Türkiye'nin yüzünü Batıya döndüren adam

  • Giriş : 06.11.2006 / 00:00:00

Türk siyasetinin unutulmaz isimlerinden Bülent Ecevit'in dün akşam gerçekleşen ölümü, dış basında da geniş yer buldu.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Gazetenin eski Türkiye şefi Kinzer, yazısında Ecevit'in hayat hikayesini anlatırken, solcu kimliğine rağmen kendisinin Türkiye'nin yüzünü Batıya çevirdiğine dikkat çekti.

Kinzer yazısında siyasî hayatını büyük kısmında solcu ve milliyetçi bir çizgi çizen Ecevit'in, "Dünyanın en seküler Müslüman ülkesi olan Türkiye'nin bu özelliğini sürdürmesini sağladığını" belirtti. Ancak son yıllarında Ecevit'in, kariyerini belirleyen solcu kimliğini değiştirdiğini ifade eden Kinzer, özel girişime destek vermeye başladığını yazdı. NY Times yazarı, 1970'li yıllarda Türkiye'yi Avrupa Birliği'nin dışında tutmaya çalışan Ecevit'in, bu değişikliğin ardından Türkiye'nin Batı ile bütünleşmesinin iyi bir düşünce olduğuna inanmaya başladığını aktardı. Ecevit'in, son dönemlerinde Avrupa'ya karşı olmayı "tarihî bir hata" olarak gördüğünü aktaran Kinzer, kendisinin "Şimdi anlaşılıyor ki Avrupa olmadan Türkiye, Türkiye olmadan Avrupa olmaz" dediğini kaydetti.

Ecevit'in, Türk siyasî hayatında alışılmadık bir isim olduğunu belirten Kinzer, kendisinin hiçbir şekilde yolsuzlukla suçlanmadığını vurguladı. Kinzer, Ecevit'e siyah saçları ve bıyıklarından dolayı da kendisine Karaoğlan dendiğini kaydetti. Kinzer, siyasetten çekildikten sonra da Ecevit'in kendisini yazmaya adadığını aktardı.

Stephen Kinzer, hayat hikâyesini anlatırken Ecevit'in 1950'li yıllarda Amerika'da Kuzey Carolina'da The Winston-Salem and Sentinel isimli bir dergide çalıştığını ve burada gördüğü ırkçılığın kendisini şaşırttığını kaydetti. Kinzer, dergiden ayrılmadan önce de 9 Ocak 1955'te şöyle yazdığını aktardı: "Amerikan halkı aynı sebep için aynı cephede savaştığı kişilerle aynı kaynaktan su içmeyi istememek, ortak bir toplum için beraber çalıştığı kişi ile otobüste aynı koltuğa oturmayı reddetmek ve aynı Peygamber'in öğretilerine inanan kişiyle yan yana dua etmek istememekten dolayı suçluyken, ABD yönetiminin dünyada basıkları kaldırmaya çalışması bana garip geliyor."

Ecevit'in Kürtlere karşı bir sempatisi olmadığını da ifade eden Stephen Kinzer, Ecevit'in Kürtleri bir azınlık olarak görmediğini ve Kürtçe eğitim ile televizyon yayınının yasallaşmasına, ayrılıkçılığa ve şiddete yol açacağı gerekçesiyle hep karşı çıktığını belirtti. Ancak son döneminde AB'nin baskısıyla bu konuda daha yumuşak olduğunu dile getirdi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious