Turkcell'i Allah korudu, bakın nasıl?

Turkcell'i Allah korudu, bakın nasıl?.10367
  • Giriş : 17.11.2008 / 09:31:00

Sadece Turkcell’i değil, Can Dündar’ı da Allah korumuş demek ki.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Şuraya yazıyorum. Eğer Can Dündar Doğan Grubu medyasının bir çalışanı olmasaydı ve belgesel yapımcılığı konusunda bir saygınlığı bulunmasaydı, 'Mustafa' filminin senaryosundan dolayı, Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkında Kanun'un 1. maddesi uyarınca, "Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret ettiği ve sövdüğü" gerekçesiyle cezaevine düşmesi işten bile değildi.

Filmde Atatürk'ün hatırasına hakaret edildiği iddiası hatırı sayılır insanlar tarafından o kadar çok dile getirildi ki, bu eleştiriler karşısında Can Dündar'ın işi gerçekten zordu.

Neden Doğan Grubu medyasının bir çalışanı olmasaydı ifadesini kullandığımıza da bir açıklık getirelim, ardından yazı başlığı konusuna dönelim…

Birkaç gün önce haber7 de ilginç bir değerlendirme vardı. 2007 yılında Selanik'e düzenlenen gezide halk arasında Atatürk'e atfedilen o pek meşhur 'şekerli kahve' olayını anlatarak Atatürk'e hakaret ettiği iddiasıyla AKP'li Mimarsinan Belde Belediye Başkanı Cuma Bozgeyik geçtiğimiz ay 1 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Son '32. Gün' programında Can Dündar'ın büyük eleştirilere konu olan “Mustafa” filmi tartışılırken, program konuklarından AÜ Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Anıl Çeçen, Mimarsinan Belde Belediye Başkanı Cuma Bozgeyik'in Atatürk'e hakaretten ceza almasına neden olan anekdotu milyonlarca izleyici karşısında aynen anlattı. Hatta fıkrada eksik kalan kısmı diğer konuklardan da tamamlayanlar oldu.

Pekâlâ sonuç? Hiç…

AKP'li belediye başkanının hapis cezası almasına neden olan konu bir başka kişi, yani Ulus, Barış ve Halkçı gazetelerinde köşe yazan, Halkevleri Dergisi'nde genel yayın yönetmenliğini ve Halkevleri 2. Başkanlığını yapan Anıl Çeçen tarafından anlatılınca nedense sorun olmuyor.

Kısacası adamına göre işleyen bir hukuk anlayışından söz ediyoruz. Tıpkı, AKP hakkında kapatma davasına konu olan kimi konuların CHP tarafından da işlendiği medyaya sıklıkla konu olduğu halde ilgililerin görmezden geldiği iddiaları gibi.

Ya sponsor olsaydı…

Can Dündar Ertuğrul Özkök'e ne kadar teşekkür etse azdır.
'Mustafa' filminin vizyona girdiği gün Ertuğrul Özkök büyük tartışma yaratan bir yazı kaleme aldı. O gün bugündür Türkiye 'Mustafa' filmi ekseninde dönen tartışmalara şahit oluyor.

Kuşkusuz bu tartışmalar 'Mustafa' filmini geçtiğimiz 3 haftanın en önemli gündem maddesi haline getirdi ve filmin gişe hâsılatına da olumlu katkı yaptı. Reklamın iyisi kötüsü olmaz anlayışı bir kez daha hükmünü icra etti. Nitekim film vizyona girdiği hafta 655 habere konu olurken, filme sponsor olmayan Turkcell 588 kez haber olmuş.

Filmi ayrıca vizyona girdiği ilk 5 günde 470 bin kişi izledi. Film daha şimdiden son dönemin en çok izlenen Türk filmlerinden Recep İvedik, Cem Yılmaz'ın G.O.R.A'sı ve Kurtlar Vadisi Irak filminin ardına yerleşti.

Eskilerin tabiriyle faydadan hali olmadığını düşündüğümüz böylesine uzun bir girişten sonra şimdi gelelim neden 'Turkcell'i Allah korudu' tespitini yaptığımıza.

Ertuğrul Özkök 'Mustafa' filminin vizyona girdiği gün büyük tartışma yaratan bir yazı kaleme aldı. Fakat bu yazı Özkök'ün bile ihtimal vermediği, hatta güreşteki tabirle kendi oyunuyla tuş olmasına neden olan ilginç bir gerçeği de ortaya çıkardı.

Özkök şunları yazmıştı:

Değerli okuyucularım, hükümetin hoşuna gitmeyen haberleri yapan medya için muazzam bir "devlet mahallesi baskısı" başladı. Bu baskı, Turkcell gibi bir dev kuruluşu bile, "Atatürk filmine sponsor olmaktan vazgeçirecek" kadar güçlü hale geldi. Yüksek sesle soralım. Türkiye Avrupa Birliği'ne doğru mu gidiyor? Yoksa bölgede Saddam'ın bıraktığı "müstesna" boşluğu doldurmaya mı?

Meğer tam tersi olmuş…

Ertuğrul Özkök yazısında, ülkede baskı ortamı o hale geldi ki, nitekim Turkcell AKP Hükümetinden çekindiği için Atatürk ile ilgili bir filme sponsor olmaya cesareti edemedi iddiasında bulunuyor ve bu örnekten yola çıkarak ülkeyi yönetenleri Saddamlaşmakla itham ediyordu. Nerden baksanız ağza alınmayacak çok ağır bir benzetme.

Özkök'ün iddiası aynı gün içinde büyük bir tartışma patlatınca, filmin yapımcısı Can Dündar “Zorunlu bir açıklama” başlığıyla konuya hemen açıklık getirdi. Açıklamasında; “Turkcell filmdeki mesajların yanlış anlaşılmasından, Atatürk üzerine bir spekülasyon açılmasından endişeleniyordu. Bu tartışmaların Atatürk'e zarar vermesinden, inanç sahibi insanları rencide edebilecek yanlış anlamalara yol açmasından kuşkulanıyorlardı” ifadelerine yer verdi.

Can Dündar'ın açıklamasından öğrendiğimize göre Özkök'ün iddia ettiği gibi, Turkcell AKP iktidarı döneminde hükümetle arasını bozmamak için Atatürk'le ilgili bir filme sponsor olmaktan vazgeçmemiş, aksine filmin içeriğine az da olsa muttali olunca Atatürk'e zarar vermesinden endişe ettiği için son anda sponsorluğunu çekmiş.

Şimdi sorumuz şu;

'Mustafa' filmi konusunda sürüp gidenleri izliyoruz. Eğer Turkcell farzımuhal, Atatürk'e hakaret edildiği iddia edilen bu filme sponsor olmuş olsaydı başlarına neler gelirdi dersiniz? Sırf AKP'ye yaranmak için Atatürk karşıtı bir filme sponsor olduğunu iddia etmezler miydi?

Düşünebiliyor musunuz o zaman yaşanacak olanları. Doğan Grubu medyasının eline hem yıllardır büyük bir ticari rakip olarak gördükleri, Digiturk'ü, hatta Turkcell'i almak için çabaladıkları Çukurova Grubu'ndan intikam almak için büyük bir fırsat geçmiş olacak, hem de bu bahaneyle AKP'nin Atatürk karşıtı olduğu tezini yeri göğü inleterek yansıtacaklardı. Yeni bir kapatma davası için uygun bir iklim bile oluşturulabilirdi.
Hiç tereddüdünüz olmasın, Mustafa filmine sponsor olduğu için Turkcell abonelerinin abonelikten vazgeçmesi yönünde büyük kampanyalar bile başlatılırdı.

Nitekim olay ilk kez Turkcell reklamlarını alamayan Vatan gazetesinde yayınlandı. Konu “Turkcell hükümetten korktu ve projeyi desteklemekten vazgeçti” şeklinde sunuldu. “Bu ülkenin kurucusundan 3 kuruşu esirgediniz” diyerek okur peşinen tahrik edildi.

Bu kadarını da yapmazlardı demeyin. Tanıyanlar öyle demiyorlar. Nitekim Fatih Altaylı, Doğan Grubu'nun çekmecede beklettiği haberleri yeri gelince çıkarları için kullandığını, buna da gazetecilik dediklerini, aynen Deniz Feneri'nde olayında olduğu gibi Doğan grubunun çıkarlarının gerektirdiği zamanlarda piyasaya sürüldüğünü iddia etti ve “Aydın Doğan'a güvenilmez, dostluk kurulmaz” yazdı.

Uzun dönem Hürriyet'te yazarlık yapan Akşam'ın şimdiki genel yayın yönetmeni Serdar Turgut'ta, “O grup hayatının önemli bir bölümünü 'Bir fırsat çıksa da şu reklam vermeyene bir çaksak' diye yaşayarak geçirir” yazdı.

Anlatabildim şimdi, neden “Turkcell'i Allah korudu” dediğimi.

Bu tartışmalar, Türkiye'nin en güçlü markalarından Turkcell'in meğer 3 yıldır Doğan Grubu yayın organlarına reklam vermediği gerçeğini de ortaya çıkardı. Doğan Grubu stres yapmasın da ne yapsın? Karşı çıktığınız parti iktidara gelebiliyor veya savcıya yalan haber desteğinize rağmen kapatılmayabiliyor. Grubunuz yayın organlarına reklam verilmeden de en güçlü marka olunabiliyor. Bunlar gerçekten de medya-siyaset-ticaret ilişkileri açısından altı çizilmesi gereken noktalar.

Fatih Altaylı bahsi geçen yazısında ayrıca, Aydın Doğan'ın beraber iş yaptığı, hatta grubunda istihdam ettiği kişileri bile menfaati gerektirdiği zaman nasıl gözden çıkarıp bitirmeye çalıştığına da örnekler veriyor.

Sadece Turkcell'i değil, Can Dündar'ı da Allah korumuş demek ki…

HABER7

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*