'Türkiye konusunda degisik senaryolar var'

  • Giriş : 16.11.2005 / 00:00:00

BERLIN - Alman Federal Disisleri Bakanligi'nin destegiyle baskent Berlin'deki Avrupa Akademisi'nde Avrupa Komisyonu'nun Türkiye hakkinda 9 Kasim tarihinde açikladigi ilerleme raporu degerlendirildi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Program Berlin Avrupa Akademisi Müdürü Prof. Dr. Eckart D. Stratenschulte tarafindan yönetildi.

Türkiye'nin AB süreci ile ilgili analizleriyle taninan Avrupa Politikasi Enstitüsü üyesi Dr. Barbara Lippert hukuksal birliktelikten olusan AB'nin Türkiye'ye müzakere sürecinde hukuksal baski uygulayacagini ve mevcut sürecin "çok zor" geçecegini belirtti ve "Türkiye'nin AB yolunda transformasyon süreci geçirmesi kendisinin mevcut degisim içindeki politikalarini AB endeksli yürütmesini gerektirecek. AB ile süreç tamamlanmadan iki taraf arasinda ara hedefler belirlenip kismi bir entegrasyon olusacak. Müzakerelerin "ucu açik" olarak yürütülmesiyle AB'nin tam üyelik yerine baska alternatifler üzerine de yogunlasmasina yol açabilir. Burada "kümülatif üyelik"ten de söz edilebilir." dedi. Bu baglamda Almanya'da kurulacak 'büyük koalisyon'un Türkiye ile "özel iliski" istedigine dikkat çeken Lippert, "Türkiye konusunda degisik senaryolar var." diye konustu.


AB Komisyonu'nun Kasim ayinda açikladigi raporda Türkiye'nin son yillarda baslattigi reform atagindan övgüyle bahsedildigini ancak reformlarin pratikte hayata geçirilmesi konularinda "ciddi eksiklikler"in tespit edildigini belirten Lippert, "Türkiye'nin tam üyeligi için 10 ila 15 yildan bahsedilmekte. Türkiye'nin 25 üyeden olusan birlik üyelerinin bire bir isteklerini yerine getirmek zorunda birakilmasi süreci daha da güçlestirecek. Bu yüzden 25 ülke ile Türkiye'nin çikarlarinin dengelenmesi söz konusu. AB'nin Türkiye'yi "Monitoring" yöntemiyle sürekli kontrol etme talebi ile içislerinde olumlu veya olumsuz gerçeklesen her türlü gelismeye müdahil olmasi sürecin zor geçmesine yol açacak." dedi.


Devlet eski müstesari Gerd Wartenberg ise AB projesinin siyasi bir mahiyetinin söz konusu olmasina ragmen ahlaki sorumlulukla da tanimlanacagini; Türkiye'ye bu perspektiften yaklasilmasi gerektigini ifade etti. Wartenberg "AB'deki Türkiye'ye bakis birçok etkenlerden olusuyor. AB içinde farkli konularda toplumsal bir tereddüt mevcut. AB halkinin karsi karsiya kaldigi issizlik, gelecek endisesi, sosyal devlet anlayisi ve siyasetçilerin çoguna duyulan güvensizlikler Türkiye'nin AB üyeligi konusundaki kanaatleri üyelik aleyhinde dogrudan etkilemektedir. Halkin Türkiye konusunda ayrintili bir bilgiye sahip olmadigi kanisindayim. Buna bir de medya ve basinda yer alan ciddi analizden yoksun spekülasyon olusturan haberler de eklenince toplumun Türkiye'ye daha fazla mesafeli yaklasmasina neden olmaktadir." dedi.


Türkiye konusunda Ortaçag'dan kalma önyargili düsüncelerle yaklasildigini söyleyen ve bu tutumu elestiren Prof. Dr. Faruk Durbin "Islam'a bakis halen Haçli Seferleri zihniyetinden olusmaktadir. Avrupa'daki Türk ve Müslüman'a önyargili bakis açilariyla bir yere varilamaz." dedi. Durbin ayrica Türkiye'yle baslatilan üyelik müzakerelerinin Türkiye ile AB'nin yaklasmasina yol açacagini belirterek "Türk halki yürürlüge konulan reformlari yalnizca AB tam üyeligi için degil, kendisi istedigi için de desteklemektedir." dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious