA testleriyle ispatlamak çok kolay artık. Böyle bir uygulamayı hiçbir tüp bebek merkezi cesaret edip de yapamaz." diye konuşuyor.

Erkek kısırlığı doğrudan cinsel güce bağlandığı için kısır erkeklerin bu anlamda başarısız sayıldığına dikkat çeken Dr. Özörnek, kısırlığın Allah'ın verdiği bir hastalık olduğunu, cinsellikle alakasının bulunmadığını belirtiyor. "Bir kişi mide ülserinden ne kadar utanıyorsa sperminin azlığından da o kadar utanmalı. Ülserle dalga geçilmeyeceği gibi sperm azlığıyla da dalga geçilmemeli. Bunu da hastalık olarak algılamak lazım." diyen Dr. Özörnek, erkeklerin her şeye rağmen tedavi olmaktan çekinmemesi gerektiğini, olumsuz tavırlara katlanmanın çocuk sahibi olmamaktan daha iyi olacağını dile getiriyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious