Türkiye konusunda korkağız

Türkiye konusunda korkağız.12529
  • Giriş : 21.12.2007 / 11:00:00
  • Güncelleme : 21.12.2007 / 11:20:16

AP vekili Ari Vatanen, Türkiye'nin AB üyeliğine destek çağrısında bulundu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Vatanen, AP'de Türkiye'ye en fazla destek veren vekiller arasında yer alıyor. Türkiye'nin üyeliğinin oylandığı celsede arkadaşlarının, "Partimizin çizgisinin hilafına oy atma." ısrarına rağmen, 'evet' oyu kullanan bir siyasetçi. Türkiye'nin üyeliği konusundaki tespiti ise dikkat çekici: "Halkın temelsiz korkularını yok edeceğimize bunların üzerinde sörf yapıyoruz."

Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy'nin tavrı yüzünden "üyelik" ifadelerinin çıkarıldığı AB Zirvesi'nin hemen ardından Zaman'a konuşan Vatanen, hem Avrupalı siyasetçileri hem de Fransız lideri eleştirdi. Sarkozy'yi "tabuları yıkan büyük bir devlet adamı" olarak çok takdir ettiğini söyleyen Vatanen, ancak Fransız liderin Türkiye konusunda devrimci bir tavır gösterememesini büyük talihsizlik olarak değerlendiriyor. Vatanen ile ufuk turunun satır başları şöyle:

Halkın korkuları üzerinde sörf: Avrupa'da büyük fotoğrafı görebilecek liderler yok artık. Bir tür lider sıkıntısı yaşanıyor. Siyasiler vizyon sahibi siyasetler üreteceklerine bir sonraki kamuoyu yoklamasına, genel ya da mahalli seçimlere odaklanıyor. Cahil mahalli endişelere teslim olmuş durumdayız. Halkın temelsiz korkularını yok edeceğimize bunların üzerinde sörf yapıyoruz. Türkiye'ye mutlak manada muhtaç olduğumuzu izah edeceğimize, bu korkuları manipüle ediyoruz.

Siyasetçiler popülist-fırsatçı: Gerçek devrim, gönülsüz ve rızasız olduğumuz bir durumda elimizi karşı tarafa uzatmaktır. Hâlâ kendi milli devletlerimize kendimizi hapsetmiş durumdayız. Dünya artık milli devletlerden değil, insanlardan müteşekkil, bunu hâlâ idrak edemedik. Avrupa'daki bütün siyasetçiler popülist, fırsatçı siyaset yürütüyor. Türkiye'nin üyeliğinin kolay olduğunu kimse söylemiyor; ama üyeliğe alternatif çözümler 100 kat daha zor ve etkisiz kalmaya mahkum.

Hıristiyan Demokratlar kendilerini inkar ediyor: Hıristiyan Demokratlar Türkiye'yi bağırlarına basan ilk grup olmalıydı. Ben inanan bir Hıristiyan'ım ve dinimi yaşıyorum. Hz. İsa fahişeler dahil konuşmadığı, elini uzatmadığı kimseyi bırakmamıştı, yaradılan herkesin eşit ve aynı haklara sahip olduğunu vaz ediyordu. Türkiye konusunda Hıristiyan Demokratların kendi temel değerlerini, ilkelerini çiğniyor olmalarına çok hayıflanıyorum. Her yaradılana, insana eşit haklar verilmesine itiraz ederek Hıristiyan Demokrat değerleri inkar ediyoruz aslında.

Vicdan fahişeliği yapamam: AP'ye ilk defa 1999'da Finlandiya'dan seçildiğimde çok iyi hatırlıyorum, daha ilk yazdığım makalede Türkiye'nin müstakbel üyeliğine destek vermiştim. Dünya barışına en büyük tehdit, ümidi olmayan insanlardan geliyor. Fanatizm, köktendincilik için en verimli alanları ümitsiz insanlar oluşturuyor. Yıllar geçtikçe Türkiye'nin üyeliğine olan inancım arttı. Biliyorsunuz AP'de grubuma rağmen Türkiye için oy attım. Hatta o gün Fransız Hıristiyan Demokratlar oylamaya katılmamam için benimle görüştüler, bunu yapamayacağımı söyledim. Vicdanımı inkar edemem. Eğer bir defa vicdan fahişeliği yaparsam, ikinci artık sadece fiyatla alakalı hale gelir, satılık olur. Türkiye'nin üyeliği Fransa ve bütün dünya için iyi.

Sarkozy, derinliği göremiyor: Bir anlamda Sarkozy'yi anlıyorum. Fransızların büyük bir kısmı Türkiye'nin üyeliğine karşı. İnsan olarak çok takdir ettiğim birisi; ancak Batı'ya baktığında gördüğü derinliği Doğu'ya baktığında göremiyor. ABD ile ilişkilerine baktığınızda ne dediğimi anlarsınız. Birçok konuda Fransa'da tabuları yıkan bir lider; ancak iş Türkiye'ye gelince maalesef geleneksel siyasete sığınıyor, tam tersini beklerdim ondan. Türkiye'nin üyeliği yaklaştığında ne Sarkozy Fransa Cumhurbaşkanı olacak ne de ben AP üyesi. Bu bir tür teselli. Sarkozy'nin kısa vadede Türkiye konusunda fikrini değiştireceğini sanmıyorum; ama uzun vadede neden olmasın? Ümidimi kaybetmiş değilim.

Türkiye fay hattı üzerinde: Dünya barışı için en büyük müttefikimiz mutedil Müslümanlar. Mutedil Müslümanları kim destekliyor? Kimse! O zaman ne olacak? Bin Ladin'le mi diyalog kuracağız? Türkiye; kuzey-güney, zengin-fakir, Doğu-Batı, Müslüman-Hıristiyan, deri rengi koyu-deri rengi açık gibi bir sürü fay hattının üzerinde oturuyor, bu yüzden çok önemsiyorum AB sürecini. AB, Türkiye'deki çocukların da Pakistan'da olduğu gibi medreselerde mi okumasını istiyor? Türkiye ile müzakereler bu anlamda doğru yönde atılmış bir ilk adım. Ancak maalesef biz korkağız. Türkiye konusu da çok üzücü -hayır üzücü kelimesi hafif kalıyor- çok trajik, felaket, kötü bir şekilde idare ediliyor.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious