TÜSİAD'dan Fransa'ya tepki

TÜSİAD'dan Fransa'ya tepki.14046
  • Giriş : 15.05.2008 / 16:57:00

TÜSİAD, Fransa’nın Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini engellemeye çalışmasının kendi çıkarlarına aykırı olduğunu belirtti.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


“Siyaseten sıkıntıda olduğu bilinen bir yönetimin kendi gündemini AB’ye dayatma çabaları, bu yılın ikinci yarısında AB dönem başkanlığını üstlenecek Fransa’nın Türkiye’ye yönelik izleyeceği tutum hakkında da ne yazık ki olumsuz bir intiba yaratmaktadır” dedi.

TÜSİAD açıklamasında, Fransa Parlamentosu’nda 28 Şubat 2005 tarihinde kabul edilen ve Anayasa’nın 88-7 ve 4’üncü maddelerinde değişiklik öngören, “bir aday ülkenin Avrupa Birliği’ne üyeliği ile ilgili anlaşmanın onaylanmasına ilişkin yasanın, Cumhurbaşkanı tarafından referanduma sunulacağı”na dair Anayasa değişiklik paketinin Mart 2008 tarihinde başlatılan bir girişim ile yeniden değiştirilme çalışmalarının Türk kamuoyu tarafından dikkatle izlendiğine dikkat çekildi.

Fransa’da devlet kurumlarının modernizasyonu paketi çerçevesinde önerilen değişiklik, Bakanlar Kurulu tarafından Meclise sunulduğu, 20 Mayıs’tan itibaren incelenmeye alınacağına dikkat çekilen açıklamada, değişiklik önerisine göre, bir aday ülkenin Avrupa Birliği’ne üyeliği ile ilgili anlaşmanın onaylanmasına ilişkin yasa tasarısını Cumhurbaşkanı referanduma sunmayabilmesini öngördüğü kaydedildi.

Açıklamada, yapılması önerilen değişiklik ile Cumhurbaşkanı tarafından “Avrupalı” olarak nitelendirilen ülkelerin, tam üye olması referanduma sunulmayacağı, Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarafından her fırsatta dile getirildiği şekilde “Avrupalı olmayan” Türkiye’nin tam üye olması konusu kendisi tarafından halkoyuna götürülebileceği ifade edildi.

TÜSİAD, Fransa Meclisi’ne sunulan yasa tasarısına ilişkin süregiden tartışmalarda, bu yeni önerinin Türkiye’nin üyeliğini engellemek açısından zayıf kaldığı düşünülerek, sadece Türkiye konusunda zorunlu halkoylamasını gerektirecek bir düzenleme üzerinde de fikir üretildiğine işaret edilerek, şu görüşlere yer verildi:

“AB Konseyi’nin 1999 yılında Türkiye’nin tam üye adaylığına ve 2004 yılında Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin açılmasına ilişkin aldığı kararlarla birlikte, son olarak 18 Şubat 2008 tarihinde Türkiye’nin Katılım Ortaklığı Belgesi’ne ilişkin aldığı kararlar Fransa tarafından da onaylanmıştır. Böylece Türkiye’nin AB üyesi olmaya ehil Avrupalı bir ülke olduğunu defalarca devlet düzeyinde teyit eden Fransa’nın Cumhurbaşkanı ve milletvekillerinin Türkiye’ye karşı yürüttüğü bu düşmanca davranışın yarattığı akıl almaz çelişkiyi açıklayabilmek mümkün değildir. Fransa Türkiye ile ilgili bu çelişkili tutumunu aşmak zorundadır.”

Geçtiğimiz yıl Türkiye ile yaklaşık 14 milyar dolarlık ticaret gerçekleştiren Fransa’nın özel sektörün, son beş yıl içinde de Türkiye’ye 3 milyar dolar yatırım yaptığının hatırlatıldığı açıklamada, buna rağmen, ülkenin iç çelişkileri nedeniyle su yüzüne çıkan rahatsızlıklara ve sorunlara yönelik kamuoyu tepkisini saptırmak amacıyla Fransa’nın uzun vadeli bir perspektifle değerlendirilmesi gereken üyelik sürecini şimdiden engellemek üzere bir takım oyunlara başvurmasını hazin buldukları ifade edildi.

TÜSİAD açıklamasında şöyle denildi:

“Siyaseten sıkıntıda olduğu bilinen bir yönetimin kendi gündemini AB’ye dayatma çabaları, bu yılın ikinci yarısında AB dönem başkanlığını üstlenecek Fransa’nın Türkiye’ye yönelik izleyeceği tutum hakkında da ne yazık ki olumsuz bir intiba yaratmaktadır.

Unutulmaması gereken gerçek soru ise, AB üyelik kriterlerini yerine getirmiş bir Türkiye’nin üyeliğinin Fransa’da halkoylamasına sunularak reddedilmesinin Fransa’nın mı, AB’nin mi yoksa Türkiye’nin mi aleyhine olacağıdır. Stratejik düşünceden yoksun, siyasetini önyargılara teslim etmiş yönetimlerin AB gibi bir uluslar topluluğunun geleceğini ipotek altına alma çabaları, şüphesiz sadece Türkiye’nin değil, AB’nin de sorunudur.

AB’nin küresel düzlemde ekonomik ve siyasi olarak gücünü artırabilmesi ve bölgesinde oluşturmaya çalıştığı refah ve güven ortamını sağlayabilmesinin en önemli anahtarı Türkiye’nin AB üyesi olmasıdır. Türkiye’ye kısa vadeli siyasal hesapların ve kültürel önyargıların ötesinde bakabilen ülkeler şüphesiz ki ilişkilerin olumlu seyrinden ayrılmasına göz yummayacaklardır.”

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious