Türkan Saylan'dan büyük nefret!

Türkan Saylan'dan büyük nefret!.12397
  • Giriş : 20.04.2009 / 06:00:00
  • Güncelleme : 19.04.2009 / 23:55:14

Maşallah Türkan Hanım -rahatsızlığına rağmen- gece yarılarına kadar televizyonda ağzına geleni söylüyor''

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


"O cephanelikleri, cinayetleri, fişlemeleri, işkenceleri, Güneydoğu'da ensesine kurşun sıkılan Kürtleri, Şemdinli'yi, lahikayı, planları, dinlemeleri, bombalamaları unutturmaya çalışıyorlar.

Tutuklanan hocaların her birinin 'darbeci generaller' ile yaptıkları görüşmeleri, hizmet arz etmelerini, yol göstermelerini, cübbelerinin altından gözüken 'postallarını' Türkan Hanım'ın resminin arkasına saklamak mümkün mü?"

Evet, Ahmet Altan böyle soruyor. Ama dün bazı gazeteler öyle bir saklama yapmışlar ki; bu haberlere bakan, Ergenekon davasından tutuklanan profesörleri göremiyor bile.

ÇYDD Başkanı Türkan Saylan üzerinden Ergenekon davasına vurmaya devam ediyorlar. 'Türkan Saylan'a bu yapılır mı?' cümlesinden sonra demediklerini bırakmıyorlar. Maşallah Türkan Hanım da -rahatsızlığına rağmen- gece yarılarına kadar televizyonda, gün boyunca gazete sayfalarında ağzına geleni söylüyor. Dün 'al gülüm ver gülüm' tarzı röportajında bile toplumun büyük kesimine karşı nasıl bir kin içinde olduğu görülüyor. Başörtülü gençlere burs vermediklerinin gerekçesini açıklarken hakarete varan sözler sarf ediyor. Başörtülü olarak burs başvurusu yapan kızların bir kısmı 'militan'mış. Onları 'casus gibi' aralarında görmek istemiyorlarmış. Başörtülüleri üç kısma ayıran Saylan'a göre, ajan ve casus olmayanların dışında kalanlar ise kendilerini kullandırıyormuş. Cumhurbaşkanı'nın eşini de 'kendisini kullandırtanlar' kategorisine alıyor. Gerekçe olarak erken evlenmesini gösteriyor. Biraz daha ileriye gidip, 'bu meselelerde çok netim' diyor ve terbiye sınırlarını aşarak şu cümleyi kuruyor: "Gerçi o örtü sayesinde erken koca buluyorlar o ayrı." Şimdi sormak lazım: Bu mudur çağdaş meleklik? Bu mudur kadına saygı? Bu mudur eğitimde fırsat eşitliği?

Türkan Saylan'ı anlamak için cumhuriyet mitinglerinin tamamına bakmakta fayda var. Hani Karadayı Paşa'nın "Şener Eruygur'un işi, başarılı olursa Türkiye değişecek." dediği mitingler. Saylan'ı 'Ne darbe ne şeriat' sözlerinin parantezi içinde değerlendirmek yanlış olur. Ertuğrul Özkök bile cumhuriyet mitinglerini analiz ederken 'kürsü ile meydandakileri' ayırma gereği duymuştu. Saylan o mitinglerden ikisinde kürsüdeydi. Kürsüde olanların söyledikleri yenilir yutulur değildi. Darbe çağrıları bir yana hakaret etmedik değer bırakmamışlardı. Tam iki yıl önce Saylan, Tandoğan Meydanı'nda düzenlenen mitingde Kutlu Doğum haftasını hedef alarak şöyle diyordu: "23 Nisan'daki ulusal coşkuyu gölgelemek üzere aynı tarihlerde yöneticilerin katılımıyla Kutlu Doğum şovu yapılarak cumhuriyetten intikam alınmaktadır." 14 Nisan'daki o mitingde söylenenlerin benzeri, 27 Nisan gece yarısı bildirisinde neredeyse birebir tekrar ediliyordu.

Mesela Çağlayan mitinginde, "Günahtır diye don üzerinden iğne yapan tıp profesörleriyle kadrolaşmalarını tamamlamak, çağdaş eğitimin yerine, yaradılışla simgelenen hurafeleri getirmek için baskılar en üst düzeye varmıştır." diyor Saylan. Hükümeti yıkıp Meclis'i kapatmak isteyen darbecilerin bu sözlerden etkilenmemesi mümkün mü? İki mitingde kürsüde olan ve darbecilerle yürüyüşünü sürdüren Saylan, İzmir'de konuşturulmadı. O dönemi hatırlamakta fayda var. Darbeciler o kadar ileri gitmişti ki, Türkan Saylan bile onları kesmez olmuştu. Konuşmalarının tamamında her işi şeriata bağlayan Saylan, şimdilerde o gün söylediği tek bir cümlenin rantını yiyor. İyi ki arşivler var.

ALİ AKKUŞ - ZAMAN

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*