Türk milletinin uyanık olması lazım

  • Giriş : 18.02.2007 / 00:00:00

Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt PKK’nin “siyasi” düzleme çekilmesi amacıyla Türkiye üzerinde yeni bir oyun oynandığını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


“Milletimize bazı şeyleri söylememizin gerekli olduğu kanaatini taşıyorum” diyerek söze başlayan Büyükanıt’ın anlatım tarzıyla da dikkat çeken ABD yorumları şöyle:

Ya yapılır, ya yapılmaz

* Şu anda Türkiye hududunun en zayıf tarafı, öteki tarafında koruyanın olmaması. O zaman şu akla geliyor: Korunmayan hudut eğer bize zarar veriyorsa, eğer PKK terör örgütü bundan yararlanıp, ülkemdeki insanlara zarar veriyorsa, Türkiye’nin bir tedbir almasının gereklilik olduğunu da ifade etmemiz bir zorunluluk oluyor.

* Askeri harekatta bir prensip vardır, ihtiyaç nedir, ona göre harekat yapacaksın. Sembolik, jenerik, iş olsun diye operasyon yapılmaz. Ya yapılır, ya yapılmaz. Sırf biz operasyon yaptık diye operasyon yapılmaz.

* Terör örgütü sürekli sözde ateşkes ilan ettiğinden beri, Türkiye’yi tehdit etmektedir. “Eğer bahara kadar, isteklerimiz yerine gelmezse, biz başlarız” diye. Bunların kabul edilmesi değil, düşünülmesi bile mümkün değil. Dolayısıyla bir operasyon yapılacaksa, bunun için bir karar alınması lazım, Bakanlar Kurulu’nun bir karar alıp askere direktif vermesi lazım, askerin hazırlanıp bu operasyonu yapması lazım. Hassasiyeti nedeniyle bu konuya daha fazla da girmek istemiyorum.

* “Kararlılığımızı” neden söylüyorum? Terörle mücadele ve PKK bağlamında çok büyük bir oyun başlamak üzere. Sahnenin perdeleri kapalı, sahneyi açacak oyuncular perdenin arkasında ipleri ellerinde tutuyorlar. Yapacakları tek şey perdeyi açmak. Perde açılmak üzere. Emareleri ortada. Oyun şudur: Çeşitli çevrelerde, ne kurum ne ülke ismi vermek istiyorum, düşündüğünüz zaman bulabileceğiniz şeyler.

Bugün PKK’nın bir terör örgütü olduğunu birçok ülke kabul etmiştir, başta ABD, AB ve NATO dahil. Bazı yerlerde Kürt konferansları düzenliyorlar. Onların sonuç bildirilerine dikkatli olarak baktığınız zaman perdeyi açacak aktörleri, kimler olduğunu da çok iyi anlarsınız. Birçok ülkenin terörist olarak kabul ettiği PKK’yı, başka bir kimliğe dönüştürmek mümkün müdür? Soru budur. Bazı çevrelerin gördüğü, “evet mümkündür”. Hangi kimliğe dönüştürelim bu mücadeleyi? İnsan hakları ve azınlıklara indirelim, siyasi platforma taşıyalım.

Bu siyasi platformun iç siyasetle ilgisi yok, uluslararası siyaset... O raporlara baktığınız zaman bunları görüyorsunuz. PKK bir ateşkes ilan etti. Geriye baktığınız zaman PKK kaç kere bu yolu denedi. Sonra ne oldu? Terör olayını, insan hakları ve azınlıklar bazına indirip Türkiye’nin önüne, eğer mümkünse çok uluslu hale getirerek, ki bunun da teşebbüsleri var, koymaktır. Bu şu anda geldiğimiz noktada PKK ile mücadelede benim görebildiğim en önemli husustur. Bu konuda Türk milletinin uyanık olması lazım.

* O sözde ateşkes ilanından sonra bir yetkili aynen şunu söylüyor: “Bu ateşkes çok iyidir. Çok güzel bir gelişmedir.” Dağlardaki teröristleri görmeden söylenen bir söz. “Biz buna dayanarak PKK’nın terörist kimliğini de ortadan kaldırabiliriz”. Bunu söyleyen bellidir, zamanı bellidir, yeri bellidir. Yetkisi de bellidir. PKK’yı terörist örgüt olmaktan çıkaralım. İşte ondan sonra da insan hakları ve azınlıklar bağlamında bu konuyu gündeme getirelim, demektedir. Kamuoyuna bunu ilk kez açıklıyorum.

* Tüm devlet kademeleri Irak’ın üniter yapısının korunması görüşündeyiz. Ama geldiğimiz noktada görüyoruz ki Irak’ın üniter yapısı çok büyük ölçüde şekil değiştirmiştir. Gerek mezhepsel çatışmalar, gerek etnik bölünmüşlükler, Irak’ın üniter yapısında çok ciddi sıkıntılara yol açmıştır. Hergün bazen yüzlerce, bazen onlarca insan şu anda bu çatışmalardan dolayı canını kaybetmektedir. Bunu bırakın Irak’a komşu olan bir ülke olarak Türkiye’yi ve Türk askerini, insan olarak bu acıları kabul etmemiz mümkün değildir. Bir ülkenin bu duruma gelmesi, etnik ve mezhepsel çatışmaların ülkeleri nereye götüreceğinin çok canlı bir örneğidir. Bir asker olarak bundan da ders almamızın gerektiğini düşünüyorum. Sünni-Şii çatışması takdir edersiniz şu anda en yüksek noktasına kadar gelmiştir.

Hududun öteki tarafı...

* Türk-Irak hududunun Irak tarafı tamamen boş durumdadır. Hiçbir güvenlik görevlisi hududun öteki tarafından Irak sınırını korumakla görevlendirilmemiştir. Hududun Irak tarafı PKK’ya teslim edilmiştir.

Bir hudut düşünün ki, o sert arazide bunları korumaya çalışıyorsunuz. Öteki tarafta hududu terörist örgüte teslim ediyorsunuz. Kim teslim ediyor bu hududu PKK örgütüne? Onun takdirini sizlere bırakıyorum. Şu anda dağlarımızda 1500’e yakın terörist gezmekte, 3 bin 500 terörist Irak’ta ve çoğu hududumuzda. Teröristlerin çoğu Kandil’de değil, hudutlarımıza yakındır. Bu olaya “terör” değil de, “siyasi” bir olay dedikten sonra, buna herhangi bir yorum yapmak mümkün değildir. Eskiden teröristler ufak tefek malzemelerini, yiyeceklerini katırla taşıyorlardı, kendileri yaya gezerlerdi. Şimdi arabalarla geziyorlar hududumuzun ötesinde. Bunlar dedikodu değil, görüntüleri elimizde.

‘Çuvalcı Paşa’ demeyin ricası

Türk basınında 4 Temmuz olayları ile ilgili yaygın bir şey var. Şimdi bir komutan David Petraus terfi etti ve Irak’ta komutan oldu. Bu kişinin ismi Çuvalcı Paşa’ya çıktı. Bu kişi çok üzülüyor, rahatsız oluyor. Bu çuval geçirme olayı ile Petraus’un yakından uzaktan hiçbir ilgisi yoktur. Şimdi siz bana sorarsanız, ’Kerkük’teki komutan kimdi?’ diye. Ben de size onu söylemem açıkçası. Çünkü bir komutanı deklare etmem benim askeri anlayışıma sığmaz. ’Çuvalcı paşa’ falan artık demeyin.

GENERAL ODIERNO ÇIKTI
Büyükanıt’ın “Çuvalcı general Petreaus değil. Ancak adını veremem” dediği generalin, ABD Genelkurmay Başkan Yardımcılığı görevinde de bulunan General Raymond Odierno olduğu ortaya çıktı. Türk askerlerinin başına çuval geçirildiği dönemde, Kuzey Irak’tan ABD’nin 4. piyade tümeni görev yapıyordu. Çuval olayının olduğu tarihte ise, bu tümenin komutanı Tümgeneral Raymond T. Odierno idi. Irak Lideri Saddam Hüseyin de, o dönemde Odierno’ya bağlı birlikler tarafından yakalanıp, tutuklandı.

Büyükanıt, “dinamik güçler” ifadesinin ne anlama geldiğini de şöyle açıkladı: “O anda aklıma ’zinde’ yerine ’dinamik’ geldi. Dinamik, hareketli, o işe görevli, o işi yapabilen onu kastettim. Derin devleti falan kastetmedik.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious