Türkiye'nin 2006 asayiş raporu

Türkiye'nin 2006 asayiş raporu.10817
  • Giriş : 01.07.2007 / 10:32:00
  • Güncelleme : 01.07.2007 / 10:42:27

Emniyet'in raporuna göre 2006 yılında bazı suçlarda artış yaşandı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Emniyet Genel Müdürlüğü, polis sorumluluk bölgesinde 2006 yılında meydana gelen olaylarla ilgili hazırladığı rapor, bazı suçlarda artış olduğunu, bazı suçların aydınlatılmasında ise sıkıntı yaşandığını ortaya koydu.

Hırsızlık, kapkaç, dolandırıcılık gibi mala karşı olaylarda yüzde 50 ile yüzde 170 arasında artış olurken, şahsa karşı suçlarda yüzde 26'dan yüzde 160'a kadar artış meydana geldi.

Emniyet Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı, polis sorumluluk bölgesinde 2006 yılında meydana gelen olayları “2006 Yılı Faaliyet Raporu” olarak kitap haline getirdi.

Raporda, 2005 yılı ile 2006 yılında meydana gelen olaylar karşılaştırılıyor. Suçlar, mala karşı ve şahsa karşı suçlar olarak tasnif edilen raporda, suç türlerine tek tek ve illere göre rakamlarla yer veriliyor.

Asayiş Daire Başkanlığı'nın rakamlarına göre, 2006 yılında şahsa karşı 321 bin 676, mala karşı ise 463 bin 834 suç olmak üzere toplam 784 bin 500 asayiş olayı gerçekleşti.

Rapora göre, 2006 yılında 2 bin 66 cinayet işlendi. Bunlardan yüzde 72'si aydınlatıldı, yüzde 12'sinin zanlıları belirlenirken, yüzde 16'sı ise faili meçhul kaldı. Geçen yıl cinayet olaylarında İstanbul 482 olay ile ilk sırada yer alırken, bunu İzmir, Ankara, Adana ve Gaziantep izledi. Cinayetlerin yüzde 29'u silahla, yüzde 20'si bıçakla, yüzde 51'i ise diğer aletlerle işlendi. Raporda 2005 yılında 2 bin 248 kişinin öldürüldüğü hatırlatılarak, yüzde 10'a yakın bir düşüş olduğu kaydedildi.

Geçen yıl bin 647 kişi intihar etti. İntihara teşebbüs edenlerin sayısı 18 bin 527 olarak gerçekleşti. İntihar sayısı 2005 yılında bin 619 olarak gerçekleşirken, teşebbüs edenler ise 12 bin 94 kişi olarak belirlendi.

GASP OLAYLARI

Gasp-yağma olayları 2006 yılında 8 bin 808 olarak gerçekleşti. Gasp-yağma olayları 2005 yılı polis kayıtlarına 6 bin 978 olarak girdi. Aydınlatma oranı 2005 yılında yüzde 60 iken 2006 yılında bu oran 57'ye düştü.

Ülke genelinde 2005 yılında 5 bin 220 kız, kadın, erkek kaçırma olayları gerçekleşirken bu rakam 2006 yılında 7 bin 130 olarak gerçekleşti. Çocuk kaçırma olayları ise 2005 yılında 429 iken geçen yıl 546 oldu.

Şahsa karşı ilenen suçlar kapsamında değerlendirilen “tehdit” olayları 2005 yılında 10 bin 809 olarak gerçekleşirken, 2006 yılında bu rakam yüzde 160 artışla 28 bin 88 oldu.

Kolluk kuvvetlerine hakaret, mukavemet, darp ve saldırı olarak 2005 yılında 7 bin 37 olay gerçekleşirken, bu rakam 2006'da yüzde 37 artışla 9 bin 631 oldu. Diğer memurlara yönelik aynı tarzlı olaylarda yüzde 14'lük artışla 2006'da bin 841 olay gerçekleşti.

ATEŞLİ SİLAHLAR

Ateşli silahlara ilişkin düzenlemeler getiren 6136 sayılı Kanuna muhalefet niteliğinde 19 bin 137 olay gerçekleşti. Bu olaylarda yüzde 79'luk artış gözlenirken, meskun mahalde ateş açma olayı yüzde 19'luk artışla 6 bin 533 oldu.
Mala zarar verme olayları 2005'e göre yüzde 170 artarak 38 bin 267 olarak gerçekleşirken, mesken masuniyetini ihlal olaylarıyla ilgili 3 bin 156 olay polise intikal etti. Bu olaylarda bir önceki yıla göre yüzde 51'lik bir artış oldu.
Raporda, ayrıca 2000 yılından 2005 yılına kadar ticari oto sürücülerine yönelik olaylara da yer verildi. Raporda ticari oto sürücüleri 5 yılda bin 58 gasp olayına maruz kaldı. Ticari sürücülerden 49'u cinayet sonucu öldürülürken, 137'si de yaralandı.

HIRSIZLIK OLAYLARINA KARIŞAN ÇOCUKLAR

Polis kayıtlarına göre, 2005 yılında 141 bin 993 hırsızlık olayı meydana geldi. Hırsızlık olayları 2006 yılında yüzde 52 artarak 216 bin 465 olarak gerçekleşti. Hırsızlık olaylarının aydınlatma oranı 2005 yılında yüzde 17 iken bu rakam 2006 yılında yüzde 12'ye düştü.

Rapora göre, hırsızlık olaylarına 2005 yılında 24 bin 454 çocuk şüphelinin karıştığı tespit edilirken, bu rakam 2006 yılında yüzde 3'lük artışla 25 bin 105'e ulaştı.

Hırsızlıkta geçen yıl 61 bin 69 olayla Adana ilk sırada yer alırken, bunu 60 bin 566 olayla İstanbul izledi. Hırsızlık olaylarında evden hırsızlıkta yüzde 59, iş yerinden hırsızlıkta yüzde 28, resmi kurum ve kuruluşlardan hırsızlık olaylarında yüzde 20, otodan hırsızlık olaylarında yüzde 73 oranında artış olurken, bankadan hırsızlık olarında ise yüzde 28 artış meydana geldi.

HIRSIZLIĞI ARTIRAN NEDENLER

Raporda, hırsızlık olaylarındaki artışın etkenleri “cezaevi faktörü, ekonomik nedenler ve işsizlik, kırsal kesimlerden şehirlere göç, küçüklerin suça teşvik edilmesi, ekonomik krizler, kolluğa farklı yasalarla pek çok görev verilmiş olması, suça karşı kişisel önlem alma bilincinin toplumda gelişmemesi, diğer kurum ve kuruluşların katılımının sağlanamaması” olarak sıralandı.

Hırsızlık olaylarının azalması için hırsızlığı tetikleyen nedenlerin ortadan kaldırılmasının gerekli olduğu belirtilen raporda, cep telefonu, dizüstü bilgisayar, bilgisayar gibi elektronik cihazların kayıt altına alınması ile kayıt dışı satış yapanlara yönelik cezai müeyyidelerin yeniden düzenlenmesi önerisine yer verildi.

“KAPKAÇ” OLAYLARI

Mala karşı suçlar kapsamında değerlendirilen ve son yıllarda özellikle büyükşehirlerde sorun olan “kapkaç” olayları 2006 yılında 12 bin 154 olarak gerçekleşti. Kapkaç olayları bir önceki yıla göre yüzde 70 arttı. “Kapkaç” olaylarının aydınlatılma oranı 2005'te yüzde 32 iken, 2006'da bu oran yüzde 19'a düştü.

Kapkaç olayları geçen yıl en çok İstanbul'da gerçekleşti ve bunu Diyarbakır, İzmir, Ankara, Antalya ve Mersin izledi.
Yankesicilik olayları ise 2005 yılında 18 bin 556 iken 2006'da yüzde 49 artışla 27 bin 612'ye yükseldi. Yankesicilik olaylarının aydınlatma oranı yüzde 28'den yüzde 16'ya düştü.

Dolandırıcılık olayları da yüzde 68 artarak 2006 yılında 12 bin 651 olarak gerçekleşti. Güveni kötüye kullanma olayları ise yüzde 65 artışla 8 bin 529'a yükseldi.

SUÇ POLİTİKASI VE ÖNERİLER

Emniyet Genel Müdürlüğünün 163 sayfalık raporunun son bölümünde suçlarla mücadelede başarılı olmak için uygulanacak politika ve stratejilere yer verildi.

Türkiye'de suçla mücadelenin öncelikle iç güvenlik birimlerinin sorumluluğu altında olduğu belirtilen raporda, bu nedenle suç ortaya çıktıktan sonra olaylara müdahale edilmesi, yakalanarak adalete teslim edilmesine odaklanıldığı dile getirildi.

“Suçluların yakalanmasının mağdurların zararlarını ortadan kaldırmadığı” belirtilen raporda, şu ifadelere yer verildi:
“Geleneksel güvenlik yaklaşımıyla suça ilişkin tüm problemlerin tespit edilmesi ve çözülmesi mümkün görülmemektedir. Suç işlenmesini etkileyen şartların bir çoğu güvenlik birimlerinin kontrolü dışındadır. Kamu düzeninin tesisi ve devamı aynı zamanda bütün kurumların sağlıklı bir şekilde çalışmasını gerektirmektedir. Diğer kurumlar zayıfladığında, güvenlik ve yargı sistemi sosyal denetimin sağlanmasında daha fazla ön plana çıkmaktadır. Bu durum ise demokrasi ile asla bağdaştırılamaz. Toplumun taleplerini, idari karar süreçlerine yansıtmak demokratik bir zorunluluktur.”

Toplumların gelişmişlik düzeylerinin insan hakları ve özgürlüklere gösterilen saygıyla ölçüldüğü belirtilen raporda, bu nedenle önleyici tedbir alındığı kaydedildi.

Suç sebeplerinin analitik olarak tespiti, kurumlarla ve vatandaşlarla işbirliği yapılması ve suçun oluşmadan önlenmesini öngören “Toplum Destekli Güvenlik Hizmeti”nin tercih edildiği dile getirilen raporda, “Toplum Destekli Güvenlik Hizmeti, güvenlik faaliyetlerinin yalnızca güvenlik görevlilerine bırakılmadan, toplumsal işbirliği ve sorumluluk paylaşımıyla yürütülmesi anlamına gelmektedir” denildi.

Her toplumun kendine özgü sosyal, ekonomik ve kültürel sorunları olduğu hatırlatılan raporun sonunda şu ifadeye yer verildi:

“Suçtan endişe duyan her kurumun, sivil toplum örgütünün ve vatandaşın aktif olarak suçun önlenmesi faaliyetleri içerisine girmesi gerekmektedir. Oluşturulacak suç önleme politikaları ve stratejilerinin, toplumun tüm kurumlarının ve vatandaşların katılımıyla tespit edilmesi, kamu güvenliğinin korunmasında önemli katkıda bulunmaktadır.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious