TÜSİAD türban konusunun abartıldığını düşünüyor

TÜSİAD türban konusunun abartıldığını düşünüyor.18039
  • Giriş : 16.02.2008 / 23:51:00
  • Güncelleme : 16.02.2008 / 23:49:58

Yalçındağ, Yumuşak bir geçişle çözülebilecek olan türban konusunun, hükümet tarafından abartıldığını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, yumuşak bir geçişle çözülebilecek olan türban konusunun, hükümet tarafından siyasi istikrarsızlığa dönüştürüldüğünü savundu.

Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, ülke olarak yenilenen meclisten ve yeni kurulan hükümetten beklentilerinini, geçmiş dönemin tecrübesiyle reform sürecine hız kazandırması ve toplumun kenetlenmesinin sağlamak olduğunu belirterek, ''Oysa bugün itibariyle reform sürecinde ciddi bir atalet, toplumda ise maalesef kutuplaşma görüyoruz'' dedi.

Yalçındağ, Isparta Girişimci Sanayici İş Adamları Derneği (IGSİAD) tarafından düzenlenen ''KOBİ'lerin finans sorunları ve Basel 2'' konulu toplantıya katıldı. Büyük Isparta Oteli'nde gerçekleştirilen toplantıda bir konuşma yapan TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, 2001 yılı ertesinde uygulanmaya başlayan ekonomik programın ve mali disiplinde sağlanan iyileşmenin bütçe açıklarının azalmasını, reel faizlerin ve enflasyonun hızla aşağıya düşmesini sağladığını bildirdi.

Sağlanan istikrar ortamında, özellikle 2002-2006 döneminde özel sektör yatırımlarının yıllık ortalama yüzde 20 artış gösterdiğini hatırlatan Yalçındağ, ekonomide yaşanan bu olumlu gelişmelerin ardından 2007 yılında dünya piyasalarında dengelerin değiştiğini ve ABD'de yaşanan krizin, piyasaları olumsuz etkilediğini bildirdi. Yalçındağ, şunları kaydetti: ''Amerika'daki yüksek riskli konut kredilerinin yarattığı zincirleme zararlar, bu zararların piyasada yarattığı güvensizlik, hükümetin müdahalelerinin yetersiz kalması, 2008'e büyük sorunların devredilmesine yol açtı. Bütün gelişmelerin 2008 yılı Türkiye ekonomisine nasıl yansıyacağına baktığımızda ise ekonomi yönetimimizin büyük bir ikilemle karşı karşıya olduğunu görüyoruz.

Bu yıl bütçede öngördüğümüz yüzde 4 enflasyon oranı ve aslında mevcut sorunlarımızı çözmekte yetersiz olan yüzde 5 büyüme hızını yakalamamız, ekonomimizin geldiği noktada ve bu küresel konjonktürde kolay olmayacak. Hedeflenen yüzde 4'lük enflasyona ulaşmak için para politikasında bir gevşeme olmaması gerekecek. Daralan uluslararası likidite karşısında Türkiye'nin yurt dışından fon çekebilmesi için yüksel reel faiz politikasına devam etmesi kaçınılmaz olacak. Kısacası Merkez Bankası'nın gelecek dönemde faiz politikasında temkini elden bırakmayacaklar.

Öte yandan reel faizlerin mevcut seviyesi ile hem yüksek büyüme hızı elde etmemiz, hem de istihdam yaratmamız oldukça zor olacak.'' 2008 yılında dünya ekonomisindeki gelişmelerin yakından izlenmesi ve para politikasında istikrarlı bir yaklaşım belirlenmesi gerektiği görüşünü savunduklarını da anlatan TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ, kısmen bozulan bütçe disiplinin 2008 yılında yeniden sağlanmasının önemine değindi. Bunun yurt içi ve yurt dışı yatırımcılara verilecek çok kuvvetli bir mesaj olacağına inandıklarını anlatan Yalçındağ, ''2008'in kayıp bir yıl olmaması için reform ivmesinin yeniden yükseltilmesi de bir başka gereklilik olacak'' dedi.

Yalçındağ, özellikle şirketler kesiminde rekabet gücünün daha da artmasına imkan sağlayacak mikro reformlara vakit kaybedilmeden hız verilmesi gerektiğinin altını çizerek, ''Bu reformlar şirketlerimizin finansmana erişimini kolaylaştıracak, artan maliyet baskıları karşısında verimliliklerini yükseltmelerine imkan sağlayacak, üretilen ürünlerin katma değerini yükseltecek. Ayrıca, inovasyonu teşvik ederek, yaratılan değerlerin, yatırımı ve istihdamı artırmaya tahsis edilmesine imkan verecek, böylece daralan finansman imkanları, finansmana erişim koşullarının iyileştirilmesiyle dengelenebilecek'' diye konuştu.

-BASEL 2-

Konuşmasında, Türkiye'nin 2009 yılına ertelediği ''Basel 2'' standartlarının hazırlıklarını iyi değerlendirmesi gerektiğini de belirten Yalçındağ, Basel 2 ile beraber risk bazlı kredi fiyatlama sistemine de geçileceğini, bu sistemin, rating anlamında düşük dereceli kuruluşlar için maliyet artışı, yüksek dereceye sahip firmalar için de maliyet düşüşü anlamına geldiğini kaydetti.

Yalçındağ, şöyle devam etti: ''Mevzuattaki bu değişiklik reel sektör firmalarını yakından ilgilendiriyor. Bu standartlar finans sektörünün kurumsal risk yönetimini güçlendirmekle kalmayacak, kurumsallaşma doğrultusunda mesafe katetmiş olan şirketlerimizin rekabet gücünün yükselmesine de imkan sağlayacak. Basel 2 standartlarını bu çerçevede, şirketler kesiminin yeniden yapılanma sürecinde bir adım olarak görmek gerekiyor. Bir açıdan baktığımızda tehdit oluşturabilecek bu standartları, başka bir açıdan baktığımızda şirketlerimizin yeniden yapılanmasının yolunu açan bir fırsata dönüştürmemiz mümkün.''

-ÇALKANTISIZ, İSTİKRARLI BİR SİYASİ ORTAM BEKLENTİSİ-

Yalçındağ, Türkiye'nin başarıyı yakalayabilmesi için çalkantısız, istikrarlı bir siyasi ortama sahip olması gerektiğinin, gelişmiş ülkeler ligindeki yerini tereddütlere yer bırakmayacak şekilde, net bir biçimde ortaya koyabilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yalçındağ, şunları kaydetti: ''İçinde yaşadığımız günlerin, bu koşulları yerine getirmekten çok uzak bir görünüm sergilediğini düşünüyoruz. Ülke olarak yenilenen meclisten ve yeni kurulan hükümetten beklentimiz, geçmiş dönemin tecrübesiyle reform sürecine hız kazandırması ve toplumumuzu kenetlemesiydi.

Oysa bugün itibariyle reform sürecinde ciddi bir atalet, toplumda ise maalesef kutuplaşma görüyoruz. Bugün itibariyle siyasi gündemimizi dalgalandıran konu, özünde üniversite camiasını, öğretim üyeleri ve öğrencileri ilgilendiren bir konudur. Zaman içinde yüksek öğretim kuralları çerçevesinde yumuşak bir geçiş ile halledilebilecek iken, bugün siyasi istikrarsızlık nedeni haline gelmiştir. Konunun iki kısa anayasa maddesi değişikliğine indirgenmesi ve bu şekliyle meclise getirilmesi yanlış bir adım olmuştur.

Kaldı ki bu anayasa değişikliklerinin karşı karşıya kalacağı muhtemel hukuki engellerin de iyi hesap edilmediğini açıklıkla görüyoruz. Ayrıca bu konudaki söylemlerin gerginliğe ve tedirginliğe neden olacak şekilde genişlediğine şahit oluyoruz. Adeta süreç kontrolden çıktığı izlemini veriyor. Dolayısıyla bu konunun sadece üniversitelerimizle sınırlı kalmasını sağlayacak, kamu kesimi ve orta öğrenime genişlememesi için mevcut hukuki güvencelerin güçlendirilmesine ihtiyaç olduğu görüşündeyiz.''

-''REFORMLARI TEKRAR DEVREYE SOKMALIYIZ''-

Konuşmasının son bölümünde, ülkenin içerisinde bulunduğu zor dönemi aşabilmek için doğru gündeme odaklanmak gerektiğini vurgulayan TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, siyasi istikrar ve kararlı liderlikle bunun mümkün olabileceğini savundu. Yalçındağ, ''Duraklamaya uğrattığımız reformları yeniden devreye sokarak, AB sürecini iyi yöneterek kalıcı bir yapısal dönüşüm sağlayabiliriz. Bunun için öncelikle gündemi yerli yerine oturtmak zorundayız. Türkiye dar gündemde ve kutuplaştırıcı siyasetler yüzünden çok zaman kaybetti.

Bugün artık kutuplaşma ve gerginlik içine girmek yerine ülkemizin ve tüm bireylerin refahını artıracak ekonomik ve sosyal politikalar çerçevesinde kenetlenmekteyiz'' dedi. Toplantının sonunda IGSİAD Başkanı Rifat Özdemir, TÜSİAD Başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ'a plaket sundu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious