'Türkiye, AB'ye girmeye hazır değil'

  • Giriş : 26.11.2006 / 00:00:00

Papa'nın İslam konusundaki danışmanlarından biri olan Prof. Dr. Semir Halil, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üye olabilecek konumda olmadığını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Roma Katolik Kilisesi'nin ruhani lideri Papa 16. Benediktus'un Ankara'ya yapacağı ziyaret öncesinde, Mısırlı Prof. Dr. Semir Halil'in, bugün İtalyan Haber Ajansı ANSA'ya verdiği demeçte, Türkiye'ye ağır sayılabilecek eleştiriler yöneltmesi dikkati çekti.

Mısır kökenli cizvit bir papaz olmakla birlikte, Beyrut Üniversitesi'nde İslam Bilimi dersleri veren ve 16. Benediktus'un İslam konusundaki danışmanlarından biri olan Halil, “Bence Türkiye, Avrupa'ya girmeye hazır değil. Bunun asıl nedeni de, kültürel ve dinsel nedenlerden kaynaklanıyor. Konunun, Brüksel'dekilerin dedikleri gibi ekonomik açıdan desteğe muhtaç zayıf bir üye olma riskiyle ilgisi yok. İşin bu boyutunu görmemek miyopluk olur” dedi.

Halil, Papa'nın Türkiye'ye yapacağı seyahatin, “hem uluslararası, hem de siyasal açıdan en zorlu seyahat” olacağını da belirterek, şöyle konuştu:
“16. Benediktus'u Türkiye'yi ziyarete götüren ilk neden ekümeniktir; Hıristiyanlararası birlikle ilgili bir konudur. Ama kalabalık nüfusunun çoğunluğu Müslümanlar'dan oluşan ve Brüksel'in kapısını tıklatmakta olan bu ülkedeki İslam sorunu, Papa'yı da yapacağı seyahatlerin en zorlusuyla karşı karşıya getirecek. Türkiye seyahati, Papa'nın yapacağı en zorlu seyahat olacak.”

Halil, Papa'nın, kardinallik döneminde verdiği beyanatlarda Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne alınmaması gerektiği yönündeki görüşlerinde haklı olduğunu da ileri sürdü.
Halil, Papa'nın, Türkiye'nin AB üyeliğine karşı çıkan görüşlerini şu cümlelerle savundu:
“Papa, ekonomik kriteri tek başına Avrupa'nın motor gücü olarak görmenin miyopluk olacağını belirtmişti. Onun sözleri, bu konu üzerinde düşünmek için bir çağrı niteliğindeydi. Ortak bir kültür de bulunması gerektiği için, kıtanın Hıristiyan kökenlerinin önemini vurgulamaktaydı. Din adamları sınıfına karşıtlık ve aydınlanma dahi, Hıristiyanlık ile ilintili konulardır. Ortak Hıristiyan kökenlerden oluşan bu bağı bir yana atmak, yalnızca ekonomik çıkarlara dayalı ama ruhsuz bir biçimde kocaman bir coğrafyaya sahip olmak demektir.”

Türkiye'de, Avrupa'dakinden farklı bir kültür bulunduğunu belirten Halil, ”Türkiye'de başka bir kültür vardır. Türkiye'deki kültür, değerli ve geçerli olsa da, Avrupa'yı biçimlendiren kültürden farklıdır. Ortada iki kültürel dünya var. Bu kültürler birbirinin zıddı olmasalar da her konuda farklı yaklaşımlar içindedirler” diye konuştu.

Halil, Almanya'daki Türkler'in de Türkiye'nin AB ile bütünleşmesinin kolay olmayacağını gösterdiğini belirtmesinin ardından, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Anadolu'nun heryeri geri kalmış durumda. Türkiye'de Anadolu ve diğer bölgeler, kozmopolit ve açık bir kent olan İstanbul gibi değil. Öyle olsaydı, durum farklı olabilirdi. Almanya ile mevcut sorunlarda da buradan kaynaklanıyor. Entegrasyon konusundaki kültürel sorunların kökeninde, oradaki göçmen Türkler'in ezici çoğunluğunun, ülkenin geri kalmış ve Müslüman bölgelerini içeren Anadolu'dan gelmiş olmaları var. Kendilerini ağırlayan ülkeye yerleşen bu insanlar, yeni dünyaya ve onun değerlerine açılma konusunda zorlanıyorlar.”

Halil, AB'nin Türkiye konusunda dürüst olması gerektiğine de değinerek, ”Avrupa, Türkiye konusunda, bir gün 'evet' ertesi gün 'hayır' demektense, daha net bir tutum içinde olmalıdır. Türkiye'nin üyeliği konusunda, öncelikle her açıdan son derece iyi düşünülmelidir. Üyelik için gerekli tüm koşullar yerine getirilmiş mi, buna iyi bakılmalıdır. Bu koşullar yerine getirilmemişse, bu ülkeye kendini adapte etmesi için yardımcı olunmalı. Bence, dürüst tutum bunu gerektirir” diye konuştu.

-“TÜRKİYE'DE DİN ÖZGÜRLÜĞÜ YALNIZCA KAĞIT ÜZERİNDE VAR”-

Halil, günümüz Türkiye'sinde insanların din değiştirmelerine izin verilmediğini ileri sürerek, “Türkiye, kendisini laik bir ülke olarak lanse etse de din değiştirmeye bile izin vermiyor. Türkiye'de din özgürlüğü yalnızca kağıt üzerinde var. Türkiye, esas itibarıyla, kendi dinsel geleneklerine bağlı Müslüman ve son derece milliyetçi bir ülke” dedi.

16. Benediktus'un ziyaret edeceği Türkiye'de, Katolik cemaatinin yaşadığı sorunlar ise Halil tarafından şu cümlelerle özetlendi:
“Katolik Kilisesi'nin büyük mülkiyetleri vardı. Ama zaman içinde yüzyıllar boyunca Türk yetkililer tarafından tekere sokulan çomaklar, bugünkü zorlu durumu beraberinde getirdi.
Zorluklar türlü biçimlerde kendini hissettiriyor. Papazlık görevinin nasıl yapılacağına bile karışılıyor. Örneğin Ankara'da cizvit cemaatine mensup 3 papaz, Türkler'i Hıristiyanlığa çekmemek konusunda dahi birkaç yıl önce uyarıldılar.”

Türkiye'de, tarihsel süreçte Hıristiyanlar'ın takibat ve zulme maruz bırakıldıkları iddiasına da yer veren Halil, “Türkiye, Hıristiyanlar ve özellikle Ortodokslar konusunda korkunç şeyler yaptı. Ermeniler ile ilgili sorun bugün dahi güçlükle konuşulabiliyor. Türkiye, bu sorunu konuşmayı ancak kabullenebiliyor. Geçmişte bu konuya değinen düşünürlerin yargıyla başları derde girdi” dedi.

Halil, “Ama Ermeni sorunu, Hıristiyanlık aleyhtarı takibatın yalnızca bir boyutudur. Zira, Suriye sınırı yakınlarındaki Tur Abidin'deki Süryani Ortodokslar da takibata maruz kalmışlardır. Günümüzde bu Süryani-Ortodokslar'ın neredeyse tümü, İsveç ve Kuzey Avrupa ülkelerine göç etmiş durumdadır” diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious