Türk gazetecileri cahildir

Türk gazetecileri cahildir.26623
  • Giriş : 29.06.2009 / 08:46:00

Artık gerçeği söylemek zorundayız: Türk gazetecisi cahildir! Mesleğinin özü bilgi ve yazı olan gazetecilerin genelinin müktesebatı, çoğu zaman diğer mesleklerin ortalamasının gerisinden geliyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Büyüyen Beşik

Medya mali kriz yaşamaya başladığından beri bu böyle.

Atılgan Bayar'ın yazısı...

İyi yetişmiş, iyi eğitilmiş gençler artık medyada eskisi kadar yer almak istemiyor.

Medya içindekiler ise, başka sektörlerde daha iyi para kazanabileceklerini biliyor ve bunu değerlendirmek istiyorlar.
Sonuçta...

Gazeteci, dediğimiz zaman kastettiğimiz imge, tipik bir ortadirek profiline dönüşüyor.

Muhtemelen öğrencilik yıllarında kendisine 'Aydın' diyebilecek kadar okumuş (Türk aydınının ortalama kütüphanesi 200 kadar kitaptan müteşekkildir), Sultanahmet hanutçusu düzeyinde İngilizce konuşabilen, kültürel açıdan hafta sonu sinemaya gidebilecek kadar faal ve gece kulüplerinin kapısından içeri girebildiği zaman kendisini 'sınıf atlamış' zanneden bir profilden bahsediyoruz.

Haliyle bu profilin okuduğu, duyduğu, öğrendiği ve hatta gördüğü üzerine neden-sonuç ilişkisi kurabilmesi bile sınırlı ve sorunlu oluyor.

Dolayısıyla gazeteci, işini kendi muhakemesiyle yapan bir meslek erbabından...

Politik veya ekonomik güç odaklarından birine kapılanmış bir memura dönüşüveriyor... Dönüşmek zorunda kalıyor.
Oysa; söyleneni, verileni, gösterileni yazana gazeteci denmez. Söyleneni, verileni, gösterileni sorgulayana gazeteci denir.

Medyalar arasında rekabeti, muhakeme yeteneklerinin rekabetinden, örneğin gazete kağıdının niteliğine dönüştüren bu ortamın, ilk bakışta medya patronajı açısından konfor yaratıyor gibi görünse de, bir sektörel bunalım ile nihayetleneceği açık.

Şimdi o sektörel bunalımın alarmı yüksek sesle çalmaya başladı.

Çünkü, gazetecinin ortalama niteliği toplumun gerisinde kalmaya başladıkça; hem medya itibarını kaybeder hem de gazetecinin cehaleti kendi medyası kadar, kyaranmaya çalıştığı kurum ve kuruluşların da aleyhine sonuçlar verir oldu.

Örneğin, CHP basın sözcüsü gibi davranan bir gazetecinin, değil kendi medyasına, CHP'ye bile faydası olmadığı görünürlük kazandı.

Nihayetinde, gazeteci imgesi, orta eğitim düzeyinde bir birikime sahip memur profiliyle özdeşleşmeye başladı.
Yeni iletişim imkanları ise, gazetecilerin gerçek niteliklerinin deşifresini hızlandıyor.

Köşelerinde formatlanmış hazır fikirleri dağıtan yazarlar, katıldıkları televizon programlarında, kendi sütunlarında yazdıklarını bile anlatmaktan aciz olduklarını ispat ediyor.

Kameralar önündeki basın toplantıları ise; gazetecilerin ham hallerini halka gösteriyor.

Bütün bu nitelikleriyle gazeteci, nihayetinde ülkesi ve halkı için faydalı olmayı arzu etse de, neticesinde cehalet yüzünden ülkede çatışma yerine barışa, gizlilik yerine şeffaflığa katkıda bulunamıyor...

Son yirmi yılda politik ve ekonomik etkenler yüzünden kurumsallaşan bu gazeteci bugün hem sektöre bir bunalım yaşatıyor hem de bu bunalımın ülke gündemine yansımasına neden oluyor.

Medya patronajları durumun vahametinin farkında... Kurumlar farkında... Millet farkında...

Hali hazırdaki medya düzeninin sürdürülebilir olmadığı artık açık.

Demek ki, medya sektöründe büyük bir değişimin arifesindeyiz. Eylül ayı sektörde çok hareketli gelişmelere gebe olabilir.

Mala mülke, hatta teknolojiye bile değil; insana yatırım yapan kazanacak.
AKŞAM

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*