Türkçe Olimpiyatları'ndan önceki 'kültür buluşması'

Türkçe Olimpiyatları'ndan önceki 'kültür buluşması'.16733
  • Giriş : 05.06.2008 / 01:10:00
  • Güncelleme : 05.06.2008 / 01:10:56

Pazar günü muhteşem finalle son bulan Türkçe Olimpiyatlarının heyecanı Anadolu'da da hissedildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Laos'ta çalışan Türk öğretmen Rümeysa Kalaycı, ailelerini öğrencileriyle tanıştırdı.

LAOS TÜRKİYE’DE BÜYÜKELÇİLİK AÇMALI

Bir yanda 8,5 aydır kızlarından uzak anne baba, diğer tarafta evlatlarını genç Rümeysa öğretmene emanet eden Laoslu ebeveynler ve çocukları... Önce öğrenciler ev sahibine kendilerini tanıtır: “Ben Elif. Ben Hatice. Ben de Cennet…” Fevzi Bey ve Yıldız Hanım şaşırır. Sonra kızları Rümeysa meseleyi açıklar. Bir gün derste söz dönüp dolaşıp Türk isimlerine gelmiştir.

Tam bu esnada öğrencilerden ‘Bizim de Türk isimlerimiz olsun.’ teklifi gelir. Bu samimî arzuyu kabul eden öğretmenleri de onlara tek tek isim bulur. Her yeni isim alan önce bunun anlamını sorar, beğenmezse yenisini ister. Böylece sınıfı bir anda Elifler, Cennetler, Haticeler, Canlar ve Süleymanlar doldurur. 11 yaşındaki Phetnary de Elif ismini beğenir. Payolin ise Hatice’yi. Thippa’nın da Cennet hoşuna gider.

İlk temasın ardından Phetnary’in annesi Vannaly ile Yıldız Hanım birbirlerine sarılır. İki anne lisanla anlaşmakta zorlansa da hâl diliyle samimiyetlerini ortaya döker. Misafir anne Yıldız Hanım hakkındaki ilk intibasını Rümeysa öğretmene söyler: “Annenle aynı dili konuşmuyoruz belki ancak ondaki sevgiyi yüreğimde hissedebiliyorum.” Türk anne kızının öğrencilerini ne kadar sevdiğinden bahsederken Vannaly Hanım da Rümeysa öğretmenin eğitimciliğinden ve sıcaklığından duyduğu memnuniyeti anlatır.

İki baba Fevzi ve Phetwila Bey de aynı samimî havada sohbete dalarlar. Artık Kalaycı ailesi için kızlarıyla özlem gidermek kadar, misafirlerin en iyi şekliyle ağırlanması da önemlidir. Türk âdet ve geleneklerini öğrenmek için can atan misafirler, dikkatlerini çeken hususları birbirlerine sık sık sorarlar. Evin her tarafını kaplayan halılara hayret ederler. Gerekçesini merak ederler. Sonra Türk giysileri de dikkatlerinden kaçmaz. Özellikle de başörtüsü. Hâsılı Laos’ta başlayan soru faslı Türkiye’de de yoğun bir şekilde devam eder.

TÜRKİYE’DEN LAOS’A ÇİLEKLİ PUDİNG TARİFİ

Laoslu anne baba Türkiye’yi çok sever. Ülkesinde diplomat unvanı taşıyan Phetwila Bey Laos’a döndükten sonra Türkiye’de büyükelçilik açılmasını talep edeceğini ve kendisinin de bu görevi isteyeceğini belirtir. Anne babasının fikrini destekleyen Phetnary’in hayalinde ise üniversite öğrenimini Türkiye’de gerçekleştirmek var. Bir adım ötesinde Payolin, ‘Biz gitmeyelim, annem babam buraya gelsin.’ fikrini dahi dillendirir.

Misafirlerini memnuniyetsizliğe düşürmekten korkan Kalaycı çifti her hususta titiz davranır. Yemek meselesi de bunlardan biridir. Türk mutfağından farklı çeşitleri tattırmak için Yıldız Hanım tüm hünerini ortaya koyar. Şimdiye kadar puding görmeyen ve tatmayan Laoslular için en dikkat çekici tatlardan biri de budur. Hatta çilekli pudingi o kadar severler ki ülkelerine götürmek için paket paket puding satın alırlar.

Düzce halkı da misafirleri yalnız bırakmaz. Hemen onlar için bir program tertiplerler. Öğrenciler şarkılar söyler, millî oyunlarını oynar. Duyguların zirveye çıktığı bu anda insanlar gözyaşlarını tutamazlar. Şimdiye kadar böyle bir durumla karşılaşmayan Laoslu öğrenciler korkuya kapılır. “Hemen bana döndüler, ‘İnsanlar niye ağlıyor? Bizi kötü mü gördüler? Fena bir şey mi yaptık’ diye sormaya başladılar. Ben de ‘Onlar mutluluktan ağlıyor.’ cevabını verdim. Ancak bir türlü zihinlerinde oturtamadılar bunu. Mutluluktan ağlamak. Garip geldi çocuklara.” diyor, Rümeysa öğretmen.

Bir günlük ziyaretin ardından Düzce’den ayrılan Laos ekibi geride evlatlarından ayrılmalarının acısını yüreğinde hisseden Yıldız Hanım ve Fevzi Beyi bırakarak organizasyonun gerçekleşeceği Ankara’ya doğru yol alır. Ancak gönüllerde bu güzel ortamı tekrar görme arzusu vardır. Fakat her yıl farklı öğrencilerin getirilmesini şart koşan olimpiyat kuralı gereği bu niyetleri gerçekleşmeyecek. Tıpkı Angolalı öğrenciler gibi Laoslular da bunun değişmesi gerektiğine inanıyor.

Daha birçok kavuşma yaşanacak aslında. Kütahya Tavşanlılı Ali öğretmen Etiyopyalı öğrencilerini götürecek köyüne. Çorum Sungurlulu Murat öğretmen ise göremediği ailesinin yanına gidecek vakit bulursa. Biz bu buluşmaların sadece birkaçına şahit olduk. Ama anladık ki bu bir dil buluşması değil, gönüllerin de buluşmasıymış.

AKSİYON

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious