Türk polisinin il il dert haritası

  • Giriş : 21.08.2006 / 00:00:00

Avrupa Birliği patentli yeni yasalar, polisin elini kolunu bağladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Biz yakalıyoruz savcılar salıyor

TÜRKİYE'NİN, Avrupa Birliği (AB) patentli yeni yasaları, pek çok kesim gibi polis için de yeni bir süreç başlattı. Müktesebata uyum çerçevesinde yasalaştırılan başta Türk Ceza Kanunu (TCK), Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) ve Ceza İnfaz Kanunu (CİK) olmak üzere çeşitli düzenlemeler, yetkilerin bir kısmını törpüledi. Polisler, özellikle gözaltına alma, arama yapma ve tutuklama konularında yapılan değişikliklerin ellerini kollarını bağladığını söylüyor. Özellikle gasp, hırsızlık gibi olaylarda suç oranlarının artmasının altında yatan gerçeğin bu olduğu vurgulanıyor. Kimi zaman suçüstü niteliğindeki bazı olaylarda bile yakalanan kişilerin kısa bir süre içinde serbest kalmasının motivasyonlarını etkilediğini ifade ediyorlar.

Elimiz, ayağımız bağlandı

Ankara'da görev yapan S.T . adlı polis amirinin anlattıkları da bu sıkıntıyı ortaya koyar nitelikte. Polislerin, özellikle son çıkan kanunların ardından büyükşehirlerde görev yapmasının zorlaştığını savunan S.T., 'Yasalar, elimizi ayağımızı bağladı. Savcının biri diyor ki; 'Gasp ve cinayet haricinde bana kimseyi getirmeyin.' Yakaladığımız her 15 kişiden de neredeyse 10'u serbest bırakılıyor. Bu sebeple, suç oranlarının yoğun olduğu büyükşehirlerde görev yapmak istemiyoruz. Çünkü, bu tip gelişmeler insanın motivasyonunu olumsuz etkiliyor. Polis de, aynı gerekçeyle suç işleyen kişileri artık gözaltına almak için özel bir gayret sarfetmiyor. Asayiş suçlarının artmasında bunlar etken olmuştur' ifadesini kullanıyor.

Uyuşturucudan serbest

Bir başka örnek de polisler tarafından şöyle anlatılıyor: 'Bir araçta esrar olduğuna dair ihbar geldi. Gelen ihbar üzerine araçta arama yapıldı ve bir sonuç alınamadı. Bu arada aracın yanında bulunan bir tablacı panikledi. Bunu fark eden polisler tezgahta arama yaptı ve bir miktar esrar bulduk. Konu yerel mahkemeye taşındı. Mahkeme kararı doğrultusunda esrar bulunduran şahıs suçlu bulundu. Daha sonra Yargıtay, kararı, 'Kanunsuz arama yapıldı' diye bozdu ve polisler suçlandı.'

Ertesi gün aynı suç

Kendilerinin yakaladıkları kişileri savcıların serbest bıraktığını, bu insanların ertesi günü yine aynı suçla karşılarına geldiğini belirten polisler, buna bir önlem alınmasını istiyor. Emniyet'in rakamları da asayiş suçlarındaki artışı zaten gözler önüne seriyor. 2004 yılında 353 bin 578 asayiş olayı meydana gelirken, olayların yüzde 63'ü aydınlatıldı, yüzde 37'si ise faili meçhul olarak kaldı. 2005 yılında ise asayiş olaylarında yüzde 38'lik bir artma ile 487 bin 762 olay gerçekleşti. Bunlardan yüzde 55'i aydınlatılırken, geri kalan kısmı faili meçhul olarak kaldı. Olayların artmasıyla birlikte polis, 41 bin 729 daha fazla olayı aydınlatmayı başardı. Şahsa karşı işlenen suçlarda yüzde 25, mala karşı işlenen suçlarda yüzde 48'lik artış oldu. Özellikle hırsızlık, gasp gibi olayların çoğalması dikkat çekiyor.

Polise, 'ruh hastası' damgası vurulmasın

GÖREVİNİN ağırlığına rağmen yakaladıkları suçluların bir de serbest bırakıldığını gören polisin ruh sağlığının olumsuz etkilendiğini belirten Prof. Dr. Işık Sayıl, 'Ciddi ruhsal sorunu olan kişi polislik yapamaz, diğer meslekleri de. Polislerde, akıl hastalığı boyutunda sorunu olduğundan intihar edenlerin sayısı, güncel gelişmeler nedeniyle intihar edenlerden çok azdır. Bunlar çoğunlukla, ekonomik şartlar, çalışma koşulları, karşı cinsle yaşadıkları problemler, genç oldukları için duygusal etkilenmeler gibi olaylara da bağlı kriz durumları nedeniyle intihar edebiliyorlar' dedi. Polislerin, endişe ve sıkıntılarını, duygusal sorunlarını paylaşma durumunda, mesleki kariyerlerinin olumsuz etkilenmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Sayıl, 'Sorunların ayrımının yapılması lazım. Sıkıntılarını paylaştığında meslekten uzaklaştırma ya da meslekte geri hizmete alma gibi durumlar olabiliyor. Gelip geçici ruhsal sorunlarda polis, ruh hastası olarak damgalanmamalı' ifadesini kullandı.

SORUNLARINI ANLATTILAR

Maçlarda görev almak istemiyoruz

ÖZELLİKLE maç günleri adeta kabus yaşadıklarını belirten polis memuru A.D. '12 saatlik gece nöbetinden çıkıyoruz. Sabah eve geliyoruz. Öğlen saatlerinde, akşam 19.00 veya 20.00'de başlayacak olan maça çağırıyorlar. Maçtan sonra da görevimize gece yarısına kadar devam ediyoruz. Neredeyse 24 saaten fazla çalışmış oluyoruz. Antalya tatil için herkesin tercih ettiği bir kent. Kente sık sık gelen üst düzey bürokratlar nedeniyle sık sık izinlerimiz iptal ediliyor. Yaptığımız fazla mesai üretleri belli bir paranın üstünde değil' diyor. Polis memuru Y.M ise 'Bazı sorunlarımızın çözümü için Ankara'da Genel Müdürlüğe gitmemiz gerekiyor. Gittiğimiz zaman da saat 08.00 -12.00'de kabul ediliyoruz. Antalya'da sık sık etkinlikler düzenleniyor. Bu etkinliklerde görev yapan başkaları ek ödenek alırken polis böyle bir uygulamanın dışında tutuluyor. Veya ÖSS gibi sınavlarda polis, pazar günü ailesi ile birlikte izin yapacağı gün sabah 05.00'te evinden çıkarak görev yerine gidiyor. Saatlerce çalışıyor. Ama öğretmenlere para ödenirken bize ödenmiyor diyor.

Personel yetersiz görev bize düşüyor

HEMEN hemen her ilde olduğu gibi, Uşak'ta da görev yapan polisler genel olarak fazla mesaiden şikayetçiler. Personel sayısının Uşak'ta yetersiz olması nedeniyle görev saatlerinin yoğunluğundan yakınan polisler, Emniyet Müdürlüğü kadrolarına gerekli sayıda memur gönderilmesini istiyorlar. Bu konuda Görkem A. adlı polis memuru bakın ne diyor: '15 yıllık polis memuruyum. Daha önce görev yaptığım illerle Uşak'ı karşılaştırdığımda burada daha zor şartlar altında görev yapıyoruz. Personel yetersizliği nedeniyle 15 kişilik kadroda 6 kişi görev yapıyoruz. Bu da daha fazla çalışma saatleri olarak bize dönüyor. Yorucu ve temposu yüksek çalışmalar nedeniyle hem beden olarak hem de sosyal anlamda yıpranıyoruz.'

Yine aynı ilde görev yapan M. K 'Genel anlamda bakıldığında Türkiye de polisler en fazla çalışan ve özlük hakları açısından en fazla mağdur olan memur kesimidir. Toplumun huzur ve güvenliği için görev yapmamıza rağmen, biz tam aksine huzur ve güvenlik içinde değiliz. Hem fazla çalışıyoruz, hem de maddi açıdan çok sıkıntı içindeyiz' diyor.

Ne kadar kesinti yapıldı, bilmiyoruz-

iki aydır bordrolarını göremediklerini belirten polis memuru T.K, 'Bordolarımızı vermedikleri için bizden yapılan kesintilerin nereye yapıldığını ve ne kadar olduğunu bilmiyoruz. Hatta net maaşımızın bile ne olduğunu bilmiyoruz. Bordrolarımızın akıbetini sorduğumuzda 'Polnet'ten görebileceksiniz' dediler ama bugüne kadar internet üzerinden de göremedik' diyor.

R.A adlı polis memuru ise 'Sadece Adana'da değil ülkemizdeki polislerin en önemli sorunu ek görevlerdir. İstirahate ayrılması gereken polisler, konser, sınav, maç, miting gibi durumlarda ek göreve çağrılıyor. Bu ek görevler için herhangi bir mesai ödenmiyor. Fazla mesai ödenmesi bir yana biz bu ek görevlere gidebilmek için cebimizden masraf yapmak durumunda kalıyoruz' diyor. A.G. adlı polis memuru da, 'Ehliyet sınavları için göreve giden arkadaşlarımız sabah 08.00'de görev yerlerinde oluyor. Sınav görevlileri ise 09.00'da geliyorlar sınavlar 11.30'da başlıyor. Sınav bitince herkes gidiyor. Polis ise kurye aracının gelmesi için 1-2 saat daha beklemek zorunda kalıyor. Sınavda görev alan çaycı dahil herkese harcırah ödenirken hepsinden fazla mesai yapan polse hiçbir şey ödenmiyor' diye dert yanıyor.

Amirlerimizin keyfi tutumu bizi üzüyor-

ZOR şartlar altında görev yaptıklarını belirten polis memuru Ö.Ö. 'Maaşalrımız yetersiz. Buna rağmen görevimizi yapmaya çalışyoruz. Ama amirlerin keyfi tutumu bizi sıkıntıya sokuyor. Çok üzülüyoruz. Mesai harici konser ve maç gibi yerlerde ekstra görev çıkıyor. Bu da ayrıca sıkıntı veriyor' diyor. M.T. adlı trafik polisi de '12 saat mesaimiz var. Bunun dışında trafik uygulaması oldu mu 13-14 saat çalışıyoruz. Lojman sıkıntımıız var. Hem vatandaşın canını, malını koruyoruz, hem de itilmiş- kakılmıştan beter oluyoruz' diyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious