Türk sinemasına ilham veren Kirpi

Türk sinemasına ilham veren Kirpi.13569
  • Giriş : 04.02.2009 / 15:56:00

Türk sineması bu sezon edebiyatla yoğun bir ilişki kurdu. Sevilen kitaplardan yapılan uyarlamalar art arda gösterime giriyor. Yılmaz Karakoyunlu’nun romanından uyarlanan ‘Güz Sancısı’ gösterimde.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye İş Bankası 1996 Yılı Edebiyat Büyük Ödülü, Kirpi adlı romanıyla Sulhi Dölek'e (1948-2005) verilmişti. Bu roman yaşadıklarının çoğunu kendine yapılan haksızlıklar sayarak unutmayan bir küçük adamın, Kirpi lakabıyla anılan Reşat Şaşmaz'ın kendine benzer biriyle, Tahir Yaman'la didişmesini anlatır. Bu takışma sonunda gerçek 'dümenleri' engelleyecek, 'çarklara' çomak sokacak, Sulhi Dölek'in deyişiyle “birbirleriyle çatışırken, istemeden başkalarının işlerini bozup bir felaketler zincirine” yol açacaklardır. Nasıl mı? Reşat açıklasın: “Bu felaketler zincirinin telefon ödeme kuyruğundaki basit bir sıra çekişmesiyle başlamış olması size gülünç gelebilir. Ama belki de o kadar gülünç değildir. Hem belki gerçekte o zaman değil de, çok daha önceden başlamıştır. Elbette olanlardan üzüntü duyuyorum ama, suç bende değil. Göz göre göre kendimi ezdiremezdim ya!..”

Nasıl biridir Reşat? Zorba mı? Hırçın mı? Cesur mu? Tamamen tersine... Aslında sinik ve korkaktır. Ayrıca kuruntucudur. Ona kalırsa 'gururuna düşkün'dür yalnızca, 'tek kusuru' vardır, 'haksızlığa gelemez'. Aslında söylenen bir sözü, bir ters bakışı aklına takan, evirip çeviren, komplo teorileri üreten biridir. Sulhi Dölek, bir söyleşisinde “Sindirilmişler, süngüsü düşmüşler, itilmişler de bir yol bulup kendilerine olan saygılarını korumaya çalışır. Bunu kimi zaman pek saygın olmayan yollardan, belden aşağı vurarak yapmaları gerekse bile...” der. “Reşat, kavgacı ya da saldırgan bir insan olduğunu asla kabul etmez. Ne yapıyorsa, bir kirpinin dikenlerini kabartması gibi, savunma güdüsüyle yapmaktadır.”

Kirpi Reşat, haksızlığa uğradığına inandığı durumları unutmaz, öç alabilmek için fırsat kollayarak, plan yaparak, sabırla bekler. Onun bağışlamadığı, özellikle aile yakınlarının yanında, küçük düşürülmektir. Reşat'ın öç almak için beklemekten yılmadığı doğrudur ama öcünü aldığı kişinin doğru kişi olduğu tartışmalıdır. Kayınpederi onun bu özelliğini şöyle çözümler, “Sen sırf savcıdan yargıçtan değil, mübaşirden bile korkarsın. Devletten korkarsın, polisten korkarsın, zenginden korkarsın, güçlüden korkarsın. Ezikliğinin acısını da, garip servis sürücüsünden çıkartırsın.”
En az beş 'Kirpi' serüveni daha yazmayı tasarlıyordu Sulhi Dölek. Olmadı. Ardında sistem-birey çatışmasını alaysılıkla anlattığı kitaplar bırakıp erken gitti. Onun roman kahramanlarının çoğunun çabaları, kötülükleri, planları acınacak gülünçlüktedir. Sistemi kullanmak isteyenler kullanılır sonuçta. Düşmanlık duygusunun en gülünç örneği, Kirpi romanının Reşat'ıysa tanıdığımız gerçek kişilerle eşleştirilebilir ama romandaki 'yaşanmışlık-gerçeklik duygusu' yaşananların 'gerçek dışılığı'ndan daha sağlam bir kurgudadır.
Unutmamak gerekir ki kitaptaki kahramanların kişiliklerinden çok geri plandaki toplumun görüntüsü önemlidir. Gerçi Kirpi yazılıp bittiğinde daha Susurluk olayı patlak vermemişti. Ama toplumda çeteler ve karanlık çıkar ilişkileri olmasaydı, Kirpi Reşat'la Tahir Yaman'ın arasındaki dalaşma çığ gibi büyüyüp ortalığı birbirine katabilir miydi?

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*