Türkiye başörtüsü konusunu daha kaç yıl tartışacak?

Türkiye başörtüsü konusunu daha kaç yıl tartışacak? .13656
  • Giriş : 19.01.2008 / 07:21:00

Türkiye bu başörtüsü-türban konusunu daha kaç yıl tartışacak?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


HÜSEYİN GÜLERCE yazdı...

Türkiye'deki tartışmaların temelinde, buna "türban-başörtüsü" tartışması da dahil, bir kamplaşma yatıyor. Aslında sistemden kaynaklanan konumlarını giderek kaybeden çevreler, laiklik üzerinden rejim savunmasına geçerek, bu kamplaşmayı bir gerilime döndürüyorlar.

Rahatsızlık, Refah Partisi döneminde; başta İstanbul, Ankara olmak üzere bazı belediyelerin kazanılması ile ilk defa yüksek sesle dile getirilmişti. 22 Temmuz 2007 seçim sonuçları, yani neredeyse her iki kişiden birinin AK Parti'ye oy vermesi ise "ulusalcı cephe"yi büsbütün rahatsız etti. AK Parti'nin meşruiyetinin sorgulanması dâhil, abuk sabuk pek çok eleştiri her fırsatta ısıtılıp ısıtılıp belli medya organlarınca gündeme taşındı.

Bunun son örneğini, Başbakan Erdoğan'ın yabancı bir gazetecinin türbanla ilgili sorusuna verdiği cevap üzerine yapılan çarpıtmalarda, "düğmeye basma" kışkırtmalarında görüyoruz. Erdoğan, bu konunun özgürlükler noktasında ele alınmasını ve bu özgürlüğün engellenmemesi gerektiğini ifade edip, "Velev ki simge dahi olsa dünyanın hiçbir yerinde hangi simgeye yasak konulmuştur? Hiçbir simgeye yasak olamaz." deyince, beklenen günün geldiğini düşünenler yaylım ateşine başladılar. Üstelik bu ülkede kimlerin düğmeye bastığını, aklı fikri hep düğmede olan kalem erbabının kimler olduğunu hepimiz biliyoruz. O andıççı arkadaşlar da kendilerini pekâlâ biliyorlar.

Türkiye bu başörtüsü-türban konusunu daha kaç yıl tartışacak? Anayasa'nın özgürlükçü bir ruha kavuşmasını istemeyenler, insanların kılık kıyafetine takanlar, bu tartışmayı daha kaç yıl malzeme olarak kullanacaklar?

Yapılan her ankette türban şeklinde, ya da geleneksel olarak başını örtenler bunu siyasî bir gerekçeyle değil, inançları gereği yaptıklarını yüzde 80 bir ekseriyetle ifade ettiler. "Türban takanlar başka, başını geleneksel olarak örtenler başka" diye kesin bir ayırım doğru değil. "Saçımın tek teli bile görülmesin" diyenler için türban denilen biçim, bir bağlama şekli. Bir sembol ya da simge değil. Genellikle de genç bayanlar başlarını böyle örtüyorlar. Bu elli defadır söyleniyor: İnsanlar kendilerine yakışanı giymek isterler. "Türbanlı" denilenler de kendilerine yakışanın bu olduğunu düşündükleri için böyle bağlıyorlar... İtirazcı, kavgacı grup, bu denileni dinlemiyor bile. Çok uyanıklar ya.. rejim alttan alta oyuluyor ya.."siz onu bizim külâhımıza anlatın" diyorlar. "Sıra sonra nelere gelecek biz biliyoruz. Önce başını sokan deve, sonra bizi tekmeleyip çadırdan atacak." diyorlar. Yahu zahmet edip yoldan geçen herhangi 8-10 kişiye sorun, "Niye böyle bağlıyorsunuz, niye dinin gereğini siyasî bir simgeye çeviriyorsunuz?" deyin bakalım. Eğer konu mankeni kullanmazsanız, içlerinden tek bir kişi "benim için inanç değil, siyasî simge önemli, onun için böyle bağlıyorum" diyecek mi? Ama siz peşin fikirli iseniz, sizin gibi düşünmeyenlere "öteki" diyorsanız, "gidin Suudi Arabistan'da yaşayın" diye öfkeleniyorsanız, halkın dert etmediği, problem görmediği bir konuda insaflı olamazsınız ki.. makûl bir izahı, işin doğrusunu dinlemek bile istemezsiniz ki... Kavga çıkartmak isteyenlere karşı yapılacak en güzel şey, salladıkları yumruklara karşılık vermemektir. Kavgacılar, gerilim peşinde olanlar yumruklarıyla havayı dövsün, bir süre sonra kolları yorulacaktır. Bu arada doğru olanın yapılmasında acele edilmelidir.

Doğru olanı Kahire dönüşü uçakta Sayın Cumhurbaşkanı söyledi: "2008, Avrupa Birliği yılı olacak." Türkiye'nin birinci gündem maddesi tam üyelik gerçekleşinceye kadar Avrupa Birliği olmalı. Demokratikleşme ve özgürlüklerin genişletilmesi konusunda reformlara devam edilmeli.

Hükümet bu hedeften milim sapmamalı...

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious