TÜSİAD: Kadınlara potizif ayrımcılık uygulanmalı

TÜSİAD: Kadınlara potizif ayrımcılık uygulanmalı.12042
  • Giriş : 12.06.2007 / 13:46:00

TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, "kadınlara potizif ayrımcılık uygulanmalı" dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, Dünya Ekonomik Forumu tarafından her yıl düzenlenen “Cinsiyet Uçurumu Endeksiönin 2006 yılı sonuçlarına göre, Türkiye’nin 115 ülke arasından 105. sırada bulunduğuna dikkat çekerek, Türkiye’de kadınların siyasal ve ekonomik hayata daha çok katılmaları için "pozitif ayırımcılık" uygulanması gerektiğini söyledi.
Yalçındağ, TÜSİAD’ın düzenlediği "Kadının Siyasetteki Yerinin Güçlendirilmesi" konulu konferansın açılışında yaptığı konuşmada, Türkiye’deki toplumsal yapının gelişimi için kadınların eğitim, çalışma yaşamı ve siyasete katılımlarının önündeki engellerin tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin hayata geçirilmesinin büyük önem taşıdığını söyledi. Türkiye’de hala eğitime erişimin kız çocukları için sorun olmaya devam ettiğini ifade edeh Yalçındağ, yetişken kadınların yaklaşık yüzde 20’sinin okuma yazma bilmemesi ve 8 yıllık zorunlu eğitimin katkısına rağmen kızların okullaşma oranının erkeklerden geride olmasının, bu sorunun kapsamlı bir şekilde ele alınması ihtiyacını ortaya koyduğunu vurguladı.

"EĞİTİM SEVİYESİ ARTTIKÇA, İŞ GÜCÜNE KATILIM DA ARTIYOR"
Eğitime yeterli erişimleri sağlanmayan kadınların iş gücü piyasalarında da kendilerine yer bulamadığına dikkat çeken Yalçındağ, Türkiye’de kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe iş gücüne katılım oranlarında ciddi artış yaşandığına, hatta belirli mesleklerde kadınların payının bazı Avrupa ülkelerinden bile ileride olduğuna dikkat çekti. Eğitim eksikliğinin yanı sıra, göç olgusunun da kadını ücretsiz aile işçisi olmaya ya da kayıtdışı sektöre ittiğini dile getiren Yalçındağ, "Toplumda kadına biçilen roller, bunun etrafında şekillenen sosyal ortam, çocuk ve yaşlı bakımı konusunda profesyonel kurumların yaygın olmaması gibi etkenler de kadının yaşamını ağırlıklı olarak aile eksenli kılıyor" diye konuştu.

"TÜRKİYE KADIN TEMSİLİNDE DÜNYANIN ÇOK GERİSİNDE"
Yalçındağ, eğitime ve ekonomik hayata katılımda durum böyleyken, siyasette de kadınların görünürlüğü ve etkililiğinin yetersiz düzeyde kaldığını söyledi. Dünya Ekonomik Forumu tarafından her yıl düzenlenen “Cinsiyet Uçurumu Endeksiönin 2006 yılı sonuçlarına göre, Türkiye’nin 115 ülke arasından 105. sırada bulunduğuna işaret eden Yalçındağ, Türkiye’nin bu genel sıralamanın belirlenmesinde etkili olan 4 faktörde de gerilerde olduğunu kaydetti. Yalçındağ, Türkiye’nin ekonomiye katılımda 106., eğitime erişimde 92,, sağlıkta 85. ve siyasete katılımda 96. sırada olduğuna dikkat çekti.

"SİYASETTEKİ ERKEK EGEMEN ANLAYIŞ YIKILMALI"
Kadınların yaşadıkları toplumda, karar alma mekanizmalarında söz sahibi olmaları için en etkili yolun siyasete katılmaları olduğunu belirten Yalçındağ, şunları söyledi:
"Bunun önünde, siyaseti erkeklere ait bir dünya olarak gören anlayış, hem kadınların hem de erkeklerin zihinlerindeki ilk engeli oluşturuyor. Kadınlar, ülkeden ülkeye bazı farklılıklar gösterse de, kültürel çevre, aile sorumlulukları, eğitim düzeyi ve benzeri sebeplerin etkisiyle siyasette erkekler kadar yer alamıyor."

"PEK ÇOK ÜLKEDE KADINLARA POZİTİF AYRIMCILIK UYGULANIYOR"
Kadınların siyasete katılımını artırmak için pek çok ülkede özel düzenlemelerin hayata geçirildiğini hatırlatan Yalçındağ, “olumlu ayrımcılıkö veya “kotaö olarak adlandırılan bu düzenlemelerin amacının, siyasal karar organlarında yer alan kadın sayısının, kritik eşik kabul edilen en az yüzde 30-yüzde 40 oranlarına ulaşmasını garantileyebilmek olduğunu vurguladı. Yalçındağ, ülkelerin bir kısmının anayasalarında, bir kısmının da seçim ve siyasi partiler yasalarında düzenleme yaparken, siyasi partilerin iç düzenlemelerinde de kadın kotası uygulayan ülkelerin bulunduğunu ifade etti.

"TÜRKİYE İÇİN ÖZEL ÖNLEMLER LÜKS DEĞİL, İHTİYAÇ"
Yalçındağ, Türkiye’nin de imzaladığı "Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayırımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi"nin, kadınların insan hakları ve temel özgürlüklerden eşit olarak yararlanmalarını garanti etmek için devletlere, yasal düzenleme dahil, bütün uygun önlemleri alma zorunluluğu getirdiğine dikkat çekti. Buna göre, taraf devletlerin eşitliği fiilen sağlamak için geçici özel önlemler almak ve bu önlemlerin ayrımcılık olarak nitelendirilmeyeceği ile sorumlu olduklarını kaydeden Yalçındağ, AB Konseyi’nin de, kadınların siyasal katılımını ve temsilini gerçekleştirecek araçlar arasında, “olumlu eylem politikalarıö, “seçim sisteminde düzenlemelerö ve “atama ya da seçimle gelinen yerlerdeki aday listelerinde cinsiyet eşitliğinin sağlanmasıönı saydığını dile getirdi.
Merkezi yönetimin yanı sıra yerel yönetim düzeyinde de kadınların görünür olmadığı Türkiye için bu tür özel önlemlerin lüks değil, ihtiyaç haline geldiğinin altını çizen Yalçındağ, "Kota uygulaması, siyasal karar organlarında, demokratik bir anlayışa asla uymayacak şekilde çarpık durumda olan kadın-erkek temsilini dengelemeye yönelik bir araç olarak değerlendirilmelidir" dedi.

"BU SEÇİMLERDE KADIN MİLLETVEKİLİ SAYISI İKİ KATINA ÇIKABİLİR"
Siyasi partilerin 22 Temmuz’da gerçekleştirilecek seçimlerde milletvekili aday listelerinde kadınlara geçen seçimlere göre daha fazla yer vermelerinin olumlu bir gelişme olduğunu ifade eden Yalçındağ, seçim sonucunda, halen yüzde 4.4 olan kadın parlamenter oranının iki katına çıkabileceğini söyledi. Yalçındağ, bu oranın bile yeterli olmadığını vurgulayarak, kadınların siyasete daha fazla katılmalarının bir demokrasi ve toplumsal gelişme konusu olarak görülmesi gerektiğine vurgu yaptı.

"KADINLARIN SORUNLARI SADECE SEÇİM ZAMANI HATIRLANMAMALI"
Bundan sonraki seçimler için, kadınların hem parti teşkilatlarında hem de yerel ve merkezi siyasal organlarda yeterli temsil düzeyinde yer almasını garantileyecek mekanizmaların oluşturulmasına ihtiyaç olduğunu belirten Yalçındağ, şöyle konuştu:
"Kadınlarla ilgili konuların sadece seçim dönemlerinde ya da Dünya Kadınlar Günü’nde gündeme gelip sonra unutulmaması için hepimize önemli görevler düşüyor. Yakın çevresinin ve ülkesinin sorunlarına duyarlı ve bu sorunların çözümüne katkı sağlamak isteyen tüm kadınların siyasete daha yakın durmaları, Meclis’e girecek kadın parlamenterlerin siyaset çarkında kaybolmayıp varlıklarını hissettirerek diğer kadınlar için örnek oluşturmaları ve etkili kadın katılımıyla daha geniş demokrasi isteyen tüm sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarını sabırla sürdürmeleri gerekiyor."

"TÜRKİYE, KADIN TEMSİLİNDE NİJERYA’NIN BİLE GERİSİNDE"
TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi ve Sosyal İşler Komisyonu Başkanı Ethem Sancak da Türkiye’de kadınların seçme ve seçilme hakkını Avrupalı hemcinslerinden çok daha önce elde etmiş olmasına rağmen, 1935 yılındaki seçimlerindeki kadın milletvekili oranı olan yüzde 4.6’ya bir daha hiçbir Meclis’in ulaşamadığını söyledi.Türkiye’deki kadınların parlamentodaki oranının yüzde 4.4 ile Avrupa ortalaması olan yüzde 19’un oldukça gerisinde kaldığına işaret eden Sancak, Türkiye’nin mevcut durumda Nijerya, Cezayir ve Ürdün gibi ülkelerin bile altında bulunduğunu kaydetti.
Yerel yönetimlerde de durumun farklı olmadığını ortaya koyan Sancak, belediye başkanlarının sadece binde 6’sının, il genel meclis üyelerinin yüzde 1.7’sinin,belediye meclisi üyelerinin ise yüzde 2.5’inin kadın olduğua dikkat çekti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious