Türk polisinden korkmayan var mı?

Türk polisinden korkmayan var mı?.14775
  • Giriş : 04.12.2008 / 09:42:00

Saçlarından çekilerek götürülen kadının “bunlar polis değil” diye bağırmasına rağmen. Kimse kıpırdamadı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bu yazıyı istisnalar kaideyi bozmaz ilkesine sahip çıkarak paylaşıyoruz. Polis teşkilatının çok küçük bir oranına karşılık gelen bu tip polise yakışmayan olaylara karışan polisler, elbette tüm polis teşkilatının böyle olduğunu göstermez. Yakın zamanda Diyarbakır'da şehit edilenler de polisti; daha dün fuhuşa yataklıktan amirince tutuklanan polis müdürü de polisti.. Ama olup bitenler olumsuzlukları ve korku imajını da yok saydırmaya malesef yetmiyor...

Polis taklidi yapan şehir eşkıyalarının yaptıklarını gördünüz. İnsanların nasıl sinmiş olduklarını da gördünüz. Üstelik saçlarından çekilerek götürülen kadının “bunlar polis değil!” diye bağırmasına rağmen. Kimse kıpırdamadı.

Bu eşkıyalar, polis kılığına girmiş olmasalardı oradaki insanlar bu zorbalığa ne kadar karşı koyacaklardı bilemeyiz. Can korkusu çok anlaşılır bir şey. Tanımadığım bir kadını koruyayım derken kafama yiyeceğim bir sopa darbesiyle başıma nelerin geleceğini bilemem, bu belirsizlik de beni kahraman olmaktan alıkoyabilir. Fakat bu, insanların polisten korktuğu gerçeğini değiştirmiyor. Bu şehir eşkıyaları da bu gerçeği kullanmışlardır.

Türkiye'de insanlar polisten korkuyor. Ben de korkuyorum. Başıma bir şey gelecek ve karakola düşeceğim diye ödüm kopuyor.

2008 yılındayız ama Türk karakollarında insanın başına neler gelebileceği HÂLÂ belli değil zira. Nijeryalı Festus Okey gibi yediğiniz dayaktan ölebilirsiniz. Otopark kavgası yüzünden karakola sığınan arkadaşımın başına geldiği gibi hastanelik olabilirsiniz. Hatta kadınsanız, benim başıma geldiği gibi fahişe muamelesi görüp sizden yararlanmaya kalkabilirler.

Evet yanlış okumadınız. Gece yarısı, Vali Konağı'nda oturan bir arkadaşımdan çıkıp evime gitmek üzere arabama doğru yürürken bir otomobilden bana yol soruldu, eğilmiş tam tarif ederken arkadan bir ekip otosu geldi ve yol soran adamı da beni de tutuklamaya kalktı. Beyler, uzaktan öyle görünebilir ama durum sandığınız gibi değil diye otomobilli adam da ben de diller döktük. Sonuç? Yol soran adamı yolladılar, beni tuttular. Karakola götüreceklerini sanırken hayır öyle olmadı beni şehir içinde “ gezdirmeye” başladılar. Tuhaf tuhaf muhabbetler dönmeye başladı. Issız yerlere götürmeye kalktılar. Ben çıngar çıkarıp oraya buraya telefon etmeye başlayınca 1 saat sonra aldıkları yere geri bıraktılar.

Şikayet etmeye kalksaydım hiçbir sonuç almayacağımı bildiğim için sineye çektim. Ama bunlar başa gelen şeyler.

Karakolda neden dayak atılır? Polis neden insan döver? Sokakta gördükleri yalnız bir kadından neden faydalanmaya kalkarlar? Bu nasıl bir kurumdur? Nasıl böyle elemanları barındırlar? Bu korkunç alışkanlık niye hâlâ devam eder? Bu hakkı kendilerinde niye görürler?

Çünkü biliyor ki bir şey olmayacak. Polisler tarafından dövülerek öldürülen Metin Göktepe davası nasıl sonuçlandı? Dava ilden ile dolaştı, defalarca bozuldu, sonunda söz konusu polisler az bir ceza ile kurtuldu.

Engin Çeber davası ne olacak? Yine hiç. Festus Okey'in ki peki? Yine hiç. Devlet devleti yargılamaz. Nokta.

İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah “kimlik sorun” diyor. Kimlik soranların başına neler geldiğini dünkü Vatan'da okudunuz. Nereye kime ne sorabiliyoruz?

Yakalanmaları 3 ay sürmüş. Hepsi sabıkalı, hepsinin dosyası olduğu halde. Zaten yakalandıkları için bu haber servis edildi. Aksi taktirde bizim böyle bir şeyden haberimiz olmayacaktı. Demek ki daha neler var. Ancak çözülünce haberimiz oluyor. Bu bir başarı mıdır bunu da sormak lazım..

Cerrah nasıl bir kurumu yönettiğini bilmiyor belli ki. Kurumun halk nezdindeki intibaını da bilmiyor belli ki. Polise karşı açılmış davaların istatistiklerini de bilmiyor belli ki. O yüzden çocuklar gibi şaşırıyor. Nasıl sormazmışız...

Şaşırın bakalım daha siz. Biz şaşırmıyoruz.

VATAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*