Türk-Kürt ayrımını Sırp Kasabı bile kullanmış

Türk-Kürt ayrımını Sırp Kasabı bile kullanmış.15769
  • Giriş : 06.10.2008 / 13:45:00
  • Güncelleme : 06.10.2008 / 13:04:42

Altınova’daki ‘etnik gerilim’ tehlike sinyalini bir kez daha ciddi olarak vermişti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:

Sepet Beşik

DTP bu sıcak gündemde 'demokrasi adına' kapatılırsa kimselerin içi sızlamayacak…
Çünkü, öldürülen 2 kişinin katil zanlısı 'Kürt' bu bile yeterli bir sebep halkımızın nezdinde.

DTP heyeti 'provakosyon' olur düşüncesi ile Altınova'nın girişinde bekletildi.
DTP yöneticilerinin bu ülkenin siyasetine bundan sonra katacağı çok fazla bir artısı olduğuna inanmamama rağmen 'demokrasi' düşmanlarının kazanacağı bir oyunun içerisine atıldığımıza da bir kez daha dikkatinizi çekmek istiyorum.
Altınova'da yaşanan provokasyon sonrası Balıkesir Valisi'nin söylediği sözler ise çok düşündürücü.

Selahattin Hatipoğlu, 'Bazı taşkınlıkları ise hoş gördük. Acıdan dolayı. Ama bunun ötesindeki hareketler için gereğinin yapılması lazımdı' derken aslında bizi çok eskilere götürdü.

12 Eylül'de darbe yapan Kenan Evren'de benzer bir söz sarf ederek 'şartların olgunlaşmasını' beklememiş miydi?

Nitekim 12 Eylül'de şartlar olgunlaşırken Altınova için de acıdan dolayı 'taşkınlıklara göz yumma' hoşgörüsünü gösteriyordu aynı devlet.

12 Eylül darbesini olgunlaştıran şartlar ile Altınova'daki gerilim arasındaki tek fark ise, birinde sağ-sol düşünce kavgasına ötekinde Türk-Kürt etnik çatışmasına zemin hazırlanıyor olması.

Bir Vali tarafından insanların kafasını karıştıran böylesi bir açıklamanın arkasında art niyet aramaktan ziyade bunun bir mikrofon hatası olduğunu düşünmenin gönüllerimizi biraz daha ferahlatacağı kanaatini taşıyanlardanım. Aksi takdirde bu açıklamanın kabul edilebilirliği çok tartışılır.

Basit bir olayın büyütülerek Türk-Kürt çatışmasına getirilmesi ise Türkiye'nin en önemli sorununun bilinçaltımıza nasıl yerleştirildiğini gösterdi bir kez daha.

Bu filmi ilk kez seyretmedik Altınova'da.

Bizim gibi Vali Hatipoğlu'da yeni tecrübe etmedi bu olayı.

Basit nedenlerle başlayan gerilimlerin büyük olaylara altyapı hazırladığına birlikte şahit olduk çoğu kez.

Şehit cenazelerinde sık rastladığımız olaylar değil mi Altınova'da yaşanan?

Aralarında husumet bulunan iki kişinin basit nedenlerle başlayan kavgasının etnik nedenlere kadar götürülmesi, konunun ne kadar hassas olduğunu göstermiyor mu?

Valinin açıklaması ise olayların tuzu biberi oldu.

Konu o kadar hassas ki…

Viyana'da yakalanan Sırp Kasabı Radovan Karadziç tarafından bile kullanıldı.

Viyana'da yaşayan Türk ve Kürtler arasında bir çatışma çıkarmak için yoğun çaba sarf etmiş Sırp Kasabı. Başarılı da olmuş.

Her zaman gündemde, her an patlatılmaya hazır olarak bekletilen bu bombanın peşinden koşarken 'bize neler oluyor?' sorusunu bir kez daha sormamız gerekiyor kendimize.

Kurtuluş Savaşı'nın gazileri şehitleri Türk-Kürt değil miydi?

Çanakkale'de şehitlikte yatan bu iki milletin evlatlarına ne oldu?

Ya kız alıp verenler akrabalıklar yok mu edildi?

Birlikte okul sıralarını paylaşan genç dimağlar…

Kamu kurumlarında yan yana çalışan Şehmuz ile Oğuz'a ne oldu?

Bizi biz yapan değerlerin insanları bayramlaşmadık mı yoksa bu bayram?

Bayramdan bayrama mı güzel olan yönlerimizi hatırlıyoruz dersiniz?

Altınova'da oynanan oyun basit nedenlerden çıktı ama şimdi ciddi boyutlara ulaşmadı mı?

Hatta acım olduğunda sana saldırır, taşkınlık yapabilirim buna da devlet göz yumar diyeceğimiz kadar şiddetli boyuta…

Bugün Altınova'da yarın nerede diyebileceğimiz yürek hoplatan seviyelere getirilmek isteniyor mesele…

Basit bir mesele bile etnik çatışmalara zemin oluşturulacak hale getirilerek cinayetler işleniyor artık bu ülkede.

15 Şehit haberimizin öncesinde hazırlamış olduğumu bu yazı sadece teknik bir hatadan dolayı köşedeki yerini alamadı.

Üzerine Aktütün Karakolunun beşinci kez basıldı haberini alınca bir ezberin bozulması gerektiğini de eklemem gerekti bu yazıya.

DTP artık çıkıp şu 'lanet olası' terörü kınamak zorunda olduğunu bilmeli ve ayak oyunlarından kurtulmalı.

Diyarbakır'da Siirt'te ölenlerin 'Kürt' olduğu gerçeğini gören gözlerin barış için PKK'dan uzaklaşması gerekmiyor mu?

Toplumsal barış adına şehit yakınlarını ziyaret edip taziye dileklerinde bulunmak zamanı gelmedi mi dersiniz?

Bir kez olsun bu ülkede barış adına örgütün maşası olmaktan kurtulma hamlesinde bulunsanız zarar mı görürsünüz?

Yanan yüreklerin artık barışa katkı sağlamadığını bilmeniz için daha ne kadar kan dökülecek?

DTP eline geçen bu son şansını iyi değerlendirip şehit yakınlarını ziyaret ederek ülkede oynanan oyuna son verme planını harekete geçirmeli artık.

Aksini düşünmek bile istemiyorum.

Yoksa sokaklarımız yine 'ya sev ya terk et' sloganlarına kendini teslim edecek.

Ya gerilime kim dur diyecek?

15 can yürekleri dağladı. Şehitlerin ardından Kürtçe ağıtlar yakıldı.

En büyük endişem ise yeni yılda Dağlıca katliamı sonrası gördüğümüz eğlence havasının benzerini buradaki birlik komutanında görmek olacak.

5 kez basılıp bu kadar şehit verilen bir karakolun kapatılacak olması ise geç kalınmış bir karar değil mi?

Terör öncesi kaçakçıların takibine yönelik hazırlanmış sınır karakolları artık mevcut ihtiyacı karşılamıyor.

Buna örnek olarak ise çok yakından bildiğim birkaç tanesini sayabilirim.

Van Başkale'de Çimçayır (şimdi kapatılmış), Erenler, Koru, Verici karakolları inanın yakından görenleri ürkütmeye yetiyor.

Askeri bürokrasinin artık kafasını kumdan çıkarıp yeniden sınır karakollarını teröre set çekecek bölgelere ve daha güvenilir yerlere taşıması gerekli.

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*