Türkiye'nin düşmana ihtiyacı var mı?

  • Giriş : 09.06.2007 / 23:25:00

Çarşamba günü, Assosiated Press Haber Ajansı'nın Türk askerinin Kuzey Irak'a girdiğini duyurduğu sırada, Afrika'nın en güney noktasındaki Ümit Burnu'ndaydık.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


ABDULHAMİT BİLİCİ yazıyor...

Türkiye'de ve dünyada neredeyse herkes, mevcut konjonktürde böyle bir adımın Türkiye'ye büyük zarar vereceği noktasında birleşirken, gelen haber bulunduğumuz bölgenin adına pek uygun görünmüyordu.
İlerleyen saatlerde bu haber değişik kaynaklarca yalanlandı, ama konu bir türlü gündemden düşmek bilmiyor. Maalesef yeni şehit haberleri hiç eksilmediğinden konu sürekli sıcaklığını koruyor. O da olmasa Genelkurmay yetkilileri ve internet sitesi, yaptıkları açıklamalarla sürekli gündemi diri tutmayı başarıyor.

Bölgede girilecek bir çatışmanın Türkiye açısından taşıdığı güvenlik riskleri ve kritik seçimler öncesinde yaşanabilecek bu gelişmenin demokrasimize vereceği zararlar yüzünden konu içeride ve dışarıda çok yakından izleniyor.

Bahçeli evleri, son model arabalarla dolu bakımlı yolları ile Afrika kıtasında bir Avrupa şehrini andıran Cape Town'da yaşayan Türklerle yaptığımız sohbetin merkezine de kaçınılmaz olarak Türkiye'deki bu gelişmeler oturuyor. Yaklaşık 20 yıldır Güney Afrika'da ticaretle uğraşan ve kurduğu entegre tesisle Afrika'nın en büyük battaniye üreticisi olan işadamları, Cape Town'da 300 kadar öğrencisi olan Türk okulunun öğretmen ve idarecileri, vize sorunu olmadığı için dil öğrenmeye ya da lisans üstü eğitim yapmaya gelen gençler Türkiye'de yaşananları kaygıyla izliyor.

Cumhurbaşkanını bu kez halk mı, yoksa Meclis mi seçecek hâlâ anlayabilmiş değiller. Demokrasiye yapılan müdahaleye o kadar kızmışlar ki, içlerinde 22 Temmuz'da mutlaka Türkiye'de bulunarak oy kullanmak isteyenler bile var. Görmüş geçirmiş bir vatandaşımız, yaşananlar yüzünden Türkiye'nin dünyada küçük düşürüldüğünü ve sınırlı enerjisinin boşa harcandığını söylüyor.

Coğrafî konumu, yeraltı ve yerüstü zenginlikleri ve güçlü insan kaynaklarına rağmen, ülkemizin bir türlü belini doğrultamaması ile doğal kaynakları itibarıyla dünyanın en en zengin kıtalarından Afrika'nın geri kalmışlığı arasında önemli benzerlikler bulunuyor. Ancak temel bir fark var. Afrika'nın geri kalmışlığında sömürgecilik ve daha çok yabancılar büyük rolü oynarken, Türkiye büyük oranda kendi eliyle kendini geri bırakmayı başaran bir ülke!

Tuhaf; ama Türkiye'nin bu kötü durum için yabancı düşmana ya da sömürgeci güçlere ihtiyacı yok. Zira kendi elitleri aracılığıyla kendine yeterince zarar verebiliyor. Her 5-10 yılda tekrarlayan ekonomik krizlerin, demokrasinin istikrara kavuşmasına bir türlü izin vermeyen askeri müdahalelerin, ideolojik ve etnik kökenli terör hadiselerinin, devlet ile millet arasında sürekli diri tutulan temelsiz çatışmaların öncelikli sorumlusu bu ülkenin elitleri değil mi? Bunu görmek için, ülkede güvenliğimizin, istiklal ve özgürlüğümüzün güvencesi olması gereken bir askerin, sadece şu Kuzey Irak konusunda, halkın seçtiği ve yasal olarak kendisine karşı sorumlu olduğu hükümeti içeride ve dışarıda sıkıştıran manevralarına bakmak yeter. Sanki MGK gibi toplantılarda ve baş başa görüşmelerde bu konular ele alınamazmış ya da alınmıyormuş gibi medya üzerinden konuşmak tercih ediliyor. Sık sık tekrarlanan anahtar cümle şu: Operasyon için siyasi direktif gerekiyor.

Bu, özünde doğru bir tespit. Tabii ki yurtdışına asker gönderme kararı, normal demokratik koşullarda hükümetin ve Meclis'in yetkisinde. Ancak içeride de, dışarıda da insanlar şunu merak ediyor: Cumhurbaşkanının kim olması gerektiği konusunda tavır koyarken bu demokratik ilkeleri hatırlamayanlar, neden Irak'a operasyon konusunda birden 'demokratik' davranma gereği duyuyor? Yoksa şöyle bir hesap mı yapılıyor: Hükümet, mevcut şartlarda akla mantığa aykırı bu talebe 'evet' dediğinde doğacak bütün kaosun sorumlusu olacak. Demokratik süreçte destek gördüğü Batı ile arası açılacak. Operasyona 'evet' demediği sürece de bölgeden gelen şehit cenazelerinin vebalini üstlenecek. İki durumda da hükümet kaybedecek. Bu yüzden dünya medyasının konuyla ilgili bütün analizlerinde, meselenin iç siyasete bakan yönüne özel vurgu yapılıyor.

Dedik ya, Türkiye'nin geri kalması için dış düşmana, sömürgeciye falan ihtiyacı yok. Biz kendi kendimize yetiyoruz. Bu yüzden BM İnsani Gelişmişlik İndeksi'nde beğenmediğimiz Yunanistan bugün 24'üncü sırada, Türkiye ise 92. Bu ülkenin demokratik ve ekonomik açıdan gelişmesinden rahatsız olanlara karşı, Allah bu milleti korusun.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious