Türk insanı hayırsever mi?

  • Giriş : 09.01.2007 / 00:00:00

Kesinlikle evet.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türk toplumunun yüzde 80'i, bir kuruma veya yakınındaki bir bireye doğrudan bağışta bulunarak, dini vecibelerini yerine getirmek amacıyla yaptığı bağışlarla (zekât ve fitre) veya dilencilere yapılan yardımlar gibi bağışta bulunuyor.
Üçüncü sektör olarak adlandırılan sivil toplumun gelişmesi, güçlenmesi amacını güden Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı'nın (TÜSEV) 'Sivil Toplum ve
Hayırseverlik' konulu araştırmasında hayırseverliğimiz rakama da dökülmüş.
Bağış yaptığını söyleyenler ile yapılan bağış miktarı karşılaştırıldığında Türkiye hayırseverlikte çelişki yaşıyor. Toplum bağış yapıyor ama düşük miktarlı yapıyor. Yılda yapılan bağışın toplamı 1 milyar 900 milyon dolar.
En kolay ulaşılabilecek kesim olan sokak dilencilerine ne kadar sadaka veriyoruz, tahmin edebilir misiniz?
Bir yılda 47 milyon dolar.
(65.8 milyon YTL)
Her ne kadar TÜSEV'in araştırmasında ankete katılanların yarıya yakını sokak dilencilerine sadaka verdiğini söylese de, yaptığımız bağışlar içinde en düşük (yüzde 2) orana sahip. Bunu gerekçelendirmek kolay, sokakta el açanlardan kimin gerçekten ihtiyacı olduğuna güvenimiz yok.
Buna karşılık toplam bağışların yüzde 22'sini oluşturan zekât ve fitrede de toplam bağış 400 milyon dolar düzeyinde. Araştırmada ortalama fitre miktarı olarak 14.8 dolar, zekât miktarı ise 17.2 dolar olarak hesaplanmış. TÜSEV araştırmasında da şu vurgu yapılıyor:
"Din güdümlü bağışların Türkiye gibi büyük oranda (yüzde 99) Müslüman bir ülkede, tamhin edildiği kadar yüksek olmadığı görülmektedir."
Hayırsever bir toplum olarak çoğunluğumuz (yüzde 87) bireyden bireye, doğuradan bağışı tercih ediyor. Sivil toplum kuruluşlarına ve vakıflara bağışta bulunmak pek akla gelmiyor.
Sivil toplum kuruluşlarına ve vakıflara güvenmedikleri için mi?
Bu sorunun yanıtı da şüphe götürmüyor, kesinlikle hayır.
Ankete katılanların yüzde 63'ü STK'ları (sivil toplum kuruluşlarını), yüzde 45'i de vakıfları, toplumsal sorunların çözümüne katkıda bulunabileceğini düşünüyor.
O zaman niye böyle?
Bireylerin çoğu, ihtiyaç sahiplerine doğrudan yapılan yardımların amaca ulaşmada en etkin yol olduğuna inanıyor. Katılımcılar, yoksullara yardımı devletin (yüzde 42'i), varlıklı kimselerin (yüzde 29), vatandaşların (yüzde 24) görevi olduğunu düşünürken, sadece yüzde 1.5 yoksullara yardımı sivil toplum kuruluşlarının sorumluluğu olarak görüyor.
İran hiçbir zaman güvenilir olmadı ki...
İran neyse ki vanayı açtı, doğalgaz tekrar gelmeye başladı. Vanayı pat diye kapattığında iki görüş vardı, İran'ın resmi açıklaması olan "Havalar soğudu, tüketim arttı, size verecek doğalgazımız kalmadı"sına inananlar, bir de Türkiye'ye karşı stratejik manevra olarak yorumlayanlar. Bu ikinci görüştekiler, Başbakan Erdoğan'ın Lübnan gezisinden hemen sonra İran'ın vanaları kapatmasını, hükümetinin, bölgedeki (Lübnan, Filistin, Irak) politikasına karşı 'hamle' olarak değerlendiriyor. Türk Avrasya İş Konseyleri Başkanı Tuğrul Erkin ile sohbet ediyorduk. "İran ne zaman güvenilir oldu ki" diyordu. Tahran'da yeni havaalanı inşaatı ve işletmesini alan TAV'a karşı çıkarılan engeller, Turkcell'in kazandığı ihaleye rağmen taş konulması çok yakında yaşandı.

'STK'ların ne olduğunu hâlâ öğrenemedik
Her ne kadar sivil toplum kuruluşları (STK), sınavı geçemeyen kamu kuruluşları karşısında Marmara depreminde gösterdiği başarılarla toplumda büyük sempati toplamış olsa da, TÜSEV'in (Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı'nın) araştırması ortaya koyuyor ki, toplum STK'lara çok uzak. Oysa 'muasır medeniyet' olarak kendimize hedef koyduğumuz Avrupa Birliği üyelik sürecinde de, demokratikleşme ve kalkınmada da STK'ların gücü olmadan yol alamayız. STK'lar etkinleşecek ki, toplumun tüm kesimlerinin beklentileri dile getirilebilsin.
TÜSEV'in araştırmasında toplum, STK'ların ve vakıfların 'iyi bir şey' olduğunu söylüyor ama konu katkıya geldi mi eksik kalıyor. Bunda biraz da sivil toplumun öneminin kavranmamış olması etkili.
Farkındalık yaratmakta da asli görevi olan medya da sınıfta kalıyor.
TÜSEV'in araştırmasında STK'ların medyada görünürlülük seviyesi de tespit edilmiş. Köşe yazarlarına düşen sorumluluk çok daha fazla. Çünkü sivil toplum yazıları toplam köşe yazılarının sadece ve sadece yüzde 5.7'sini oluşturuyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious