TÜSİAD'dan hükümete öneri

TÜSİAD'dan hükümete öneri.6789
  • Giriş : 28.05.2008 / 15:07:00
  • Güncelleme : 28.05.2008 / 15:44:16

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkan Yardımcı Ferit Şahenk, küresel krize karşı önlem olarak kapsamlı bir ekonomik programın açıklanması gerekitiğini bildirdi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Şahenk, “Global piyasalardaki dalgalanmalar karşısında alınabilecek en önemli önlem, sağlam çıpalara sahip olmaktır. Bu nedenle, tercihen uluslararası finans çevrelerince de desteklenen kapsamlı bir ekonomik programın açıklanması ve uygulanması, AB sürecine ilişkin reformların kararlılıkla sürdürülmesi ve dezenflasyon sürecinin disiplinli maliye politikaları ile desteklenmesi oldukça büyük önem arz etmektedir" dedi.
Ferit Şahenk, TÜSİAD"ın “Yurtdışı Finansal Piyasalardaki Gelişmeler Işığında Türk Bankacılık Sektörü: Eğilimler ve Riskler" konulu seminerinin açılış konuşmasını yaptı.

"REFORMLAR VE ÖZELLEŞTİRME AKSATILMADAN DEVAM ETMELİ"

Şahenk, finansal piyasalarda başlayan bu dalgalanmanın ne kadar süreceği ve maliyetinin ne olacağı net olarak kestirilemediğini belirtirken, krizin başlangıcından bu yana, dünyada birçok uluslararası bankanın yüksek miktarda zararlar açıkladığına, büyük yatırım bankalarının başka bankalara satıldığına ve kimi bankaların kamu tarafından devralındığına şahit olunduğunu kaydetti.

Şahenk, Türkiye açısından bakıldığında 2001 krizi sonrasında; bütçe açığının azaltılması, enflasyonun aşağı çekilmesi ve önceki krizlerin temelini oluşturan alanlarda gerekli reformların hayata geçirilmesini kapsayan ekonomik programın uygulanmasında önemli bir başarı elde edildiğini vurguladı.

Artan tüketim ve yatırım talebi ile enerji maliyetlerinin sonucu olarak derinleşen cari açık önemli bir finansman ihtiyacı doğurduğunu ve bunun da Türkiye"yi mevcut global çerçevede daha kırılgan hale getirdiğini ifade ederken, şunları kaydetti:
“Her ne kadar yapılan milli gelir revizyonu ile ekonominin daha büyük bir bölümü hesaplara yansımış ve ülkemizdeki tasarruf açığı milli gelire oran olarak eskiye kıyasla daha düşük seviyelere gerilemişse de nominal rakam olarak 50 milyar dolara yaklaşan cari açık beklentileri finansman ihtiyacı ve kalitesini yeniden gündemin üst sıralarına taşımaktadır. Bu çerçevede, uzun vadeli yabancı sermayeyi çekebilecek genel yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik reformlar ve özelleştirme faaliyetlerinin aksatılmadan devam etmesi büyük önem taşımaktadır."

KAPSAMLI YENİ BİR EKONOMİK PROGRAM İSTEĞİ

Şahenk, 2001 krizinden ciddi kayıplarla çıkan finans sektörünün gelişiminde, aynı yıl kamu otoriteleri ve sektör temsilcileri ile yakın işbirliği içinde uygulamaya koyulan Bankacılık Sektörü Yeniden Yapılandırma Programı önemli bir rol oynadığını belirtirken, program kapsamında; sektörün sermaye yapısı güçlendirildiğini, reel sektörün malî kesime olan borçları yeniden yapılandırıldığını, kamu bankalarının görev zararları tasfiye edilerek ileride tekrar aynı sorunlarla karşılaşmamak için, gerekli yasal düzenlemeler yapıldığını hatırlattı.

Bankacılık kesiminin krizden en güçlü çıkan sektörlerden biri olduğunu, 2001 yılından itibaren istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ettiğini ve esas fonksiyonu olan aracılık işlemini daha verimli bir şekilde yerine getirmeye başladığını ifade eden Şahenk, şöyle konuştu:

“Bankacılık sektöründe yaşanan bu dikkat çekici değişim, yabancı yatırımcıların da sektöre olan ilgisini artırmıştır. 2005 yılından itibaren hızlanan doğrudan yabancı yatırımların önemli bir kısmı bankacılık sektöründe gerçekleşen satın alma ve birleşmeler yoluyla sağlanmıştır. Geride bıraktığımız son beş yıl içerisinde finansal hizmetler alanında 85"in üzerinde satın alma ve birleşme işlemi gerçekleşmiş ve mali aracı kuruluşların ülkemize çektiği doğrudan yabancı yatırımların miktarı 22.5 milyar doları geçmiştir.Tüm bu gelişmelerin bir parçası olarak bankacılık sektörünün uluslararası piyasalara entegrasyonu ve reel sektörle etkileşimi artmıştır. Bu çerçevede, denetim ve risk yönetimi mekanizmaları önemli ölçüde iyileşmiş olan bankacılık sektörü, mevcut dalgalanmalar nedeniyle dış piyasalar ya da reel sektör kanadında yaşanabilecek olumsuz gelişmeler karşısında geçmişle kıyaslandığında çok daha güçlü konuma gelmiştir. “

Riskler anlamında, sektörün kur riski önceki dönemlere kıyasla son derece düşük seviyelere gerilediğini dile getiren Şahenk, ancak, yüksek dış finansman ihtiyacı ve reel sektörün artan borcu nedeniyle sektörün taşıdığı kredi riski giderek arttığını kaydetti. Şahenk, bu durumun belirsizliklerin olumsuz yönde şekillenmesi durumunda sektör açısından iyi yönetilmesi ve temkinli olunması gereken bir konu olduğunu söyledi.
Şahenk, global belirsizliklerin arttığı, yatırımların ve talebin hız kestiği bu dönemde harcamaların daha da yavaşlamaması ve likidite koşullarının kötüleşmemesi için hükümetimizin son beş yıldan bu yana başarıyla yürüttüğü ekonomik dönüşüm programının aynı kararlılıkla devam ettirilmesi önemine de işaret etti.

Şahenk, görüşlerini şöyle ifade etti:

“Enflasyonun yükselmekte olduğu ve küresel ekonomik yavaşlamanın giderek yoğunlaşabileceği dikkate alınarak, para ve maliye politikalarının bu amaca yönelik olarak temkinli bir şekilde kullanılmaya devam edileceğini düşünmekteyiz. Risk yönetiminin tüm kamu ve özel sektör kurumlarında özendirilmesi, ekonomi yönetiminden sorumlu birimlerde, bu tür dalgalanmaların yönetim mekanizmalarının güçlendirilmesi bu dönemde önem kazanmaktadır. Tüm bu önlemlerin yanında global piyasalardaki dalgalanmalar karşısında alınabilecek en önemli önlem, sağlam çıpalara sahip olmaktır. Bu nedenle, tercihen uluslararası finans çevrelerince de desteklenen kapsamlı bir ekonomik programın açıklanması ve uygulanması, AB sürecine ilişkin reformların kararlılıkla sürdürülmesi ve dezenflasyon sürecinin disiplinli maliye politikaları ile desteklenmesi oldukça büyük önem arz etmektedir.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious