Türkiye, çetelere teslim, öyle mi? (HABER YORUM)

Türkiye, çetelere teslim, öyle mi? (HABER YORUM).9297
  • Giriş : 22.06.2007 / 00:50:00

Devletin içine sızmış, hukuksuzluğun batağında pervasızlaşmış çetelerden kurtulabilecek miyiz?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Bu soru hayatîdir. Zira Amerika'da, yine pervasızlıkta bu çeteleri geçen sözde düşünce kuruluşlarında, ülkemizle ilgili kanlı senaryolar tartışılırken, bu çetelerin varlığı son derece tehlikelidir.

İşin hafife alınacak tarafı hiç yok. On yıl önce Susurluk'ta bir kamyon kazasında varlığı alenî hale gelen çeteler, Meclis'te kurulan komisyonlara rağmen bir türlü adalet ününde hesaba çekilemediler. Kimse onlara ilişemedi, dokunamadı. Bu onları cesaretlendirdi. Ve şimdi kanlı senaryolarla hazırlanmak istenen bir darbe ortamında yeni rollere soyunuyorlar. İstanbul Ümraniye'de bir gecekonduda bulunan 27 el bombasıyla ilgili soruşturma kapsamında önceki gün bir emekli yüzbaşı ile bir emekli astsubay tutuklandılar. Aynı olayla ilgili daha önce de bir emekli astsubay tutuklanmıştı. Bombalar, Cumhuriyet Gazetesi'ne atılan bombalarla aynı. Bombalama olayına ismi karışan ve Danıştay saldırısını yapan kişi, "gizli örgüt" üyesi olmakla suçlananlarla daha önce birlikte olmuş biri. Hepsi de değişik fotoğraf karelerinde emekli Tuğgeneral Veli Küçük'le yan yana. Yine önceki gün Ankara'da ortaya çıkartılan yeni bir mafya olayına, Susurluk'un baş aktörlerinden Sedat Bucak'ın adı dahil oldu. Ve tabii yine Veli Küçük ismi...

Şimdi ortada, Emniyet Genel Müdürlüğü eski İstihbarat Daire Başkanı Hanefi Avcı'nın, TBMM Susurluk Komisyonu'na verdiği ifadede yer alan bir tablo var: Emniyet, MİT ve Jandarma istihbaratı içerisinde ayrı ayrı teşekkül ettirilen gruplar yasadışı faaliyetlere giriştiler. Bunlar Susurluk'ta, Ankara'daki Sauna ve Atabeyler operasyonlarında, gecekonduda bulunan el bombalarının ardında karşımıza çıkıyor. Şemdinli'de, Danıştay saldırısında, Trabzon'da, Malatya'da işlenen papaz cinayetlerinde, İstanbul'da Hrant Dink suikastında hemen onlar hatıra geliyor. Sonra Uğur Mumcu'nun öldürülmesiyle başlayan faili meçhuller zincirini hatırımıza getiriyorlar.

Silah ve bayrak üzerine ölmek ve öldürmek yeminleri ediyorlar. Bir ulusalcı dalga ile özdeşleşiyor ve kaynaşıyorlar. ABD'deki yönetimin mimarları neoconlar bu ulusalcı dalgayı, "karanlıklar"ın hâkim olduğu değişik "düşünce kuruluşları"nda destekliyorlar, gizli kapaklı görüşmelerde bunlara destek ve ümit veriliyor. AK Parti karşıtlığı üzerinden Türkiye Irak batağına, yerli çetelerin figüran olduğu daha büyük bir proje ile çekilmek isteniyor. Asıl görülmesi gereken fotoğraf budur.

Amerika artık Irak'ta tutunamaz. Bush dönemi biter bitmez Amerika bölgeden çekilecektir. Ancak bölgeden çekilirken, Bush yönetimi, yakıp yıktığı Irak'ın bütün harabelerini ve kapanmamış hesaplarını Türkiye'nin üzerine yıkmak istiyor. Neyin karşılığında? Siyaseten gözü dönmüş, iktidar gücünü, demokrasiyi yıkma pahasına ele geçirmeye kararlı adamlara darbe fırsatı bahşetme karşılığında...

İşte "ulusalcılar" onun için millî değiller, milliyetçi hiç değiller.

İşte cinayetler, bombalamalar, el bombaları ile çeteler onun için yeniden sahne aldılar.

Silahlı Kuvvetler'i yıpratmak, ordunun bünyesine ikilik sokmak, milletin gözbebeğini, bizi biz yapan değerlere karşıymış gibi göstermek de oyunun parçası; milletini seven, vatanını, bayrağını seven bu oyuna gelmez.

Bir seçim sürecindeki hesaplaşmayı; hükümet, yargı ve Silahlı Kuvvetler, hukukun ve demokrasinin yanında durursa kazanabiliriz...

HÜSEYİN GÜLERCE

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious