TÜSİAD su raporlarını açıkladı

TÜSİAD su raporlarını açıkladı.16076
  • Giriş : 09.09.2008 / 16:23:00
  • Güncelleme : 09.09.2008 / 16:25:47

TÜSİAD, “Türkiye’de Su Yönetiminin Durumu: Sorunlar ve Öneriler” ve “Şebeke Suyu Hizmetlerinde Özel Sektör Katılımı: Dünya Uygulamaları Işığında Türkiye İçin Model Tartışması” başlıklı raporlarını açıkladı.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ Türkiye'de su kaynaklarının etkin yönetildiğini söylemenin mümkün olmadığını belirterek, “Türkiye'de su hizmetlerine yönelik hukuki ve idari düzenlemeler dağınık ve parçalı bir yapı arz etmekte ve kurumlar arasında yetki karmaşası yaşanmaktadır” dedi.

AS Haber Ajansı'nın (asha) bildirdiğine göre TÜSİAD, “Türkiye'de Su Yönetiminin Durumu: Sorunlar ve Öneriler” ve “Şebeke Suyu Hizmetlerinde Özel Sektör Katılımı: Dünya Uygulamaları Işığında Türkiye İçin Model Tartışması” başlıklı raporlarını İstanbul Ceylan İntercontinental Otel'de kamuoyuna açıkladı. Konferansın açılış konuşmaları, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ile Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu tarafından gerçekleştirildi.

“Türkiye'de Su Yönetiminin Durumu: Sorunlar ve Öneriler” başlıklı rapor İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ayşegül Tanık ile Dokuz Eylül Üniversitesi'nden Prof. Dr. Necdet Alpaslan ve Doç. Dr. Deniz Dölgen, “Şebeke Suyu Hizmetlerinde Özel Sektör Katılımı: Dünya Uygulamaları Işığında Türkiye İçin Model Tartışması” adlı rapor ise Rekabet Kurumu Uzmanı Bülent Gökdemir tarafından kaleme alındı.

“Dünyada her 4 kişiden 1'ini içme suyu tehlikesi bekliyor”

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yalçındağ, kurak geçen bir yaz sonunda İstanbul'daki barajların doluluk oranı olarak yüzde 20'lere düştüğü bir dönemde böyle bir raporu sunmanın bahtiyarlığını yaşadıklarını söyledi. Türkiye'de su ile yaşanan sorunları TÜSİAD'ın kaygı ile izlediğini ve kuruma düşen görevleri yapma noktasında su üzerinde bir çalışma gerçekleştirdiklerini vurgulayan Yalçındağ, 5. Dünya Su Forumu dahilinde çalışma yürüttüklerini, bugün sunulan raporların da bu çalışmaya eklenen iki yeni rapor olduğunu dile getirdi.

“Su yönetimi entegre bir şekilde yürütülmeli”

Arzuhan Doğan Yalçındağ dünyada 40 ülkede 2 milyardan fazla insanın su sıkıntısı çektiğini ve 1.1 milyar insanın da yeterli su kaynaklarına ulaşamadığını, 2.4 milyar insanın da atık su hizmetinden faydalanamadığını hatırlattı. Bu durumun hastalıkları arttırdığını, gıda güvenliğinin tehlikeye girdiğini, ülke ve bölgeler arası paylaşım sorunlarını ortaya çıkardığına dikkat çeken Yalçındağ, iyimser tahminle 2050 yılı geldiğinde dünyada her dört kişiden birinin yeterli içme suyuna ulaşamayacağının öngörüldüğünü kaydetti.

Arzuhan Doğan Yalçındağ, sıkıntının temelde suyun miktarı ve kalitesinin yeterli olmamasından kaynaklandığını, artan nüfus ve şehirleşme, küresel iklim değişiklikleri ile sulamada kullanılan yanlış yöntemler, kaçak ve bilinçsiz kullanım gibi etmenler de eklenince su kaynakları üzerindeki baskının arttığını, beraberinde yerel, ulusal, bölgesel ve uluslar arası sorunların kendini gösterdiğini söyledi. asha'nın haberine göre su kaynaklarının korunması, geliştirilmesi ve iyi yönetilmesinin gelecek için hayati önem taşıdığına vurgu yapan Yalçındağ bir ülkedeki su yönetiminin o ülkenin ekonomi, sanayi, çevre, sağlık ve sosyal politikalarıyla entegre bir şekilde yürütülmesi gereği üzerinde durdu.

“Su artık ekonomik bir mal olarak da önemini arttırıyor”

“Maalesef, ülkemizde su kaynaklarımızı etkin kullandığımız ve yönettiğimiz söylenemez.
Türkiye'de su hizmetlerine yönelik hukuki ve idari düzenlemeler dağınık ve parçalı bir yapı arz etmekte ve kurumlar arasında yetki karmaşası yaşanmaktadır” diyen Yalçındağ, ayrıca artan kirlilik ve kısıtlı kaynaklar karşısında yer üstü ve yer altı su kaynaklarının kalitesinin izlenmesi için sürekli izleme sistemlerinin kurulmasının gerektiğini vurguladı. Yalçındağ şöyle konuştu:

“Büyükşehirlerimize su sağlayan depolama alanlarımızın ve taşıma kanallarının kalitesinin izlenmesi ve denetlenmesi halk sağlığının koruması için gereklidir. Son dönemde münferit olaylarda, içme ve kullanma sularımızda kimyasal maddelerin tespit edilmesi bu hususun önemini bir kez daha gündeme taşımıştır. Unutmamalıdır ki, temiz ve sağlıklı suya erişim Birleşmiş Milletler tarafından bir insan hakkı olarak tanınmaktadır. Bunun yanında, ekolojik yaşamın en vazgeçilmez unsurlarından biri olan su, ekonomik bir mal olarak da kabul edilmektedir.”

“Su hizmetlerinde özel sektör göz ardı edilmemeli”

Suyun ekonomik bir mal olarak kabulü ve son derece yüksek finansman gerektiren altyapı yatırımlarının zorunluluğu, hizmetin merkezi veya yerel kamu otoritesi tarafından sağlandığı örneklerde etkin olmayan yönetim ve düşük kalite gibi sorunları da beraberinde getirdiğini hatırlatan Yalçındağ, dünyada artık şebeke suyu hizmetlerindeki söz konusu durumun özel sektörün katılımı seçeneğini gündeme taşıdığını belirtti.

asha'nın haberine göre şebeke suyu hizmetlerine özel sektör katılımı, rekabetin tesis edildiği, etkin bir regülasyon rejiminin oluşturulduğunu ve düşük gelirli hane halklarının su hizmetlerine erişiminin sağlandığı örneklerde başarılı olduğunu ifade eden Yalçındağ, “Kullanılan yöntem ve sözleşme tasarımının uygulamanın başarısında çok önemli olduğu görülmektedir. Bundan hareketle, Türkiye için şebeke suyu hizmetlerine özel sektör katılımı düşünüldüğü takdirde, uygun düzenleme rejimi, politika yapıcı kurumların eşgüdümünde ve hizmetin özel sektör katılımına açılması öncesinde tesis edilmelidir. Bu yöntemle, toplam su potansiyelinin kullanılması ve hizmet kalitesinin yükseltilmesini mümkün kılacak yatırımların kamu kurum ve kuruluşları ile yerel yönetimler tarafından gerçekleştirilmesinde karşılaşılan altyapı ve finansman sorunları bertaraf edilebilecektir” dedi.

“Suda yasal çerçeveyi belirlemek çok önemli”

“Ekonomik ve sosyal dengelere göre yasal çerçeve çizilmeli”
İklim değişikliği olgusuyla daha da tetiklenen su kıtlığında insan hayatı için paha biçilemez değerde olan su kaynaklarının en etkin şekilde yönetilmesi gerektiğine dikkat çeken TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Yalçındağ şöyle konuştu:

“Türkiye'de su hizmetinin sunumunda karşılaşılan yüksek kayıp-kaçak oranları; plansız şehirleşme; hukuki ve idari yapıda gözlenen dağınıklık ve yetki paylaşımındaki belirsizlikler ancak etkin su yönetiminin tesisi ile giderilebilecektir. Sosyal ve ekonomik olumsuzları bertaraf edecek şekilde planlanmış bir yasal çerçeve kapsamında şebeke suyu hizmetlerine özel sektör katılımının sağlanması ile bu sorunların bir bölümünün giderilmesi ya da etkisinin sınırlandırılması mümkün olabilecektir. Su hizmetlerinin temel bir insani gereksinim olması nedeniyle bu konuda ekonomik ve sosyal dengelerin gözetilmesi hayati önem taşımaktadır.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious

*

*


*