Türkiye’nin en önemli sorunu cumhurbaşkanlığı sistemi

  • Giriş : 28.03.2006 / 00:00:00

Merkez Bankası Başkanlığı’yla ilgili atama kararnamesinin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den dönmesi, Türkiye’deki siyasi sistemi yeniden tartışmaya açtı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hükümetle Çankaya Köşkü’nü karşı karşıya getiren son vetoyu yorumlayan Anavatan Genel Başkanı Erkan Mumcu, halihazırdaki cumhurbaşkanlığı sistemini Türkiye’nin en önemli sorunu olarak görüyor. Halka hesap vermekle yükümlü iktidarın birlikte çalışmak istediği bir bürokratı atayamadığını belirten Mumcu, “Yetkisi olanın sorumluluğu, sorumluluğu olanın elinde yetkisi yok. Bu nasıl demokrasi? ‘Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ nasıl deriz?” diyor. Anavatan lideri, ‘çarpık sistemin’ sebep olduğu sıkıntıların ortadan kaldırılması için cumhurbaşkanını halkın seçmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Anayasa Değişikliği için iktidara çağrıda bulunan Mumcu, “AK Parti, hiçbir şey yapmadan sadece bu reforma imza atsa, adını altın harflerle tarihe geçirmeye hak kazanır.” ifadelerini kullanıyor.

Zaman’ın sorularını cevaplandıran Anavatan lideri Mumcu, gündemdeki konularla ilgili ilginç tespitlerde bulundu. Mumcu, Şemdinli iddianamesinin ardından yaşanan gelişmeleri değerlendirirken, CHP’nin iddia ettiği gibi bir “rejim krizi” ve “orduya darbe” girişiminin olmadığını vurguluyor. Mumcu’ya göre “Hükümet Şemdinli olayının büsbütün dışında, seyirci durumunda. Görevsiz ve yetkisiz gibi davranıyor”. İddianameyi hazırlayan savcının hukuki çerçevenin dışına çıktığını savunan Mumcu, gelinen noktayı “Sonuçta Türkiye’nin zararlı çıktığı bir yere sürüklendik.” sözleriyle özetliyor. Başbakan Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Deniz Baykal arasındaki polemiğe dikkat çeken Mumcu, iki liderin bilinçli olarak sadece birbirlerini muhatap aldıklarını öne sürüyor. Ona göre amaç iki kutuplu siyasetin sürmesi: “Aslında AK Parti ile CHP arasında tahterevalli ilişkisi var. CHP, eşlerin başörtüsü üzerinden siyasetle AK Parti’ye can suyu veriyor. Aslında ne yaptığının farkında. CHP, kendi kampını yeterli görüyor. Hükümet de bu durumdan memmun.”

Hükümetin icraatlarına da değinen Mumcu, AK Parti’nin yolsuzluklar konusunda kötü sınav verdiği inancında. Hatay’da ortaya çıkan ihale tartışmasının Türkiye’nin hemen her yerinde yaşandığını iddia eden Erkan Mumcu, “Hatay’dakinin adı ‘Ali Dibo’, bunun Ankara versiyonu ise ‘İstanbul Büyükşehir Spor’ oluyor.” ifadelerini kullanıyor.

Bu arada diğer muhalefet partileri gibi Anavatan Partisi de muhtemel bir erken seçime karşı hazırlıklara başladı. Bu çerçevede partinin yeni otobüsleri Erkan Mumcu’nun dev posterleri ve yeni sloganlarla kaplandı. Partililere, “Yarın seçim olacakmış gibi hazırlıklı olmalıyız.” diyen Anavatan lideri Mumcu, yakında yurt gezilerine de başlayacak.

Başbakan’dan Mumcu’ya dava

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan hakkındaki gensoru görüşmeleri sırasında kendisini ima yoluyla ‘arazi kapatmak ve hukuka aykırı işlem ve eylemlerinde başkalarını kullanmak’la itham ettiği gerekçesiyle Mumcu’yu mahkemeye verdi. Başbakan, kişilik haklarına saldırıda bulunmakla suçladığı Anavatan liderinin 25 bin YTL’lik manevi tazminata mahkum edilmesini talep etti.

Topluma yeni bir kızıl elma gerekiyor

Erkan Mumcu, Türkiye’nin yeni bir gelecek planlaması yapmasına büyük önem veriyor. Türk’ü, Kürt’ü ile bu coğrafyada bin yıldır bir arada yaşayan ve insanlığa örnek tablolar sunan insanların “bölünme” korkusu içinde yaşamasının oluşturduğu tehlikeye işaret eden Mumcu, yeni bir “kızıl elma” önerdi. Mumcu, toplumu birbiriyle daha çok kenetleyeceğini savunduğu projesini şöyle tanımlıyor: “Topluma yeni, taze bir milli halet-i ruhiye vermek gerekir. Tarih ve kültürden beslenecek, yüzü geleceğe dönük olacak. Bu toplumun ortak gelecek ülküsüdür, ‘kızıl elma’sıdır. Vatanımız, torunlarımız için bunu yapmalıyız. Yeni bir insan medeniyetinin mimarı olmak milletimizin tarihî misyonudur.”

Anavatan lideri Mumcu, “kızıl elma” tanımı ile gündeme getirdiği projesini “ırkçılık, ulusalcılık” olarak değerlendirenlere tepkili. Irk çılık için “hastalık ve cehalet” nitelemesini yapan Erkan Mumcu, son yıllarda ilginç ittifaklara sahne olan “ulusalcılık” konusunda da farklı düşünüyor: “Onlar geçmişin biriktirdiği sorunlar karşısında kamplaştırıcı tutumlarla kendilerine yer belirliyor. Adına “ulusalcılar” denilen bir kesimin varlığına filan inanmıyorum. Ulusalcılık denilebilecek dört başı mamur bir ideoloji de yok. Bunu değerlendirmeyi de zait (gereksiz) görürüm.”

3 Kasım seçimleri millî iradeyi toparladı

Erkan Mumcu, 3 Kasım’da AK Parti’den aday olmasını yanlış bir karar olarak görmüyor. Milli iradenin güçlü bir şekilde toparlanması ve temsil edilmesi için bu tercihi yaptığına işaret eden Mumcu, “Bu düşüncem hayata geçti. Milli irade toparlandı. Bu, milletin başına gelebilecek tarihteki en iyi şeylerden bir tanesiydi. Ancak, bunun kullanılma biçimi ise tam anlamıyla hayal kırıklığı oldu.” görüşünü dile getiriyor. AK Parti hükümetinin ilk Milli Eğitim bakanı olan Erkan Mumcu, hükümetin YÖK sorununu kangren haline getirdiğini ve çözemediğini ifade ediyor. Fen-edebiyat mezunlarının öğretmen olabilmesi konusunda hükümete destek veren Mumcu, YÖK’ü eleştiriyor. Benim projem dediği ‘bedava kitap dağıtımı’ konusunda yarım kalan hedefini şöyle açıklıyor: “Benim projelerimin ruhunu alıp cesede çevirdiler. Bedava kitap dağıtımı da öyle. Özü şuydu: Çocuklar eve defter, kitap götürmeyecek. Ev ödevi verilmeyecek. Tekli öğretime geçilecekti.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious