TÜSİAD'dan eleştirilere destek

TÜSİAD'dan eleştirilere destek.4601
  • Giriş : 30.08.2006 / 00:00:00

TÜSİAD International Başkanı Aldo Kaslowski, "Financial Times gazetesinin yazdığı doğru. Bir yavaşlama var." dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Avrupa'da, Brüksel'de çok daha etkin bir şekilde bulunmamız gerekirken gidilmiyor, heyetler kurulmuyor. Bütün bunlar gerçektir” dedi.

Kaslowski, TÜSİAD ve iş dünyası için ekonomi ve Avrupa Birliği'nin (AB) önemine işaret ederek, 2007 yılının seçim yılı olduğunu ve bazı konularda popülist yaklaşım eğilimi görülebileceğinden dolayı, bu iki konuda Türkiye'nin taviz verme lüksü bulunmadığını söyledi.

AB ile müzakerelerde birkaç ay sonra 2 yılın dolacağını hatırlatan Kaslowski, “İlgisizlik aslında dünün veya bugünün işi değil. Müzakerelerde ilgisizlik ve yavaşlama zaten Aralık ayında başladı. Sanki acelemiz yok gibi bir tavır sergiledik” diye konuştu.

Aldo Kaslowski, Türkiye'nin AB ile ilgili konularda özellikle 4-5 yıldır 10-20 yılda katetmediği kadar yol katettiğini vurgulayarak, şöyle devam etti: “Doğrusu bu kadar performans gösterdikten sonra böyle birden duraklamak bizlerin de endişeye kapılmasına yol açtı. Doğrusu sebebini de anlamakta güçlük çekiyoruz. Zaten Financial Times gazetesinin yazdığı doğru. Bir yavaşlama var. Avrupa'da, Brüksel'de çok daha etkin bir şekilde bulunmamız gerekirken gidilmiyor, heyetler kurulmuyor. Bütün bunlar gerçektir.”

“BABACAN'IN YÜKÜ AĞIR. İKİ AYRI BAKANLIK OLABİLİR”

TÜSİAD International Başkanı Kaslowski, Avrupa'nın birçok ülkesinde de gelecek yıl seçimler yapılacağına işaret ederek, bu ülkelerde de popülist tavırlar görülebileceğini ve bunun tamamen yanlış olarak değerlendirilemeyeceğini, ancak Türkiye açısından asıl problemin önemli konularda taviz verilip verilmemesi olduğunu söyledi.
Aldo Kaslowski, Türkiye'nin Avrupa ile olan ilişkilerde bir duraklama devri yaşamaması gerektiğine dikkat çekerek, “Avrupa, bugün bizim için hele seçime girecek bir Türkiye için en önemli bir faktör olarak gözükmüyor” dedi.
Türkiye'de şu anda AB konusundaki durumun AB'den vazgeçileceği anlamına gelmediğini ifade eden Kaslowski, yaşanan sorunlar ve yavaşlamanın üyeliği riske edecek durum yaratmadığını belirtti.

Kaslowski, Devlet Bakanı Ali Babacan'ın hem ekonomi hem de AB ile ilgili çalışmalardan sorumlu olmasının, genç ve kabiliyetli olmasına rağmen büyük bir yük oluşturduğunu kaydederek, çok önemli bu iki konunun, Türkiye'nin aynı hızda ilerleyebilmesi için tek bakanlık tarafından değil iki ayrı bakanlık tarafından yürütülmesinin belki de daha doğru olacağını savundu.

“BABACAN'IN TEMASLARINI YOĞUNLAŞTIRACAĞI BEKLENTİSİNDEYİZ”

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Davut Ökütçü de, müzakere sürecinde Ali Babacan'ın olayın teknik boyutunu yürütürken siyasi boyutun yönetimini yürüten Abdullah Gül'ün bu konuda yeterli temaslarda bulunduğuna işaret etti.
Türkiye'nin reformlarda rehavete kapıldığı konusunda AB tarafında yaygın bir kanaat bulunduğuna değinen Ökütçü, şöyle devam etti: “Türkiye siyasi kriterlerde yeterli mesafe kat ettiği için müzakerelere başladı ama siyasi kriterlerde yapması gerekenlerin müzakere süresince de güçlü olarak devam etmesi bekleniyordu. Nitekim hükümet, 9. reform paketini de bu yargılara cevap niteliğinde ele aldı. Sayın Dışişleri Bakanımız, Haziran ayında TBMM tatile girmeden bu paketin çıkarılacağını ifade etti. Ama ne yazık ki sadece 2 konu bu paketten çıktı ve Meclis tatile girdi. Bizim de hükümetten ısrarla beklediğimiz, özellikle İlerleme Raporunu Komisyon kaleme almadan, tamamlamadan önce TBMM'nin Eylül ayında erken bir şekilde toplanarak bu reform paketinin tümünü çıkarmasıdır. Hükümetimizin kararlığını gösteren bir tavır ve anlayışla bir an önce TBMM'den geçmesini bekliyoruz.”

Ökütçü, bugüne kadar taramaların aşağı yukarı yarısından fazlasının tamamlandığını hatırlatarak, “Önümüdeki dönemde sayın Babacan'ın artık çok daha aktif şekilde AB kurumları nezdinde temaslarını yoğunlaştıracağı beklentisi içindeyiz” dedi.

“KOORDİNASYON KURUMU ŞEKİLLENMELİ”

Davut Ökütçü, kamu kurumlarının müzakere süreciyle ilgili yapılanmasının tamamlandığını, hükümetin bunu açıkladığını, ancak iş dünyası ve sivil toplum örgütlerinin bu sürece aktif katılımının nasıl sağlanacağı konusundaki çalışmaların da açıklanması gerektiğini söyledi.

Bu konuda kamuoyu ile özel kesim ve sivil toplum örgütleri arasında bir koordinasyon kurumunun şekillenmesinin gerekliliğine işaret eden Ökütçü, burada ideal adayın AB Genel Sekreterliği olduğunu, buna parerel iş dünyası ve sivil toplum örgütlerinin de süreçle ilgili taleplerini yansıtabilecek çalışmaları yapması gerektiğini ifade etti.
Ökütçü, “Çünkü AB'ye sözlü yapacağınız talep cevap bulamaz. Hükümet makro düzeyde etki analizleri yapacaktır. Sektörlerin de mikro düzeyde bunun çalışmalarını yaparak hükümetin müzakere pozisyonun belgesinin şekillenmesine yardımcı olacak çalışmaları yürütmesi gerekir” diye konuştu.

Uluslararası Yatırımcılar Derneği (YASED) Genel Sekreteri Mustafa Alper ise, AB'ye üyelik süreciyle ilgili çalışmaların sürdüğüne değinerek, Ağustos ayının Avrupa'da tatil dönemi olduğunu, dolayısıyla Eylül ayından itibaren konunun daha da yakından izleneceğini söyledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious