Türkiye bir çeteler cenneti! Kendimizi korumalıyız!

Türkiye bir çeteler cenneti! Kendimizi korumalıyız!.48365
  • Giriş : 06.07.2007 / 20:18:00
  • Güncelleme : 06.07.2007 / 20:24:42

Vatansever Kuvvetler Birliği Başkanı Taner Ünal ifadesinde "Biz bu hareketi vatan için başlattık." diyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Mahkeme de onu "Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs" suçlarından tutuklayıp cezaevine koyuyor.
Ne yaman çelişki: Vatan için yola koyulan "vatansever", "devletin bağımsızlığını ve birliğini bozma" suçundan yani "vatana ihanet"ten yargılanıyor. Hatırlayalım: Şemdinli davası sanıkları da "vatanın bölünmez bütünlüğüne" yönelik eylemlerden, yani "bölücülük" suçundan yargılanmışlardı. Gerçekten yaman bir çelişki.

"Vatanı sevmek" ile "vatana ihanet" arasındaki sınırı belirleyen nedir? Kestirmeden cevap verelim: Hukuk. Meşruiyet sınırlarının dışına çıkıp "vatan için yola koyulduğunuz" zaman, yaptığınız iş "vatana ihanet"tir. Çünkü vatanı yaşanılır kılan, dolayısıyla bir arada tutan şey sadece ve sadece hukuktur. İçinden hukuku çekip çıkarttığınız zaman millet dediğimiz varlık, birbirini yiyip tüketen düşmanlara dönüşür. Ülke herkesin bir an evvel kurtulmak için can attığı bir cehenneme dönüşür. Devlet, bağımsızlığı ve birliği muhafaza eden bir otorite olmaktan çıkıp, keyfiliğin egemen olduğu ve herkesin metazori itaat ettiği bir despota dönüşür. Bu yüzden hukuku, hele devlet iktidarının araçlarını kullanarak ortadan kaldıranlar, devlet içinde yuvalanarak hukuku kemirenler en büyük "vatan hainleri"dir. Komplolar içinde düşman arayanların, vatanımızı çepeçevre saran tehlikelerden bahsedenlerin, ufukta Sevr şartları görenlerin önce gözlerini bu "hain"lere dikmesi gerekir. Çünkü bu hainlerin Türkiye'ye verdiği ve vereceği zararı dünya bir araya gelse veremez.

Türkiye bir çeteler cenneti. O zaman bu "vatan hainleri"ne karşı vatanımızı savunmak ve korumak zorundayız. "Devlet içindeki çete"yi, "sokak çetesi"nden ayıran farkı hatırlayalım. Sokak çetesi, dayanışma içinde örgütlenip uzmanlaşarak yasadışı çıkar peşinde koşuyor. "Devlet içindeki çete" ise yine aynı işleri yapıyor; ama önce devlete ait imkanlardan ve ayrıcalıklardan istifade ediyor. İkinci olarak "icraat" yaparken veya başı belaya girdiği zaman "koruma" görüyor. Bütün bu ayrıcalıkları da "vatana hizmet" gerekçesine dayandırıyor. "Devlet içinde çete" sorununun arızî değil kronik bir soruna, güvenlik birimleriyle ilgili yapısal bir soruna dönüştüğü ortada. Takip sonucu ele geçirdiğiniz ve mahkemeye çıkardığınız çetelerin üzerine giderek bu çeteleri kurutamazsınız. Karşımızda her türlü silahlı eğitimi almış, ellerinde silah ve mühimmat bulunan ve talimata göre "vatanı kurtarmak" için "vatana ihanet" etmeye hazır, talimat gelmediği zamanlarda da mafya yöntemleri ile çıkar sağlayan suç örgütleri var. Yapıyı, kuralları ve ilişkileri değiştirmeden bu çeteleri yok edemez ve "vatanı koruma" işini gerçekleştiremezsiniz.

En başta bu çete mensuplarından bazılarının eski Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları olduklarını hatırlayalım. Bu şahıslar, çete içinde kullandıkları beceri ve uzmanlıklarını aldıkları resmî askerî eğitim ile kazandılar. O zaman onlara bu askerî eğitimi verenlerin bir denetim sorumluluğu yok mu? Çete mensuplarının geldikleri askerî birim genel olarak "özel" bir birim. Bu birim kim tarafından ve nasıl denetleniyor? Bu birimler üzerinde dışarıdan yani hükümetten, parlamentodan ve yargıdan gelecek denetime çok fazla ihtiyaç olduğu anlaşılıyor. Her ülkede benzer birimler var. Onlar nasıl denetleniyor; bizde ne tür denetim eksiklikleri var? Çetelerle birlikte yaşamaya alışmak yerine bu soruların cevabını aramak daha doğru değil mi?

Terörle birlikte yaşamaya alışmış bir toplumun kamu güvenliği ile ilgili endişelerinin olması doğal. "Devlet içinde çete"lerle ilgili şehir efsanelerinin üretilmesi, halkın kendi devletine güveninin azalmasına yol açıyor. "Provokasyon amacıyla vatandaşını öldüren, sağa sola bomba atan bir devlet" imajı şayet topluma yerleşirse, bu ihanete rağmen devleti hangi "vatansever" yaşatabilir? İtiraf edelim: Çetelerin inşa ettiği böyle bir devlet imajı yok mu?

MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious