Türkiye’yi sevmesem çeker giderdim

Türkiye’yi sevmesem çeker giderdim.11269
  • Giriş : 28.06.2009 / 12:59:00

Murat Belge, Murat Bardakçı ile aralarında geçen polemiği, sigara ve yasağı, milliyetçilik, cep telefonu, kıyı kaptanlığı, dünya vatandaşlığı ve Batılılaşma gibi konuları anlattı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Ünlü yazar, akademisyen, 'kıyı kaptanı' Murat Belge'yle evinde buluştuk. Murat Bardakçı ile aralarında geçen polemik, sigara ve yasağı, milliyetçilik, cep telefonu, kıyı kaptanlığı, megalomani, dünya vatandaşlığı, yaşlılık, Batılılaşma gibi konular konuşuldu. 

Murat Bardakçı ile aranızda görkemli bir polemik yaşandı.

Sevmediğim bir konu.

Neden?

Türkiye'de genel olarak tartışma adabı pek yerleşmemiştir. Tartışma, bir meseleyi çeşitli yönleriyle ortaya çıkarmak için yapılmaz. Münazara, yani karşı tarafı bastırma şeklinde cereyan eder. Okullarda da öğretilen budur. Özellikle hayati tartışmalarda, centilmenlik kolayca çiğnenir gider. Çünkü biz çok monist (tekçi) bir toplumuz. 'Benim dediklerim doğru, diğerleri yanlış' anlayışı yürürlükte. Bu da tartışmayı sertleştiriyor. Elbette savunduğum görüşün doğru olduğunu düşünürüm fakat diğer görüşler de ifade edilebilir, yaşatılabilir.

Konu tarih olunca tartışmalar daha da şiddetleniyor mu?

Biz, tarihi, olaylar cereyan ederken çözen bir toplum değiliz. Bir sürü sevimsiz olay olur ama bu sevimsiz olaylar sır haline gelir.

ONU ÖĞRENCİLERİME SORUN

Pelin Batu isminizi vermeden megalomaniyle ilgili bir yazı yazdı. Megaloman iması hakkında ne dersiniz?

Böyle bir tanımlamaya muhatap olan kişinin bir şey söylemesi anlamlı değil. Yetiştirdiğim yüzlerce öğrenci var. Onlara sorun.

Birçok önemli titrinizin yanı sıra bir de kıyı kaptanısınız. Nedir kıyı kaptanlığı?

(Gülümsüyor) Belirli boydaki yat ve tekneleri kullanma ehliyetine sahip kişilere kıyı kaptanı denir. Açık denizlerde, okyanuslarda değil de belli mesafelerde tekne kullanırsın. Ben Girit'e de gittim.

Tekneniz var mı?

Vardı sattım.

TEKNEMİ SATTIĞIMA PİŞMANIM

Meşhur bir espridir: Hayatımın en mutlu ikinci günü tekne aldığım gündü, en mutlu günü ise sattığım gün...

Ben bunu paylaşmıyorum. Aldığımda çok mutlu olmuştum, sattığımda hiç mutlu olmadım. Mecburdum, bakamıyordum, çok pahalı geliyordu, bir de kanser olmuştum, ölür müyüm, kalır mıyım onu da bilmiyordum. Düşünüyorum da, biraz acele etmişim.

Sıhhatiniz nasıl?

Şimdi gayet iyiyim, bir şeyim yok.

19 Temmuz'dan sonra hiçbir yerde sigara içilemeyecek. Tütün yasağını nasıl yorumluyorsunuz?

Valla dünyada böyle bir bitki var. Belli ki epey ciddi bir keyfi de var. Yüzyıllardır insanlar çiğnemiş, çubuğa koymuş içmiş, sarmış tüttürmüş... Tıbbi açıdan bakılırsa, yüzyıllardır yanlış yapmışız. Doğrusu, kendin içerken 'Ne olacak, iki sene fazla mı yaşayacağız?' gibi bakabiliyorsun. Çocuğun söz konusu olunca iş değişiyor. Tütün kullanmış insanlar bırakınca, sanki kendileri hiç içmemiş gibi tütüne ve tütün kullananlara düşman oluyorlar. 'Duman geliyor, gelmesin, duman kötü, duman tehlikeli...' diyorlar.

Sigara düşmanlığı neden yükseldi sizce?

Amerikalılara senelerce 'Bu zararlıdır' dediler, kimse aldırmadı. 'Yanınızda sigara içen size zarar veriyor' dediler, 'Vay bana nasıl zarar verirmiş!' diye ayaklandılar. Korkunç bir sigara faşizmi başladı. Ben yanımda sigara içilmesine karşı çıkmam, aksine... Bir yandan da sigarayı cart diye bırakmış olmaktan memnunum. 75 yaşıma gelince, hálá hayatta olursam, tekrar başlarım.

Cep telefonu kullanmıyorsunuz. Maşallah, iyi direndiniz.

Cep telefonu kaç yıllık icat? Ömrümün büyük bir kısmı zaten o yokken geçti. Başımın çaresine baktım. Şimdi aynı şekilde devam ediyorum. İstemediğim zamanlarda insanların bana ulaşmasından hoşlanmıyorum.

İSMET RAKIYI BIRAKTI KOPTUK

Gençlik arkadaşınız İsmet Özel'le de aranızda bir polemik yaşandı...

İsmet İslam'a döndüğünde birçok arkadaşla selamı sabahı kestiler, benim diyaloğum devam etti. Ama o rakı içmeyi kesti, öyle bir beraberlik biçimi olmadı.

Yaşlılık, gençlik hakkında ne söyleyeceksiniz?

Gençlik yıllarımda yaşımın ilerisinde yaşadım. Arkadaşlarım benden 15-16 yaş büyüklerdi. 28 yaşımda hapse girdiğimde, 1972'de, hapistekilerin çoğu benden küçüktü. Şimdiyse her gittiğim yerde en yaşlı benim. Hüznümsü bir şey bastırıyor. Geçmişi hatırlıyorsun ve o hatırladığın insanların yüzde 80'i ölmüş. Mesela, Cemal Süreya benim arkadaşımdı. Turgut Uyar, Edip Cansever, Can Yücel, Ece Ayhan... Kendimi eleğini asmış da hissetmiyorum. Çalışıyorum, ayda 7 kitap falan okuyorum. Gayet memnunum.

YÜZBAŞI KIRBAÇ YERLEŞMİŞ

Taraf'ta Millî Roman'a karşı bir yazı dizisi kaleme aldınız. Fakat verdiğiniz örnekler hep adı sanı duyulmamış kitaplardı. Yazarların çoğu, edebiyatçı kimliği olmayan, emekli subaylar filan. Genelkurmay'ın tavsiye ettiği kitaplarmış. Edebi anlamda hiçbir şekilde ciddiye alınmayan bu kitapları neden Millî Roman olarak sundunuz?

Bu ayardaki kitaplar edebiyatın değil ama ideolojinin parçasıdır. Basılmış, evlerde dolaşmış, ellerden geçmiş kitaplardır. Burada nitelik değil, nicelik önemli. O kitaplar yazıldıktan çok sonra doğmuş kişileri dinlediğinde, aynı ifadelerin ortaya çıktığını görüyorsun. Demek ki benim çevirdiğim James Joyce değil ama Yüzbaşı Kırbaç ideolojisi o adamın zihninde yerleşmiş.

Bize dayattıkları belli bir ülke sevme normu var; bu çok antipatik bir şey

Sizin için 'dünya vatandaşı' deniliyor.

Öyleyim. Dünya vatandaşlığı turistik bir şey değildir. 'Beni dünya ilgilendirir, Türkiye'nin meseleleri umurumda değil' demem. Dünya vatandaşlığı senin doğduğun yerle bağını koparman anlamına gelmez. Öyle olsa, İstanbul Gezi Rehberi diye kitap yazmazdım. Joseph Conrad Polonyalıdır, koşullar gereği İngilizce yazmıştır fakat 'Polonya'nın canı cehenneme' dememiştir. James Joyce da İrlandalıdır, İrlanda'yla kavgalıydı ama bütün hayatı boyunca İrlanda'nın sorunlarını yazdı. Bugün dünyanın her yerinde Irish Pub'lar vardır ve bunlara genellikle James Joyce adı verilmiştir.

Hepimiz dünya vatandaşı olursak ülkemizin bizi birbirimize yaklaştıran enerjisi ortadan kalkmaz mı?

Bence yanılıyorsun.

Romanlarımız, şiirlerimiz, türkülerimiz, mimarimiz... bunları bir bütün olarak benimsemek...

Vasfi Mahir Kocatürk'ün 'bizim' olması onu iyi bir şair yapmaya yetmiyor. Yusuf Atılgan, Oğuz Atay ile aynı dili konuştuğun için memnun oluyorsun. Bir dünya vatandaşı olarak hünkarbeğendinin ne olması gerektiğini bilirim. Vatan millet nutukları atanların çoğu bilmez bunu. Kaldı ki tam da milliyetçilik adına insanları bölen de bunlar: 'O başörtülü, bu vatan haini, şu entel, öteki liboş, onu öldür, şunu linç et...' Bu toplumun uzlaşmaya, kendi içinde konuşabilmeye ihtiyacı var.

EVRENSEL DEĞERLER ÖNEMLİ

Avrupa Birliği üyesi olmaya çalışmak, Batılılaşma çabasının bir uzantısı mı?

Bana göre coğrafi sınırlardan ziyade, değerler coğrafyası vardır. Avrupa Birliği, benim önem verdiğim ilke ve değerleri hayatın temeli haline getirmeye çalışan bur kuruluş. Artık dünyada Batılılaşma denilen şey anlamını kaybetti. Bir Uluslararası Topluluk var. Hukuki, insani ilke ve değerleri gündemde tutuyor, öneriyor, anlatıyor. Bu değer ve ilkelerin oluşmasında Batı'nın önemli bir katkısı var: Aydınlanma, Rönesans vesairesiyle... Batılı olan hep en iyidir de diyemeyiz. Türkiye AB'nin önerilerini yerine getirdikten sonra, AB'ye girmese de olur bence.

Milliyetçi faşist değil ama yakın

Milliyetçi kelimesini faşist kelimesi gibi bazen olumsuz bir sıfat olarak kullanıyorsunuz?

Çünkü ikisi arasındaki sınır son zamanlarda Türkiye'de iyice inceldi. Dünyada da böyle. Ama tabii her milliyetçi faşisttir gibi genellemeler yapmamak lazım. İkisi aynı şey değil aslında.

Kardeşçe geçinmeye, kültür ve bilimi canlı tutmaya, ülkemizi sevmeye dayalı bir milliyetçilik olamaz mı?

Bize dayattıkları belli bir ülke sevme normu var, bu da çok antipatik bir şey.

'Murat Belge Türkiye'yi sevmiyor'Muş gibi bir görüntü çıkıyor ortaya?

Olur mu hiç öyle şey, mümkün mü? Niye o zaman ben burada debelenip duruyorum? Sevmesem çeker giderim. Niye Türkçe kitap yazayım? Milliyetçilikte her zaman başkalarından üstün olmak özlemi vardır. Benim sevmediğim bu. Ben insanların eşitliğine, sınırları aşan bir dünya dayanışmasına inanırım.

STAR

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*