Turgut Özal 13 yıldır unutulmuyor

  • Giriş : 16.04.2006 / 00:00:00

Gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça siyaset kulislerindeki hareketlilik artıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ancak, Türkiye bir yandan da 13 yıl önce kaybettiği Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı konuşuyor. 17 Nisan 1993’te görevi başında hayatını kaybeden Özal, ölüm yıldönümü münasebetiyle bir kez daha kamuoyunun gündeminde. Bugün öğle namazını müteakip Ankara Kocatepe Camii’nde mevlit okutulacak, yarın da İstanbul’daki mezarı başında anma programı düzenlenecek. Panel ve konferans gibi etkinliklerle de yad edilen Özal’ın en çok hatırlanan özellikleri arasında ‘demokrat, sivil ve dindar’ oluşu bulunuyor. Özal’ın cenaze törenine katılan yüz binler de taşıdıkları pankartlarla bu vasıflara vurgu yapmıştı. Yakınları da Özal’ın bu kadar özlenmesini aynı özelliklere bağlıyor. Oğlu Ahmet Özal, bunu şöyle dile getiriyor: “Halkın değerleriyle barışık dindar bir cumhurbaşkanıydı, demokrasiyi özümsemişti. Yani ‘demokrat, sivil, dindar Cumhurbaşkanı’ yakıştırması boşuna değil.” Turgut Özal Fikirlerini Araştırma Derneği üyesi, eski ANAP’lı bakanlardan Mustafa Taşar ise “Kimsenin inancına karışmayan, dışlamayan, rencide etmeyen bir idare yöntemi kurmuştu. Bu yüzden cenazesine her kesimden insan seve seve koştu.” vurgusunu yapıyor.

Kocatepe’deki mevlide katılacak olan Ahmet Özal, babasının 13 yıldır toplumun her kesimi tarafından hayırla yad edilmesinin heyecanını yaşıyor. Turgut Özal’ın ortaya koyduğu yöneticilik ve insanî vasıfların, Türk halkının onu neden unutmadığının cevabı olduğunu ifade ediyor: “Küçükler ona ‘Tonton Amca’ derdi. Büyükler o televizyona çıktığında oturur, dinlerdi. Herkesin ailesinden bir amca, bir kardeş gibiydi. Güler yüzlüydü.” Bugün hâlâ aranmasının sırrını, ‘insanlara olan içten sevgisi’ne bağlayan Özal, babasının ‘İnsanı sevmeyen Allah’ı sevemez’ düsturuyla hareket ettiğini dile getiriyor. Buna bağlı olarak samimi davranışlar sergilemesinin de önemine dikkat çekiyor. “Hiç halktan kopuk olmadı.” dediği babasıyla ilgili bazı anılarını da şöyle anlatıyor: “Akşamları 19.00’dan sonra Türkiye’nin her yerinden vatandaşlar Köşk’ü arar not bırakırdı. Saat 24.00’ten sonra, bırakılan numaraları arar, hasbihal ederdi. Bir gün Sivas’tan Memet Ağa diye biri not bırakmıştı. Gece 00.15 sularında Ağa’yı arayarak, ‘Alo ben Turgut Özal. Cumhurbaşkanı’ deyince adam, “Hadi oradan ben...” deyip telefonu kapattı. Adamcağız cumhurbaşkanının kendisini arayıp konuşacağına inanmıyordu... İstanbul’da Harbiye Orduevi’nde kalırdı. Gece beni arar, “Gel al beni.” derdi. Korumalarını atlatabilmek için arka kapıdan, mutfak girişinden çıkardı. Beraber gezmeye giderdik.”

Eski Turizm Bakanı Mustafa Taşar da Özal’ın benzer özelliklerine dikkat çekiyor. Katma Değer Vergisi’nin (KDV) çıkarılması öncesi bir hatırasını şöyle paylaşıyor: “KDV’yi çıkaracağımız zaman yoğun toplantılar yapıyorduk. Bir toplantıya geç kalınca arkadaşlarımızdan birini görevlendirip, ‘Git bak bakalım nerede kaldı?’ diye sorduk. Arkadaşımız gider bakar ki Özal, partimizin hizmetlisi Sadık Efendi ile konuşuyor ve ona ‘KDV oranlarını kaç yaparsak KDV fişi alırsın?’ diye soruyor. Rahmetli, 7’den 70’e herkesin fikrini sorar, istişare ederdi.” Özal’ın kardeşi, merhum Yusuf Bozkurt Özal’ın oğlu AK Parti Milletvekili İbrahim Özal, amcasının en büyük hayali olan 2. Değişim Programı’na dikkat çekiyor. Bu pakette cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi projesinin de bulunduğunu hatırlatan Özal, “Bu proje hâlâ Türkiye için gerekli.” görüşünü savunuyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious