'Türkiye ekonomisi simdi daha saglam'

  • Giriş : 20.11.2005 / 00:00:00

ISTANBUL - Dünya Bankasi Türkiye Direktörü Andrew Vorkink, "Türkiye ekonomisinde çok sey degisti, artik kirilganlik azaldi. 2001 yilindaki ekonomik yapi yok, yerine daha esnek, daha saglam, daha öngörülebilir bir ekonomik yapi geldi" dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Vorkink, "Artik Türkiye ekonomisi 2001 yilindaki gibi degil" dedi.

Vorkink, suanda, Gayri Safi Milli Hasila'nin (GSMH) yüzde 6'si düzeyindeki Cari Islemler Açigi'nin bile tehdit edecek düzeyde olmadigini, çünkü bu açigin finansman ve kompozisyon yapisi nedeniyle sorun olusturmadigini kaydetti.

CARI ISLEMLER AÇIGI'NIN SIGORTALARI...

Türkiye gibi hizli büyüyen bir ülkenin Cari Islemler Açigi'nin olmasinin normal oldugunun altini çizen Vorkink, "Bunun dörtte biri artan petrol faturasindan kaynaklanmaktadir. Eger petrol fiyatlari böylesine artmasaydi, Cari Islemler Açigi'nin simdiki düzeyi yüzde 4.5 olacakti. Güçlü bütçe, yüksek Faiz Disi Fazla ve artan yabanci sermaye, devam eden özellestirme süreci, Cari Islemler Açigi'nin en önemli sigortalaridir" diye konustu.

VERGI ORANLARI VE IS ORTAMI...

Vergi oranlarinin, bir ülkede is ve yatirim ortamini belirleyici unsurlar oldugunun altini çizen Vorkink, vergi oranlarinin yüksek olmasinin is ve yatirim ortamini da olumsuz etkileyen bir unsur oldugunu kaydetti. Vorkink, söyle devam etti:

"Vergi oranlarinin yüksek olmamasi, is ve yatirim ortamini tesvik eder. Makro ekonomik istikrarin devam etmesi, sadece faiz oranlarinin inmesine degil, vergi oranlarinin da düsmesine katkida bulunacak. Bu durum da is ve yatirim ortaminin gelismesine katkida bulunacak"

SOSYAL GÜVENLIK REFORMU EN ÖNEMLI YAPISAL DÖNÜSÜM...

Sosyal güvenlik reformunun, Türkiye'nin önünde kalan en önemli yapisal dönüsümlerden biri oldugunu vurgulayan Vorkink, bu reformun, sadece Türkiye ekonomisinin kredibilitesini arttirmayacagini, ayrica finansman dengesini de saglayacagini vurguladi. Vorkink, sunlari söyledi:

"Türkiye, sosyal güvenlik reformunu geciktirmeden gerçeklestirirse, ileride sikinti çekmez, daha az sancili olur. Örnegin Almanya ve Fransa için sosyal güvenlik reformu daha sancili bir düzeye geldi.

Sosyal güvenlik reformunu herkes istemeli, çünkü, bu açik nedeniyle, Türkiye kaynaklarini gerekli yerlere ayiramiyor. Sosyal güvenlik açigi azaldikça, Türkiye kaynaklarini, egitime, sagliga, sosyal harcamalara ve daha çok vergi indirimine ayirabilecek."

Sosyal güvenlik reformunun zor bir reform oldugunu, ancak bir süre ertelenmesinin genis kesimlerce tartisilmasina imkan verecegini kaydeden Vorkink, "Hükümet bu reformun çikartilmasi gerektigi bilincinde" dedi.

Türkiye'deki çalisabilir durumdaki isgücünün yas ortalamasinin önemli bir kismini 25 yasin altinda oldugu tespitinde bulunan Vorkink, "Türkiye, genç isgücü potansiyelini mutlaka kullanmalidir. Eger bu reform zamaninda yapilmaz ise Türkiye ileride genç nüfus avantajini da kaybedecek" dedi.

ERKEN EMEKLILIGIN TÜRKIYE'YE MALIYETI...

Türkiye'de eskiden bir dönem erken emeklilik getirildigini ve bunun sosyal güvenlik dengesini bozdugunu vurgulayan Vorkink, "Türkiye'de, zamaninda erken emeklilik imkani saglanarak yanlis yapilmis. Bu erken emeklilik nedeniyle, sosyal güvenlik sistemindeki aktif-pasif dengesi bozulmus" dedi.

EMEKLILIK SISTEMINDE DE BIR STANDARD YOK...

Ayrica, emekli olanlar arasinda da tam bir esitligin bulunmadigini, farkli sosyal güvenlik kurumlarindan emekli olmus kisilerin, çalisirken ayni katki oraninda bulunmasina ragmen ayni emekli maasini alamadiklarini belirten Vorkink, emeklilik sisteminde farkliliklarin olmamasi ve bir standardin bulunmasi gerektigini ifade etti.

Yeni sosyal güvenlik sisteminin, ileride emekli olacaklari hesaba katan bir fonu bünyesinde bulunduracagini belirten Vorkink, simdiki sistemde böyle hazir bir fonun bulunmadigini kaydetti.

Reformun yapilamamasi halinde, sosyal güvenlik açiginin artmaya devam edeceginin altini çizen Vorkink, bu durumun, Maastricht kriterlerini yakalamada basariyla ilerleyen Türkiye'nin, Maastricht'in makro ekonomik kriterlerini yakalama açisindan AB sürecini olumsuz etkileyecegini anlatti.

2006 BÜTÇESI...

2006 bütçesinin, AB hedeflerine paralel olarak hazirlanmis bir bütçe oldugunu belirten Vorkink, "2006 bütçesi çok iyi bir bütçe, gerçekten güçlü bir mali disiplin taahhüdünü içeriyor. Türkiye'de reel faizlerin yüzde 5-6'lara inmesi, enflasyonun yüzde 8'lere düsmesi hep disiplinli bir bütçe politikasinin sonucudur" diye konustu.

2006 YILI BEKLENTILERI...

Gelecek yil, Türkiye ekonomisini etkileyebilecek unsurlarin basinda ABD'nin faiz politikasinin geleceginin altini çizen Vorkink, ABD'nin faiz politikasi ve bunun muhtemel etkileri konusunda sunlari söyledi:

"ABD Merkez Bankasi faiz oranlarini arttirmaya devam edecek, sermayenin belli ölçüde ABD'ye gidecegi ve likiditenin daha az olacagi bu durum Türkiye'nin 2006 yilindaki dis finansman maliyetini arttirabilir, ancak Türkiye'nin yüksek faiz disi fazla hedefine sadik kalmasi halinde, küresel faizlerin yükselmesinden çok fazla etkilenmez."

Vorkink, ABD'de FED'in faiz oranlarini arttirmasiyla ABD Dolari'nin degerinin yükselecegini, bu durum sonucu, YTL'nin Dolar karsisinda belirli oranda deger kaybetmesinin, Türkiye'nin dis ticarette rekabet sansini arttiracagini, dolayisiyla daha çok döviz girisinin yasanacagini kaydetti.

RESMI ENFLASYON HEDEFLEMESI...

2006 yilinda resmi enflasyon hedeflemesinin de basariyla gerçeklestirilecegine inandigini ifade eden Vorkink, bagimsiz Merkez Bankasi'nin bu konuda gerekli hazirliklari yaptigini, mali disiplinin saglandigini ve 2006 enflasyon hedefinin de tutturulabilecegini kaydetti.

Vorkink, 2006'da ekonomik büyümenin de en az yüzde 5 düzeyinde olacagini da ifade etti.

BÖLGELERARASI GELIR FARKLILIKLARI...

Türkiye'nin, AB sürecindeki en önemli sorunlarindan birisinin bölgelerarasi gelir farkliliklarini azaltmak olacaginin altini çizen Vorkink, Marmara bölgesindeki gelir düzeyinin, AB'nin yeni üyesi Polonya'nin üstünde oldugunu, diger bölgelerdeki gelir düzeyinin ise Marmara bölgesi kadar yüksek olmadigini kaydetti.

Vorkink, bölgeler arasindaki gelir farkinin giderilmesinde, AB fonlarinin, Türkiye'nin çok isine yarayacagini da vurguladi.

TÜRKIYE TARAMA SÜRECINE ÇOK IYI BIR BASLANGIÇ YAPTI...

Türkiye'nin, AB ile katilim sürecine yönelik olarak tarama sürecine resmen basladigini belirten Vorkink, söyle devam etti: "Türkiye, tarama sürecine çok iyi bir baslangiç yapti. Çünkü Türkiye bu süreç için zaten yeterli teknik donanim ve hazirliga sahip bulunuyordu.

Türkiye, AB tarafindan istenen siyasi kriterleri, piyasa kriterini yerine getirdi, tarama süreci, geri kalan eksiklikler ile agirlikli olarak ekonomik alanda atilmasi gereken adimlari, AB'nin kurum ve kurallarina uyum saglayici düzenlemeleri içerecek."

BASMÜZAKERECILIK KURUMU...

AB ile katilim sürecinde, Basmüzakerecilik kurumunun, su asamada müzakereleri götürmeye yetecek teknik donanima sahip oldugunun altini çizen Vorkink, yine de Basmüzakerecilik kurumunun, tarama ve fiili müzakere süreçlerinde, degisen ihtiyaçlara göre, yeniden yapilanarak, organize olabilecegini kaydetti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious