Türkiye'de 12 bin mesleğin adı yok

  • Giriş : 17.01.2007 / 00:00:00

Şahmerdan işçisi, planya ustası, cerrahi cihaz tamircisi... Dünyada tanımlanan ama bizde henüz kodlanmamış yaklaşık 12 bin meslek var.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Her anne babanın hayalidir çocuklarının altın bilezik diye tabir edilen bir meslek sahibi olması. Ekmeğini eline almanın yoludur meslek. Peki meslekler denince hangileri aklınıza geliyor? Avukat, doktor, mühendis, terzi, marangoz, kaynakçı... Liste uzar gider... Planya ustası, takım tezgâhı dizicisi ya da şahmerdan tamircisini duymuş muydunuz? Hayır mı? Çünkü bu meslekler Türkiye'de henüz tanımlanmamış, yani bu işlerle uğraşanlar mevcut belki ama meslek olarak tanımı yapılmamış.

Meslekleri tanımlama görevi İŞKUR'da. İŞKUR'un hazırladığı Türk Meslekler Sözlüğü'nde 2 bin 700’e yakın meslek tanımlanmış, kodlanmış. Ancak bu sayı Türkiye İstatistik Kurumu'nun verdiği bilgilere göre dünyada 15 bini buluyor. Aradaki fark gerçekten dikkat çekici. İŞKUR, her yıl 300-400 civarında yeni meslek ekliyor sözlüğe ancak çalışmalar çok fazla emek gerektirdiği için aradaki fark kapatılamıyor. İŞKUR Genel Müdür Yardımcısı Namık Ata, bu durumu şöyle açıklıyor: "Meslek tanımlandırılmasında onlarca defa analiz yapılıyor ondan sonra bir tanım çıkıyor. Farklı farklı uzmanların tanımlarını birlikte değerlendirmeniz ve ortak bir tanım çıkartmanız gerekiyor. Her yıl 300-400 civarında iş kodlaması ilave ediliyor. Yoksa Amerika'da, Avrupa'da olan meslekler Türkiye'de de icra ediliyor ama analizi yapılıp sözlüğe girmemiş oluyor. 2 bin 700 rakamı bizde sistematik, düzenli, bilimsel bir şekilde analizi yapılmış, uluslararası meslek sınıflandırma rehberine uygun olarak kodlanmış olan meslekler."

"NE İŞ OLSA YAPARIM" DEVRİ

Teknoloji geliştikçe yeni yeni mesleklerin ortaya çıkacağı yadsınamaz bir gerçek. Yeni meslekler türerken bazı meslekler de miladını doldurmuş oluyor yani ölüyor. Tüm bu mesleklerin kodlanması ve tanımlanması ne işe yarıyor derseniz özellikle işe yerleştirme hizmetlerinde kullanılıyor. Duyduğumuz 'Ne iş olsa yaparım' lafını tarihe gömmek için epey yararlı.

MESS (Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası) Eğitim Vakfı Genel Müdürü ve eski İŞKUR Genel Müdürü Necdet Kenar'a göre daha fazla mesleğin tanımlanmış olması ortak dil kazandırıyor. "İş gücü piyasasındaki elemanlar, İŞKUR tarafından tanımlanan mesleklere göre yerleştiriliyor. Mesela özel sektörden biri 'A uzmanı arıyorum' diyor ancak İŞKUR'da böyle bir meslek tanımlanmamış. İŞKUR bu nedenle böyle bir talebi bile alamıyor. En yakın mesleği yazıyor. İşte iletişimsizlik" diyor Kenar.

TANIMLAYAMAYINCA UZMANLAŞAMIYORUZ

Meslek tanımları bakımından dünyayla aramızdaki yüksek mesafeli farkın nedenlerinden biri de ülkemizde mesleklerin genellendirilerek kullanılması. Bizim kaynakçı olarak genellediğimiz bir meslek dünyada yeraltı kaynağı, döküm kaynağı, gaz altı kaynağı gibi alt başlıklara ayrılıyor. Bu konudaki örnekler daha da çoğaltılabiliyor. İŞKUR Samsun İl Müdürü Tahsin Bayar "Türkiye'de bir kişi ya bilgisayar mühendisi ya elektronik. Dünya, elektriği bile şebekesi, üst geçit hava hattı, yüksek gerilim gibi 5 değişik şekilde ayırmış" diyor.

Genellenen mesleklerin uzmanlaşmayı körelttiği ve vasıfsız işgücünün oluşmasına neden olduğu da bir diğer iddia. Bayar, "Meslekler bizde de dünyadaki gibi alt başlıklar halinde tanımlansa uzmanlaşma olur. Her alanda uzmanlaşma başta şirketlere maliyet getirir gibi görünse de aslında hem kaliteyi arttırır hem maliyeti azaltır. Çünkü hem seri imalat hem daha çabuk hem daha sağlam hem daha kaliteli iş olmuş olur, neticede de yine o işveren kazanır" diyor.

MESLEKİ EĞİTİM YETERSİZ

Tanımlanan mesleklerin sayısının dünyadaki orana göre azlığı iletişimsizlik, uzmanlaşmanın sağlanamaması gibi sorunlar yaratmasının yanı sıra üzerinde durulması gereken bir başka soru başlığını ortaya çıkarıyor: Türkiye'de kaç alanda mesleki eğitim veriliyor ve bu eğitimler ile tanımlanan meslekler arasında nasıl bir bağ var?

Milli Eğitim Bakanlığı'nın verdiği bilgiye göre Türkiye'de yaklaşık 500 dalda mesleki eğitim veriliyor. Yüksek öğrenim sürecini de eklediğinizde bu sayı yükseliyor ama dünyadaki mesleki tanımlamalara ulaşmak şöyle dursun, Türkiye'de tanımlanan meslekleri kapsayan eğitimlerin yeterli olduğunu söylemek bile mümkün değil.

İŞKUR'UN sözlüğünde tanımlanan meslek sayısının 2 bin 700 civarında olduğu düşünüldüğünde MESS Eğitim Vakfı Genel Müdürü Necdet Kenar, "Meslek liselerinde bu kadar geniş meslekler yok. Her mesleğin diplomasını veremezsiniz. Her gün yeni meslekler çıkıyor, bazıları ölüyor ve her mesleğin okulunu açamazsınız. Burada önemli olan o yeni meslekleri tanımlayıp, o mesleklere uygun eğitimlerin okul açılmadan da verilebilmesi ve bunların işgücü piyasasında tanınması ve insanların ortak dili kullanarak sorunsuz bir şekilde işlerini yürütmeleri" diyor.

NİTELİK İŞGÜCÜ SUNALIM

İŞKUR Genel Müdür Yardımcısı Namık Ata: "İşgücü piyasası hangi mesleklerde, hangi niteliklerde işgücünü talep ediyorsa mesleki eğitimin de buna cevap verecek şekilde yapılandırılması lazım. İşgücümüzü piyasanın talepleri doğrultusunda daha nitelikli hale getirip sunmanız gerekiyor. O yönde biz geçtiğimiz yıl Avrupa Birliği Aktif İş Gücü Programları Projesi diye bir proje başlattık. 49 bin vatandaşımız ondan yararlandı. Şu anda devam eden Özelleştirme Sosyal Destek Projesi var. AB'den hibe almak suretiyle bu sene uygulamaya koyacağımız gençleri ve kadınları hedef grubu olarak alan Aktif İş Gücü Programı projemiz var."

MESLEĞİN İÇİNDE UZMANLAŞIYORLAR

T.C. Haliç Üniversitesi İşletme Fakültesi İnsan Kaynakları Yönetimi Prof. Dr. Sinan Artan: "Dünyadaki tanımlanmış meslekler ile Türkiye’de tanımlanmış meslekler arasında sayısal bağlamda ciddi bir farklılık bulunuyor. Bu fark da her kesimdeki işletmelerin rekabet yarışı içinde olmaları ve bu nedenle genişleyen ar-ge bütçe ve yatırımları, gelişen teknoloji, bilimsel araştırma ve çalışmalara verilen önem ve de bunun sonucunda ortaya çıkan yeni buluşlar ile uzmanlaşmaya verilen önemden kaynaklanıyor.
Genelde uzmanlaşmaya yönelik bir eğitim sistemimizin varlığından söz etmemiz olanaksız. Yüksek öğrenim mezunu genç, ancak mesleğe girdikten sonra uzmanlaşabiliyor. Bu nedenle de işletmelerimiz hizmet içi eğitime önem vererek hem bu eksikliği daha çabuk giderir hem de kendi amaç ve hedeflerine göre personelini yetiştirebilir. Ülkemizde mevcut meslek tanımlarıyla meslek liselerinde verilen öğretimin genelde ve kuramsal olarak örtüştüğünü söyleyebiliriz. Ancak uygulamaya gelindiğinde durum tümüyle değişiyor. Çünkü bu alanlarda faaliyet gösteren okulların nicelikleri ile ülkenin gerçekleri ve gereksinimlerinin örtüşmediğini görüyoruz. Ara eleman sıkıntısının yoğun olduğu ülkemizde, teknik alanlarda öğretim yapan meslek liseleri mezunları ve ticaret liseleri mezunlarının gerekli yetkinlik ve donanıma sahip olmadıklarını görüyoruz."

YARIŞ YAPMAK DOĞRU DEĞİL

KAON Danışmanlık’ın Kurucu Ortağı, İstanbul Bilgi Üniversitesi MBA Bölümü ve Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Üyesi Mine Galip: "Türkiye olarak dünyadaki mesleki uzmanlık sayısıyla birebir kantitatif yarış yapmak stratejik açıdan en doğru seçim olmayacak. Türkiye’nin ekonomik gelişiminde en hızlı ve yüksek getiri sağlayacak alanlardan başlayarak stratejik önceliklendirmeyle odaklanılması gereken uzmanlık alanlarının tarif edilmesi gerekiyor. Türkiye’de istihdamın artırılması ve global ekonomide daha etkin söz sahibi olabilmemiz için atıl işgücümüzün yetkinliklerinin iş dünyasının gereksinimleri doğrultusunda ivedi şekilde arttırılması lazım. İş dünyasının ihtiyaç duyduğu ve duyacağı yetkinliklerle eğitim sistemlerimizi entegre etmeye odaklanmalıyız.

Kalite, mevcut ve atıl işgücümüzü, günümüz iş dünyasının gereksindiği global yetkinliklerle donatabilecek “yaşam boyu eğitim” yaklaşımıyla doğal olarak çözümlenmiş oluyor. Bunu sağlamak için iş dünyasının, eğitim kurumlarının, kamunun, bireylerin, ailelerin ortak akılla hareket edebileceği bir farkındalık ve kökten bir yeniden yapılanmaya ihtiyaç var."

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious