Türkiye nüfusu obez tehlikesi altında

Türkiye nüfusu obez tehlikesi altında.15199
  • Giriş : 20.04.2009 / 13:47:00

Türkiye nüfusunun yüzde 66’sı obezite tehlikesi altında.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye'de her 3 kişiden birinde metabolik sendrom görülüyor. Bu sendromdan en çok etkilenen grup, masa başında oturan, beslenmesi düzensiz, yoğun stres altında çalışan kişiler. Bir modern yaşam hastalığı olarak nitelendirilen metabolik sendrom, insanın yaş ilerledikçe kalp hastası veya şeker hastalığına yakalanma olasılığını arttırıyor.

En önemli belirtileri bel çevresinin fazlalığı, trigliserid düzeyinin yüksekliği, kötü huylu kolesterol düzeyinin yüksekliği, kan basıncının ve kan şekerinin olması gereken değerlerin üzerinde olması.

DOĞA BİZE BEDEL ÖDETİYOR
Metabolik Sendrom Derneği Başkanı Prof. Dr. Aytekin Oğuz, metabolik sendromun 21. asrın hastalığı olduğuna dikkat çekti:

“20. Asrın belki de en kötü mirası, metabolik sendrom gibi görünüyor. Değişen yaşam tarzının sonuçlarını gözlemliyoruz. Birisi düzensiz kentleşme, birisi çevrenin tahrip edilmesi, birisi de insanların bel çevresinin kalınlaşması ve obezleşmesi bence. Çevre bozulmasıyla paralel giden bir tablo bu. Belki de sağlıklı yaşama uygun olmayan bir tarzı seçmemizin bedelini doğa bize bu şekilde ödetiyor. Bel çevrensinin kalınlaşmasının çok önemli bir hastalık olduğu artık herkes tarafından biliniyor. Hipertansiyon, diyabet, kan yağlarında bozulma, sonuçta kalp-damar hastalıklarının gelişmesi gibi.”

Hareket eksikliğine dikkat çeken Oğuz şunları söyledi: “Egzersiz eksikliği Türkiye'nin temel problemlerinden biri, metabolik sendrom için söylememiz gereken bir şey var egzersiz eksikliği ile ilgili yıllardır kiloya dikkat çekiyoruz. Türkiye'de temel sorunlardan birisi insanlarımızın egzersizi etkili ve yeterli bir şekilde yapamamalarıdır, metabolik sendrom salgınının en önemli sebeplerinden bir tanesidir.”

DİYABET VE KALP HASTALIKLARI İLİŞKİSİ

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı'ndan Doç. Dr. Meral Kayıkçıoğlu ise şeker hastalığı yani diyabetin sanıldığı gibi bir hastalık olmadığını, çünkü sadece vücuttaki şeker düzeyini değil tüm vasküler sistemi etkileyen bir hastalık olduğunu söyledi:

“Şeker hastalığı ortaya çıktığında, hatta çıkmadan çok daha önce, kişide kalp-damar sağlığında ciddi problemler ve bozulmalar başlıyor. İşte bu yüzden şeker hastalığını ne kadar erken saptayabilirsek ve ne kadar erken tedavi edersek kalp ve damar sistemi üzerindeki olumsuz etkilerden hastalarımızı koruyabiliriz. Öyle hastalarımız var ki, çok genç yaşta kalp krizi geçiriyorlar, bu hastaları takip ettiğimizde ileriki yıllarda şeker hastalığı geliştiğini görüyoruz, hastanın o genç yaşta geçirdiği kalp krizi, aslında şeker metabolizmasının bozuk olmasının bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor.”

TÜRKİYE'NİN YÜZDE 66'SI AŞIRI KİLOLU VE OBEZ
Metabolik Sendrom Derneği Bilimsel Düzenleme Kurulu Üyesi Doç Dr. Ahmet Temizhan da “Geçmişinde hiçbir şekilde diyabetten haberdar olmayan hastalar, çoğunlukla kalp krizi ile geliyorlar. Bizim hastalarla ilgili, kalp krizini tespit ettikten sonra ilk sorduğumuz şey 'Şeker hastalığın var mı' diye oluyor. Görünürde şeker hastalığı olmasa da kalp hastalığını şeker hastalığı ile eşdeğer tutuyoruz ve benzer şekilde tedavi ediyoruz” diye konuştu.

Temizhan obeziteyle ilgili sözlerini şöyle sürdürdü:
“2004-2006 yılları arasında yapılan araştırmanın yeni analizlerine göre ülkemizde 20 yaş üstü yetişkinlerin üçte birinde obezite (şişmanlık) var. Bir diğer grup olarak da şişmanlarla normal kilolular arasında olan bir grup oluşuyor, bu fazla kilolu diye adlandırdığımız, genelde gözden kaçan, biraz diyet yapsa kilo verecek gibi olan bir grup var, bunların oranı da yüzde 36. Eğer normal kilolulardan bu oranları çıkarırsak toplumumuzun yüzde 66'sının fazla kilolu ve obez olduğu ortaya çıkmaktadır.

Bu oran, en yüksek oranların görüldüğü ABD ile ölçüşüyor, bu oranlar 30'lu yaşlarda yükselmeye başlıyor 60'lı yaşlara doğru iyice artmaya başlıyor. Kadınlarımızda fazla kilo ve obezite oranı yüzde 40, erkeklerde ise yüzde 20 oranında görülüyor. Özellikle ev hanımlarında hareketsiz yaşam ve düzensiz beslenme gibi nedenlerle bu oran erkeklerle yarı yarıya fark etmektedir. Çalışan kadınlarda bu durum gerek estetik kaygılar, gerekse iş yaşamının getirdiği hareketlilikle birlikte daha az görülmektedir.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*