'Türkiye'ye sivil Anayasa'ya gerekiyor'

'Türkiye'ye sivil Anayasa'ya gerekiyor'.10187
  • Giriş : 31.01.2009 / 10:37:00

Prof. Dr. Levent Köker: "Türkiye'nin artık tamamen sivil bir anayasaya ihtiyacı var"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Üniversitelerde başörtüsü yasağının kaldırılmasını 1989 yılında dile getiren anayasa hukukçusu Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Levent Köker, Türkiye'nin halen başörtüsü yasağı ile yaşamak zorunda bırakıldığını söyledi.
Bursa Ahenk Hukuk Derneği tarafından Ördekli Kültür Merkezi'nde düzenlenen 'Sivil Anayasa Üzerine Yol Haritası' konulu panelde konuşan Köker, yeni anayasaya duyulan ihtiyacı dile getirdi.

Panelin açılışını yapan Ahenk Hukuk Derneği Başkanı Hayati Selamet, Türkiye'de yürürlüğe giren anayasaların askeri darbe sonucu getirildiğini kaydetti.

Dernek Başkanı Avukat Hayati Selamet, "Halen yürürlükte olan anayasa da askeri darbe sonucu gelmiştir. Hatta mevcut anayasada değişiklik yapılması süreçleri bile çok sancılı geçmiş, değişikliklerden beklenen sonuçlar maalesef alınamamıştır. Dar bir zümrenin devlet erkini kullanarak oluşturduğu anayasa metinleri, devlet ile toplum arasındaki ilişkiyi sağlıklı kurgulayamamıştır." dedi.

Türkiye'de yeni bir anayasa yerine, maddeler üzerinde değişiklikler yapıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Levent Köker, anayasada ilk delinmenin Özal döneminde olduğunu hatırlattı. Köker şöyle devam etti: "O dönem, Kenan Evren 'Deldirtmem' dedi. Özal da 'Bir kere delmeyle birşey olmaz' diyerek ilk değişiklikleri yaptı. Son 1982 Anayasası'nın 175 maddesinin 65'i değişik dönemlerde değişmiş. Türkiye'nin artık tamamen sivil bir anayasaya ihtiyacı olduğunu herkes biliyor. Türkiye bir Anayasa Değişikliği yapmak bakımından çok fazla yol alamadı. Başörtüsü yasağını üniversiteden kaldırmak için yapılan düzenlemeye 411 milletvekili onay verdi; ancak Anayasa Mahkemesi'nin hiç de hukuki olmayan kararına takıldı. 1989'da başörtüsü yasağının kaldırılması gerektiğini yazan birisi olarak bu yasağın artık kaldırılması gerekiyor."

ıÜüAnayasa kurallarının, öncelikle bir devletin hukukî varlığını ve temel düzenini tanımlamak olduğunu anlatan Prof. Dr. Köker, Türkiye'nin çok partili siyasi hayat içinde sahip olduğu anayasaların tümünün millî egemenlik anlayışı uyarınca; fakat soyut olarak "millet"e ait bir özellik olarak kabul ettiğini söyledi.

1961 ve 1982 anayasalarının ortaya çıkışındaki kurucu iradenin, 'millet adına', bu 2 anayasaya da vücut veren askerî iradenin belirleyiciliği altında oluşturulduğunun heyetlerce ortaya konulduğunu vurgulayan Köker, "2 anayasa da millet kavramının zorunlu kıldığı seçime dayalı demokratik temsil aracılığıyla belirlenen kurucu iradeler tarafından yapılmamış olmakla, kendi içlerinde çelişkili olmuşlardır. Çelişki, bu anayasaların, içlerinde yazılı olan (egemenlik millete aittir, millet egemenliğini Anayasa'nın koyduğu esaslara göre yetkili organlar eliyle kullanır) temel hükmü ile en temel hükmü koyan iradenin millete ait veya milletten sadır olmaması arasındadır. Bu çelişkinin millî egemenlik ile demokrasiyi özdeşleştirerek aşılması düşünülebilirse de, klasik anayasacılığın bu formülü çağdaş demokrasinin ilkeleri bakımından uygun görünmemektedir." dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*