Türkiye güvenlik üreten bir ülkedir

  • Giriş : 09.10.2006 / 00:00:00

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Türkiye'nin uluslararası alanda güvenlik bekleyen değil, güvenlik üreten bir ülke olduğunu belirterek bu niteliğin özenle korunması gerektiğini kaydetti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


ASAM'ın düzenlediği ''Stratejik Öngörü: 2023 Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. Yılında Dünya ve Türkiye'' konulu 5 gün sürecek sempozyum Çankaya Park Otel'de başladı. Sempozyumun açılışında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de konuşma yaptı.

Konuşmasında, Türkiye'nin dünyanın siyasal, askeri, ekonomik ve toplumsal yönden en değişken bölgelerinin kesiştiği bir konumda yer aldığını belirten Sezer, "Soğuk Savaş sonrası başlayan küresel dönüşüm yanında, bölgesel gelişmelerin etkilerini yakından duyumsamakta, bu gelişmelere, uluslararası barış ve ulusal yararı doğrultusunda yön ve katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Türkiye'nin uluslararası barış ve işbirliği ile ulusal yarar ve istikrarını birlikte gözetme gereksinimi, uluslararası siyasanın evrensel ölçülere genişlemeye başladığı yıllarda, Atatürk tarafından en özlü biçimde vurgulanmıştır. İçeride ve dışarıda barışçıl, gerçekçi ve saydam bir siyasa, kuşkusuz ülkemiz için bir seçenek değil, bir zorunluluktur. Bu nitelikleri taşıyan bir siyasanın temel olarak etkin bilimsel çalışmalar, stratejik öngörü ve girişim yeteneği gerektirdiği bir gerçektir. Bu çalışmaların, ülkemizin kaynak ve olanaklarının belirlenmesi ve planlanmasına ilişkin, ayrıntılı ve somut verileri içerdiğini mutlulukla gözlemliyoruz" dedi. Cumhuriyetin özgürlükçü ve aydınlanmacı hedef ve niteliklerinin, yöntemsel ve kuramsal olarak, 2023'de Türkiye'nin, bölgesinde ve dünyadaki yerine ilişkin tüm çalışmalarda, yol gösterici işlev göreceğine inandığını kaydeden Sezer, "Stratejik öngörü, devletlerin ulusu ve ülkesiyle, kendi olanak ve kaynaklarını, dışsal ve nesnel koşullara karşı ölçme, planlama ve kullanma yeteneği gerektirir. Ulusal ve doğal kaynaklarımızdan, teknolojik olanaklarımızdan en etkin biçimde yararlanabilmek ise, ulusal birlik ve egemenliğin bir arada korunmasıyla gerçekleşebilir. Bu nedenle Cumhuriyetimiz, ulusun birliği ve egemenliği ilkesi üzerine kurulmuştur. Atatürk, ulusçuluk düşüncesini ve Türk Ulusu'nun niteliklerini, ortak yarar temelinde her yurttaşa eşit hak ve özgürlük verilmesini öngören biçimde tanımlamıştır. Bu dışsal ve nesnel koşullar nasıl değişirse değişsin, ulusun birliği ve egemenliği, ülkemizin geleceğini öncelikle belirleyen temel ilkeler arasında yer alacaktır. Günümüzde, küresel ve bölgesel değişim süreçlerinin olumlu etkilerinden söz edilirken, dünyada ulus devletlerin yerini, ulus-üstü, bölgesel ve küresel örgütlere, ulusal çıkar çekişmelerinin de karşılıklı bağımlılığa bıraktığını savunanlar vardır. Aynı süreçlere eleştirel yaklaşanlar ise, ulus-üstü örgütlerin kendi içinde varsayıldığı gibi, demokratik ve eşitlikçi olmadığına, karşılıklı bağımlılığın da gerçekte tek yönlü işleyişini sürdürdüğüne dikkat çekmektedir. Bu kapsamda, ülkemize ilişkin stratejik öngörü çalışmalarında, küreselleşmenin ulusal yararımıza ve Cumhuriyet hedeflerimize uygunluğunu, öncelikli ve belirleyici ölçüt olarak almamız gerekmektedir" diye konuştu.

2023 yılında Cumhuriyet bayrağını teslim alacak kuşağın, bugün ulusal eğitim sürecinde olduğunu hatırlatan Sezer, "Bu eğitimin içeriğinin, çağdaşlığın gereklerini yansıtması asıl olmalıdır. Geleceğimizi, özgür düşünebilmeyi öğrenmiş, bilim ve aklı ön planda tutan kuşaklarla güvence altına alabiliriz. Eğitimin yanında sağlık, sosyal güvence, adalet, güvenlik ve bayındırlık gibi temel kamu hizmetlerinin ülkemizin her yöresine ve her bireyine nitelikli biçimde götürülmesi, bölgeler arasındaki kalkınmışlık farklarının en aza indirgenmesi zorunludur" dedi. Stratejik öngörü çalışmalarında, ülkemizin yirmi yıl içinde dünyanın ilk on ekonomisi arasına girmesinin beklenebileceğinin vurgulandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Sezer, "Bu hedefe ulaşılabilmesi için gönencin yaygınlaştırılması, özgün teknolojik ilerlemenin hızlandırılması, ayrıca, üretim ve ticaret yapısını çarpıklaştıran küresel rüzgarların, zararlı olabilecek etkilerinden sakınılması gerekmektedir. Bugün önem verdiğimiz işgücü ve buna dayalı maliyet üstünlüklerimizin yerini, 2020'lerde sağlam ve özgün bir sanayi ve teknoloji altyapısının alması gerektiği açıktır. Bu bağlamda, uluslararası alanda ekonomi boyutundaki üstünlüklerimizin ve yarıştırıcı niteliklerimizin dönüştürülmesi gereksinimi göz önüne alınmalıdır" ifadelerini kullandı. Türkiye'nin yüzyıllardır uluslararası sistemin etkin bir üyesi olageldiğini kaydeden Sezer, "Bu sistem, ancak geçtiğimiz yüzyılda evrensel düzeyde kurumsallaşabilmiştir. Bölgemizde ve ötesinde uluslararası güvenlik ve istikrara sağladığımız katkı yadsınamayacak boyuttadır. Uluslararası alanda bu katkıya, önümüzdeki on yıllarda, artan bir gereksinim duyulacağı, günümüzün bölgesel ve küresel koşullarından anlaşılmaktadır. Sovyetler Birliği'nin dağılması ile birlikte içine girmiş olduğumuz değişim süreci, bugün hala alacağı yönü ve varacağı hedefi zihinlerde ve stratejik planlamalarda netleştirmiş değildir. Uluslararası güvenlik ve istikrarın boyutları, küreselleşme süreçlerinin etkisiyle genişlemekte, su, enerji, gıda ve ulaşım gibi insanlığın temel gereksinimlerini kapsayacak biçimde nitelik değiştirmektedir. Bu temel gereksinimler, tarihte, güvenlik ve istikrar sorunlarına yol açmış, güçlü devletlerin bu kaynaklara el atması yoluyla karşılanmıştır. Bu siyasaların izleri bugün de tümüyle silinmiş değildir. Bugün, küresel çaptaki yeni yapılanmaları zorunlu kılan nedenler arasında, ekonomik alandaki rekabetin ağırlığı, bunun temelinde ise, enerjinin varlığı yadsınamaz. Birçok açıdan ülkemizi de yakından ilgilendiren enerji konusu, stratejik öngörü ve tasarımların vazgeçilmez bir ögesi olup, enerji güvenliği ülke güvenliği ile neredeyse eş anlama gelmektedir. Bu çerçevede, ülkemizin doğu-batı ve kuzey-güney eksenlerinde, başta enerji olmak üzere, insanlığın temel gereksinimlerini güvenli biçimde kaynaktan tüketime ulaştırabilecek konumda yer alması, stratejik denklemlerde kayda değer bir boyut oluşturmaktadır. 2020'lerde ülkemiz her iki eksende komşularına ve uluslararası sisteme, bu yeni ve artan önemdeki hizmeti kapsamlı olarak verecek ağları bugünden kurmaktadır. Türkiye'nin, başta çeşitli boru hatları olmak üzere somut tasarılar üzerinde yoğunlaşan bu çabaları, bölgemizde yeni ve stratejik nitelikli işbirliğinin örneklerini oluşturmaktadır" diye konuştu. Türkiye'nin dünyanın önemli bir bölgesinde yer aldığını, komşularıyla ve yakın çevresinde bir barış ve işbirliği kuşağı oluşturulmasını istediğini kaydeden Sezer, "Bu kapsamda ülkemiz, bölgesinde istikrara katkıda bulunacak her öneriye ilgi duymakta, ortak bölgesel yararı gözeten, saydam bir işbirliği siyasası yürütmekte, Ortadoğu, Balkanlar ve Kafkasya'da süren anlaşmazlıkların barışçı yollardan çözümüne içten ve olumlu katkılarda bulunmaya çalışmaktadır. Bu anlaşmazlıkların çözüme kavuşturulması, kuşkusuz ülkemize ve bölge ülkelerine, bundan sonra halklarının sorunlarını çözmek ve yaşam düzeyini yükseltmek yolunda daha fazla zaman ve kaynak kullanımı için olanaklar yaratacaktır. Öte yandan, uluslararası istikrar ve güvenliğe katkımızın genişleyen içerik ve niteliği, savunma olanak ve yeteneklerimizin etkinleştirilmesini, caydırıcılığımızın korunmasını zorunlu kılmaktadır. Silahlı Kuvvetlerimizin üst düzeydeki disiplin ve donanımı, Atlantik Bağlaşması çerçevesindeki köklü deneyimimiz, Avrupa, Doğu Akdeniz ve Karadeniz güvenliği yönünden vazgeçilmez konumumuz, ülkemizi uluslararası alanda güvenlik bekleyen değil, güvenlik üreten bir ülke yapmaktadır. Ülkemizin uluslararası alandaki bu niteliğinin 2020'lerde ve ötesinde özenle korunması gerekmektedir" dedi. Türkiye'nin bütün çağdaş ülkeler gibi tek bir ana hedefi olduğunu vurgulayan Sezer, bu hedefin; 'Daha iyi yaşam koşullarına sahip olarak barış ve esenlik içinde varlığını üçüncü binyıla taşımak' olduğunu dile getirdi. Sezer, "Bu konuda ölçüt, Atatürk'ün dile getirdiği, 'çağdaş uygarlık düzeyi'dir. Bu düzeye erişebilmek amacıyla uygulanabilecek yöntemler, ülkelerin kendi iç deneyimlerinden ve bu düzeyi yakalamış ülkelerin gelişim süreçlerinden belirlenebilir. Ulusumuzun demokrasi, özgürlükler, hukukun üstünlüğü gibi evrensel değerler yönündeki istenci, anayasamıza ve siyasal-toplumsal yaşamımıza yansımıştır. Tarihsel birikimi ve varolan nitelikleriyle ülkemiz, 2023'te, yüz yıl önceki kuruluşunda olduğu gibi, çağdaşlık doğrultusunda yürüyen ve bu yolda önemli ve geri dönülmez kazanımlar elde etmiş bir ülke olacaktır. Bu yöndeki ulusal istencin güçlü ve canlı tutulmasında, siyasal, toplumsal ve kültürel açıdan sivil topluma da önemli görevler düşmektedir. Basınımız, aydınlarımız, öğretmen ve öğrencilerimiz başta olmak üzere tüm ulusumuzun, Cumhuriyetimizi yüzyıllara taşıyacak çağdaş niteliklerini korumak ve güçlendirmek yönünde güçlü bir bilinç ve istençle çalışacağını bilmek en büyük güvencemizdir" ifadelerine yer verdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious