Türkiye'de bir Obama var mı?

Türkiye'de bir Obama var mı?.12432
  • Giriş : 07.11.2008 / 02:10:00
  • Güncelleme : 07.11.2008 / 00:22:04

Obama, beyazların ekseriyetinin oylarıyla Başkan seçildi. Yalnızca bir “zenci” gibi davransaydı, Başkan olamazdı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Amerika"da zenci-beyaz ayrımı vardı…

Koyu ve kaskatı bir ırkçılık diz boyuydu. Beyazlar kendilerini “efendi”, zencileri de “köle” olarak görürlerdi. Zencilerin resmen “köle” olduğu bir Amerika vardı Amerika"nın içinde. Resmen köle olmadığı öte yarısında da zenciler, sosyal hayatın köleleri gibi muamele görüyorlardı çoğunlukla…

Amerikalıların hepsi ırkçı değildi elbette. Tümü zencilerden nefret etmiyordu elbette…

Zencilerin köpek kadar değeri yoktu. Köpeklerin girebileceği yerlere dahi zencilerin giremeyeceği yazılıydı.

Zenci erkeklerin bir tek hayali vardı: Beyaz bir kadınla beraber olmak! Beyaz kadının yaşı da önemli değildi, fiziği de. Yeter ki beyaz olsundu.

Siyah derinin üzerine beyaz maske yerleştirmek, o derin aşağılık kompleksini örtmeye yarıyor muydu bilinmez, ama siyah adamın statü farklılığı için gereksinim duyduğu bir durumdu bu.

Sonra evlilikler oldu. Siyah adamlar beyaz kadınlarla evlendiler. Sonra siyah-beyaz karışımından melez çocuklar geldiler dünyaya. Siyahlar, beyazlara karşı hem nefretle doluydular, hem de hayranlıkla.

Malcolm X"in biyografisini okuyanlar bilirler, orada siyahların beyazlara yönelik bu her iki duygusu çok keskin bir dille ve gözlemle aktarılır…
Bir Müslüman olarak Malcolm X"in imgesinde Allah bile “beyaz” değildir; mutlaka siyah olmalıdır. Malcolm X"in bu nefreti, Kabe ziyaretinde yerle bir olur. Çünkü Kabe"de her renkten, her ülkeden, her cinsten, her mezhepten Müslümanlar o beyaz kefenin içinde mutlak bir eşitlik haline bürünmüşlerdir. Bu tablo, Malcolm X"i yeniden düşünmeye sevk eder ve yüreğindeki ırkçı nefreti söküp atar.

Obama, Kenyalı bir siyah adam ile Amerikalı bir beyaz kadının oğlu. Daha 2 yaşındayken babası tarafından terkedilmiş bir Amerikalı melez. Ona ne tam olarak siyah demek mümkün, ne de beyaz. Obama, sadece tensel açıdan değil, ruhen ve zihnen de melez. Çünkü farklı kültürlerin ve geleneklerin bizzat içinde yaşamış biri. Ama kendisi bir Hristiyan; Obama isminin ardından gelen Hüseyin"e rağmen. O şimdi kudretli Amerika"nın Başkanı. Amerika tarihi için müthiş bir değişimin öyküsüdür bu.

Bence Amerikanın büyüklüğünü gösteren olağanüstü bir değişimin adıdır bu aynı zamanda. Çünkü Amerika"da “beyaz adamın ideolojisi” çökmüştür.

Çünkü Amerika"da Kenyalı bir zencinin oğlu olan Obama, beyaz çoğunluğun da desteğiyle bugün Amerika"nın Başkanı olarak tarihe geçmiş bulunuyor.

Türkiye"nin Obama"sı kim peki?

“Beyaz-zenci ayrımı”, sadece tensel bir ayrım ifade etmez. Bu özünde zihinsel bir ayrımdır aslında. Kendini beyaz olarak gören, yani kendini ülkenin, devletin ve milletin sahibi olarak gören yaklaşım sahipleri, teni kendinden olan, ama inancı, düşüncesi ve yaşam tarzı kendinden olmayanları “zenci” olarak görür. “Beyaz adam” kendini her hakkın ve hürriyetin mutlak sahibi olarak görür. Başkalarını ise gene kendisi tarafından bahşedildiği haklarla yetinmesi gereken güruh olarak görür. Türkiye"de Amerika"dakine benzer ne resmi düzeyde bir kölelik sistemi olmuştur, ne de sosyal düzeyde topyekun bir dışlama veya düşmanlık siyaseti. Türkiye"de “beyaz adamın ideolojisi” biliniyor. Düne kadar Türkiye"nin “zencileri” olarak görülüp dışlananlar da bugünün “iktidar sahibi” olarak karşımızda duruyorlar.

Abdullah Gül, Çankaya"da… Türkiye Cumhuriyeti Devletini temsil makamında… Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanlık makamında… Sayın Gül için “asla olamaz” diyorlardı o “beyaz ideoloji”nin sahipleri, “çünkü eşi başörtülü!” Sadece eşinin başörtülü olması değil, zihnindeki düşünceler de “tehdit” biçiminde algılanıyordu o birilerince. Eşi baş örtülü olan ve tıpkı Gül gibi kafası aynı olan Sayın Erdoğan"ın Başbakanlığı da hala beyaz seçkinler tarafından içlerine sindirilebilmiş bir durum değil.

Beyaz bürokratik seçkinlerimiz, hala bu ülkenin Cumhurbaşkanını da, Başbakanını da “zenci”, yani laik cumhuriyetin düşmanı “öteki” gibi görebiliyorlar. Bu yüzden partilerinin kapatılması gerektiğini rahatlıkla isteyebiliyorlar. Türkiye"de sosyal düzeyde bir dışlama yok, ama kamusal alan fetişizminden kaynaklanan bir ayrımcı ve dışlama siyaseti hala varlığını ne yazık ki sürdürülüyor.

Amerika"dan esen bu demokratik değişim rüzgarı, kaçınılmaz olarak bütün bir dünyayı da etkileyecektir. Artık insanlar ne tenlerinden, ne inançlarından, ne de yaşam tarzlarından ötürü hiçbir alandan dışlanmayacakları yeni bir “demokrasi yüzyılı”na doğru evriliyorlar.

Obama, beyazların kahir ekseriyetinin oylarıyla Başkan seçildi. Obama yalnızca bir “zenci” gibi davransaydı bugün Başkan olamazdı.

Türkiye"de Obama gibi hala görülenlerin zenci Obama"ya sunulan o beyaz desteğin önemini kavramalarını salık veririm. Beyaz-zenci birlikteliğinden doğan o anlamlı melezlik, bugünkü Amerika"nın demokratik değişimini sağladı.

Sanırım Türkiye"deki demokratik değişim için de bu “melez kültür” ve “melez siyaset”, nirengi öneme sahiptir.

INTERNETHABER

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*