TÜSİAD Başkanı Sabancı'dan AB yorumu

  • Giriş : 13.11.2006 / 00:00:00

TÜSİAD Başkanı Ömer Sabancı: "Türkiye'nin AB müzakere süreci biraz daha zorlu geçebilir"

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Ömer Sabancı, Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile müzakere sürecini diğer aday ülkelerin müzakere süreçleriyle karşılaştırarak, "Türkiye'nin müzakere süreci biraz daha zorlu geçebilir" dedi.
Yapı Ürünleri ve Üreticileri Federasyonu'nun gerçekleştirdiği 'İnşaat Sektörünün Geleceği, Yapıda Sürdürülebilirlik ve Hızlı Büyüme' konulu toplantıya katılan Sabancı, burada yaptığı konuşmada, ekonomideki son gelişmeleri ve AB üyelik sürecinde yayınlanan İlerleme Raporu'na değindi.

Avrupa Komisyonu'nun son İlerleme Raporu'nda, bir yandan reform sürecindeki yavaşlamayı eleştirirken, diğer yandan ise Türkiye'nin AB yolunda kaydettiği ilerlemeyle ilgili olarak olumlu değerlendirmeler yaptığını ifade eden Sabancı, raporda, Türkiye'nin Kopenhag kriterlerine uyum sürecinde reform sürecinin yavaşladığını ve AB uyum yasalarının uygulanmasında aksaklıklar olduğunun belirtildiğini hatırlattı.

AB genişleme sürecinin, geçmiş genişlemelerden ve yeni üyelerin ertegrasyonunun getirdiği zorluklardan dersler çıkarılmış dinamik bir süreç olduğuna işaret eden Sabancı, "Bu yüzden, diğer aday ülkelerin müzakere süreçleriyle karşılaştırıldığında, Türkiye'nin müzakere süreci biraz daha zorlu geçebilir. Ayrıca, Türkiye'nin AB üyeliği normal koşullarda 6-9 yıl sürecek müzekereler sonucu gerçekleşebilecek bir süreçtir. Ancak toplumun önemli bir çoğunluğunun bu sürecin başarıyla tamamlanmasını desteklediği unutulmamalıdır. Bu sürece ilişkin iyimser ve gerçekçi olmamız gerkir" diye konuştu.

"AB TÜRKİYEYE VERİLEN SÖZLER KONUSUNDA ADİL OLMALIDIR"

AB'ye uyum sürecinin hükümetin icraatının temel gündem maddesi olması gerektiğini vurgulayan Sabancı, bütün aday ülkelerin müzakere süreçleri en canlı tartışmaların yaşandığı, hükümetlerin en yoğun bilgilendirme kampanyalarına giriştikleri dönemler omasına rağmen Türkiye'ye bu tür bir sahiplenme olmamasının gerçekten üzüntü verici olrduğuinu söyledi. Sabancı, söyle konuştu:

"Durum böyle olunca da AB'nin bazı konulardaki çifte standardı, verdiği sözleri tutmama eğilimi ve kendi değerlerine aykırı hareketeri gibi pek çok konuyu dünya kamuoyuna anlatmada ya güçlük çekiyor ya da çok geç kalıyoruz."

AB'nin de Türkiye'ye verilen sözler konusunda adil olması gerektiğini belirten Sabancı, Kıbrıslı Türklerin Annan Planı ile ilgili referandumda Birleşmiş Kıbrıs için 'evet' oyu kullandığını hatırlaratak, "Bir başka deyişle Kıbrıslı Türkler barış için ve Avrupa için evet oyu vermiştir. Kıbrıs konusunda Türkiye'ye verilen sözlere sadık kalınarak Türkiye'nin bu konudaki duruşunun daha iyi anlaşılması gerekmektedir" dedi.

Türkiye ekonomisinin zaman zaman siyasi tartışmaların gölgesinde kaldığını ve siyasi belirsizliklerden olumsuz etkilendiğini söyeleyen Sabancı, son dönemde ekonominin içinde bulunduğu duruma işaret etti. Sabancı, her ne kadar ekonomide kriz sonrası dönemde elde edilen başarılar geleceğe dair umut verse de ekonomik ve siyasi şartlar bakımından bunun tek başına yeterli olmayacağını dile getirdi.

Sabancı, "Ekonominin bugüne kadar sergilediği bu başarıda çok önemli bir rol oynayan uluslararası konjonktürün geçici süreyle de olsa aleyhimize dönmesi, son dört yıllık süreçte elde attiğimiz makro ekonomik kazanımları olumsuz etkilemektedir. Konut başta olmak üzere tüketici kredilerinin yavaşladığı bu dönemde ilk altı ayda yüzde 7 olarak gerçekleşen büyüme hızımızın da kademeli olarak düşeceği anlaşılmaktadır. Milli gelirimizin yüzde 8'ine ulaşan cari açığımızın getirdiği risk nedeniyle büyüme hızında beklenen yavaşlamanın enflasyon üzerindeki olumlu etkisinin de sınırlı olacağı tahmin edilmektedir" şeklinde korunuştu.

"CARİ AÇIĞI DİKKATLE İZLEMELİYİZ"

Cari açığın, çok dikkatle izlenmesi gerektiğini belirten Ömer Sabancı, 2006'nın ilk dokuz ayında ekonominin 25 milyar dolardan fazla cari açık verdiğini, 12 aylık cari açığın Eylül sonu itibariyle 32.5 milyar dolara ulaştığını aktardı. Sabancı, "Bu rakam, cari açığın milli gelire oranının yüzde 8 olduğunu gösterilyor. Oysa bizim gibi yurtdışından henüz sürekli bir portföy ve doğrudan yatırım akışının gerçekleşmediği ülkelerde bu pek rastlanmayan bir oran" diye konuştu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious