Türkiye'nin kabus yılı: 2030

  • Giriş : 19.01.2007 / 00:00:00

Doğal Hayatı Koruma Vakfı Su Kaynakları Program Müdürü Buket Bahar Dıvrak, Türkiye’de 2.5 milyon hektarlık sulak alanın yarısından fazlasının yok olduğunu söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türkiye, 40 yılda Van Gölü’nün 3 katı büyüklüğünde sulak alanını kaybetti. Doğal Hayatı Koruma Vakfı Su Kaynakları Program Müdürü Buket Bahar Dıvrak, Türkiye’deki toplam 2,5 milyon hektarlık sulak alanın, 1 milyon 300 bin hektarının yok olduğunu söyledi. Dıvrak, Amik ve Avlan gölleri, Kestel, Gavur, Yarma, Aynaz, Hotamış, Eşmekaya sazlıkları gibi sulak alanların kaybedildiğini belirtti. Dünyada iklim dengelerinin giderek değiştiğine dikkat çeken Dıvrak "İklim değişikliği gibi bir sorun olmasa bile su yönetimi ve suya olan bakışı değiştirmezsek Türkiye 2030’lu yıllarda ciddi bir su kriziyle karşı karşıya kalacak" diye konuştu.

İŞTE SON DURUM

Dıvrak, Türkiye’deki önemli sulak alanların durumunu ise şöyle özetledi:

Konya Havzası Eşmekaya Sazlıkları: Artık Tamamen kuruyan, şu an ne baraj ne de sazlık bulunan bölge 2005’te doğal sit statüsünü kaybetti. Hotamış Sazlıkları kurumuş durumda.

Ereğli Sazlıkları: Yapılan barajlar ve yeraltı sularının sulama amacıyla çekilmesiyle tamamen kuruyan alanın tek su kaynağı ise Ereğli ilçesinin kanalizasyon kanalı.

Tuz Gölü: Türkiye’nin ikinci büyük gölü olması gereken büyüklüğün yarısı kadar.

Beyşehir Gölü: Türkiye’nin en büyük tatlısu gölü su çekilmesi nedeniyle küçülüyor.

Suğla Gölü: Doğal göl olma özelliğini kaybederek önemli ölçüde kurudu.
Meke Gölü: Küçüldü ve parçalara ayrıldı.

Sultansazlığı: Su kaynakları tarımda kullanılınca yüzde 90 oranında küçüldü.

Bafa Gölü: Baraj ve Söke’ye verilen su, gölü susuz bırakıyor.

Manyas Gölü: Kirlilik baskısı devam ediyor.

Doğu Karadeniz Havzası: Bu havza da taş ocakları, kirlilik ve kontrolsüz turizm gibi sorunlarla boğuşuyor.

Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, orta ve uzun vadede yaşanabilecek küresel ısınma ve kuraklık sorununa karşı, "Kuraklık Eylem Planı" hazırladıklarını açıkladı.

Basın toplantısı düzenleyen Eker, önümüzdeki günlerde hayata geçirilecek plan çerçevesinde, "Kuraklık Yönetimi Koordinasyon Kurulu" oluşturulacağını bildirdi. Eker, Kurul’un "Türkiye’nin küresel ısınmadan ne şekilde etkileneceği, hangi bölgelerin risk altında olduğu" gibi konularda çalışmalar yapacağını söyledi.

"Konya Ovası ve Çukurova gibi tarımsal üretimin önem taşıdığı bölgelerde yaşanan kuraklık sorunuyla ilgili Kuraklık Eylem Planı’nda yer alan bir tedbir bulunuyor mu" sorusu üzerine Eker, planda orta ve uzun dönemli küresel ısınma ve kuraklığa bağlı olarak yaşanabilecek sıkıntılara karşı tedbirlerin yer aldığını, kısa dönemli ve bölgelere dayalı sorunların yer almadığını söyledi.

NİSANA KADAR YAĞMALI

Eker, yağışların istenilen düzeyde olmamasının şu anda sıkıntı yaratmadığını, ancak Nisan ayına kadar yağış olmaması halinde bazı problemlerle karşı karşıya kalınabileceğine de dikkat çekti.

TEMA Vakfı Başkanı Nihat Gökyiğit, korkunç israf ve çılgın tüketimin hızla devam ettiğini, nüfus artışıyla birlikte dünyanın kıskaç altına alındığını belirtti.

Gökyiğit, insanların artık doğal varlıkları, başta toprak, su, hava ve biyolojik çeşitliliği daha hızlı tahrip eder hale geldiğini kaydetti. Doğal kaynakları dünyanın "sermayeden yemeye" başladığını dile getiren Gökyiğit, bunun da "iflas" anlamına geldiğini vurguladı. Gökyiğit, tarım topraklarının üçte birinin yok olduğunu, meraların yarısının verimsiz hale geldiğini anlatırken, insanoğlunun başının dertte olduğuna dikkat çekti.

Son 50 yılda içme suyu tüketiminin üç kat arttığına işaret eden Gökyiğit, her yıl Yunanistan kadar ormanın dünyayı terk ettiğini anlattı. Gökyiğit, küresel ısınmanın senaryo olmadığını, insanoğlunun karşısına çıktığını kaydederek, "Doğal afetler 4, zararları da 15 kat arttı. Yılda 150 milyar dolar doğal afet zararı oluyor. Artık ’iklim kıyameti’ yaşanıyor" diye konuştu.

İstanbul’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler’le, "5. Dünya Su Forumu ve Bakanlar Konferansı"nın 2009 yılında İstanbul’da yapılmasına ilişkin sözleşme mektubunu imzalayan Dünya Su Konseyi (WWC) Başkanı Loic Fauchon, suyun televizyon ve telefondan daha önemli olduğunu söyledi.

Fouchon, "Son 10 yılda cep telefonu için yapılan çalışmalar ve yatırımların su için de yapılmasını istiyoruz, cep telefonu olmadan yaşayabiliriz ama su olmadan yaşayamayız" dedi. Petrol fiyatlarının zaman zaman düştüğünü, zaman zaman yükseldiğini söyleyen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler de, "Ama suyun değeri her zaman artmıştır" dedi. Güler, petrole herkesin ulaşabildiğini ancak suya herkesin ulaşamadığını söyledi. Suyun hem insanlar için, hem yaşam, hem enerji hem de dünya dengeleri için çok önemli olduğunu vurgulayan Güler, bu konuda Türkiye olarak çok yoğun ve etkin önlemler aldıklarını, suyun en etkin kullanılması için yatırımlar yapıldığını ve yenilebilir enerji kanunu ile ülkenin dönüm sayılacak bir adım attığını ifade etti. Su konusunda 2023 yılını hedef yıl belirlediklerini hatırlatan Güler, bu kapsamda, bu suyu son damlasına kadar etkin kullanacaklarını söyledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious