TÜSİAD'dan hükümete sert uyarı

TÜSİAD'dan hükümete sert uyarı .8562
  • Giriş : 07.09.2007 / 14:56:00

TÜSİAD Başkanı Arzuhan Yalçındağ, yeni hükümetin ve programının beklentileri karşılamaktan uzak olduğunu söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


TÜSİAD Başkanı Arzuhan Yalçındağ, İskendurun’da yaptığı konuşmada sert uyarılarda bulundu. Anayasa değişikliğine ilişkin sürecin şeffaf olmasını isteyen Yalçındağ, yeni oluşan hükümetin ve programının beklentileri karşılamaktan uzak olduğunu belirtti.

Önemli yapısal reformların yapılması için Hükümete altı ay süre verdiklerini söyleyen Yalçındağ, Kasım ayına kadar 301. maddede değişiklik yapılmasını da istedi. Yalçındağ, hükümetin atamalarda da dikkatli olmasını istedi ve özellikle Diyanet Başkanlığı üzerinden başka kuruluşlara geçiş yapıldığını kaydetti.

GÜL LAİKLİK İLKESİNİ UNUTMAMALI

İskendurun’da TÜRKONFED Başkanlar Konseyi’nin açılışında konuşan TÜSİAD Başkanı Yalçındağ, konuşmasında önce Cumhurbaşkanı Gül’e yönelik görüşlerini açıkladı.

Cumhurbaşkanı Gül’ün adaylığının ilan edilmesinin ardından yaptığı konuşmada, “Cumhuriyetin temel ilkelerine ve kuruluş felsefesine sadakat, tarafsızlık, devletin kurumları arasındaki uyumu gözetme ve laikliğin korunması" gibi konuları öne çıkararak topluma güvence verme ihtiyacını hissettiğini belirten Yalçındağ, "bu ihtiyacın, kendisinin de gözlemlediği ve değer verdiği bir toplumsal hassasiyetten kaynaklandığı açıktır" dedi.

Yalçındağ "Bu hassasiyetin, toplumun Cumhurbaşkanı’nı tarafsız bir kimlik içinde görme arzusunun ötesinde, laikliğin ve Atatürk ilkelerinin korunması hususunda bir taraf olarak görme ihtiyacının da bir ifadesi olduğu unutulmamalıdır" şeklinde konuştu.

HÜKÜMETE ELEŞTİRİLER

Konuşmasında Erdoğan hükümetine yönelik eleştirilerini de açıklayan Yalçındağ, Hükümetin de "yalnızca icraatında değil, söylemlerinin içerik ve üslûbunda da azami titizlik içinde olmasını gerektiğini düşünüyoruz" dedi. Yalçındağ şunları söyledi:

"HATALARINIZI TEKRARLAMAYIN"

"Geçmiş dönemde toplumda kaygı ve hassasiyet yaratan gelişmeler, Cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile başlamamıştır. Yine unutmamalıyız ki ondan önce, asıl olarak, bazı hükümet üyelerinden, yerel yönetimlere, parti yöneticilerine kadar uzanan kimi icraat, söylem ve tutumlar bu duygu ve düşüncelerin doğmasına ve gelişmesine neden olmuştur. Örneğin, önceki kabine döneminde ortaya çıkan Milli Eğitim ile ilgili kaygı verici tutumların ve söylemlerin, bu kabine döneminde tekrarlanmaması siyasal gerilimin düşürülmesi açısından büyük önem taşımaktadır. AKP, seçim döneminde milletvekili adaylarını, seçim beyannamesini ve propaganda üslubunu “bir merkez sağ parti olmaö hedefiyle şekillendirmiş olduğu izlenimini vermekteydi. Yaratılan bu beklentinin karşılanması gerekir. Ne yazık ki bu yaklaşımın kabineye beklendiği ölçüde yansıdığını göremedik. Özellikle yalnızca bir tek kadın bakanımızın olmasını seçim öncesi beyanlarla bağdaşmaz bulduk".

Bu gelişmeleri olumsuz göstergeler olarak düşünmek istemediklerini kaydeden Yalçındağ, "yüzde 47’ye yakın bir oy alarak Sayın Başbakan’ın deyimiyle “toplumsal merkezeö yerleşmiş bir partinin, geçmiş hatalarını tekrarlamayacak bir vizyona, iradeye ve özgüvene sahip hale gelmiş olduğuna inanmak istiyor ve bunun hükümet icraatına da yansımasını bekliyoruz" diye konuştu.

"ANAYASADA CUMHURİYETİN KAZANIMLARI KORUNSUN"

Konuşmasında Anayasa Değişikliği konusuna da değinen Yalçındağ, sürecin değişiklik kadar önemli olduğunu söyledi. Anayasanın değiştirilmesinin ciddi bir iş olduğunu ifade eden Yalçındağ, şöyle konuştu:

"Türkiye’de serbest piyasa ekonomisinin kalıcılığını sağlamak için, toplumsal uzlaşma kanalları açık, geniş katılımlı, çoğulcu demokratik bir siyasal yapı zorunludur. Cumhuriyetimizin temel ilkelerinin korunduğu, devlet ve birey hakları dengesini gözeten, demokrasinin evrensel ilkelerine uygun yeni bir Anayasa, toplumsal uzlaşmayı tesis ederek siyasal ve ekonomik istikrarımızı kalıcı hale getirecektir. Bu bakımdan, Anayasa’nın yeniden kaleme alınması ülkemize önemli bir fayda sağlayabilir".

"ANAYASA ÇALIŞMALARI ŞEFFAF OLSUN"

Yalçındağ, bu amaçla önerilerini de şöyle sıraladı:
"-Yeni Anayasa, 84 yıllık Cumhuriyet kazanımlarını ve temel değerlerini eksiksiz olarak yansıtmalıdır.
-Yeni bir Anayasa’nın hazırlanma sürecinin metnin kendisi kadar önemli olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır. Her şeyden önce süreç son derece şeffaf olmalıdır.

-Anayasa bütünlüklü bir metindir. Taslağı parça parça kamuoyuna sızdırarak tepki ölçmek, şeffaf ve sağlıklı bir yöntem olmaktan çok uzaktır. Metnin bütünü bir an önce tartışmaya açılmalıdır.
-Böylesine önemli bir konunun aceleye getirilmemesi gerekir. Toplumun tüm katmanlarında Anayasa metninin yeterince tartışılması, alternatiflerin ve uzlaşma formüllerinin ortaya çıkabilmesi için gerekli zamanın tanınması birinci derecede önemlidir.

-Yeni Anayasa yalnızca hükümetin iradesini yansıtan bir çalışma olamaz. Çoğunluk formülü bu konuda çalışamaz. Anayasaların toplumsal uzlaşmayı yansıtan metinler olduğu akıllardan çıkarılmamalıdır.
-Anayasa’nın geçmiş ile hesaplaşma anlayışı ile kaleme alınmaması, dönemsel politik beklentilerden ve tepkilerden arındırılması şarttır. Hükümetten, bu süreci sağlıklı bir şekilde yönetmesini bekliyoruz".
Yalçındağ, Anayasa taslağının tamamının resmi biçimde açıklanmasının ardından, maddeler üzerinde de görüşlerimizi detaylı açıklayacaklarını bildirdi.

"EKONOMİDE DE HATA YAPMAYIN"

Türkiye ve uluslararası ekonomideki gelişmelere de değinen Yalçındağ, piyasalarda yaşanan krizin genişleme riski taşıdığını kaydererek, "Bu nedenle, Temmuz sonunda yaşanmış olan bu dalgalanmayı bir nevi uyarı mekanizması olarak görmek gerekiyor. Dünya ekonomisinde bu riskler mevcutken, iktisadi politikada yapılacak bir hatanın maliyeti çok ciddi refah kayıplarına neden olabilir" dedi.

Ekonomide istikrarın sürdürülmesi ve bu tür yönetim hatalarından kaçınılması için, öncelikle 2007 yılında ortaya çıkan hedef bütçe kayıplarını telafi edilmesini ve IMF ile olan ilişkinin, dönemin şartlarına uygun biçimde devam ettirilmesini isteyen Yalçındağ, bu konuda hükümet tarafından yapılmış olan açıklamaları olumlu karşıladıklarını bildirdi.

Enrejide ciddi bir darboğaz yaşandığını ifade eden Yalçındağ, kuraklığın tarımı ve sanayiyi ciddi biçimde vurabilecek, kalkınmamızı yavaşlatacak bir afet kimliğine büründüğünü, bu nedenle suyun, bir doğal kaynak olarak da, verimli ve doğru yönetilmesini istedi.

ÇOĞU KONU HÜKÜMET PROGRAMINDA YOK

Yalçındağ, konuşmasında şu görüşlere yer verdi:
"Bütün bu saydığımız unsurlar, ekonomi politikalarının yeniden ve çok yönlü biçimde ele alınması gerektiğini gösteriyor. Bu yüzden, “yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır,ö demek yeni dönemde yeterli olmayacaktır. Buna karşılık, hükümet programına baktığımızda, seçim beyannamesinin gerisinde kaldığını, cesur ve açık olmaktan uzaklaştığını görüyoruz. seçim beyannamesinde yer verilmiş olan bir dizi önemli ve somut politikaların nedense hükümet programında yer almadığını görüyoruz. Bu dönemde iş dünyası açısından çok önemli olan kayıt dışı ekonomiyle mücadele, finansal piyasalar ve sanayi ile ilgili somut önerilerin, hükümet programında yer almamış olmasına bir anlam veremiyoruz. Demokratik gelişmemizin en önemli unsurlarından biri olarak saydığımız seçim ve Siyasi Partiler Yasası’nın değiştirilmesi konusunun ise programda hiç yer almamasını anlaşılmaz buluyoruz.

HÜKÜMETE ALTI AY SÜRE

Yalçındağ konuşmasında, reformlara da değindi ve eleştirilerde bulundu.
Ekonomiyi güçlendiren reformların bu dönemde tamamlanması gerektiğini ifade eden Yalçındağ, sektörlerin yeniden yapılanması, şirketler bazında iş yapma biçimlerinin değiştirilmesini öngören mikro reformlar, Sosyal Güvenlik ve vergi reformalarının biran önce yapılmasını istedi.

"Kayıt dışı ekonomi ile hiç mücadele edilmemiştir" diyen Yalçındağ, "Yeni bir sanayi stratejisi yapılması, verimliliğe, teknolojiye, inovasyona, AR-GE’ye yatırımın teşvik edilmesi, bölgesel ve sektörel teşviklerin gözden geçirilmesi, bölgesel kalkınma anlayışının yerleştirilmesi ve buna ilişkin altyapının oluşturulması şarttır. Reformlar konusunda hükümetin bir program ve takvim açıklamasında ve önümüzdeki 6 ay içinde de bütün bu reformları tamamlamasında yarar görüyoruz. Çünkü kağıt üzerindeki işlemlerden daha önemlisi bu reformların uygulamaya geçirilmesi olacaktır" dedi.

"DİYANET TRANSİT GEÇİŞ MERKEZİ OLDU"

Kamu yönetiminde ciddi bir reform başlatmanın ve bir zihniyet değişikliğine gitmenin de zamanı gelmiştir" diyen Yalçındağ, "Ülkemizin sınırlı kaynakları, ideolojik temelli kadro seçimlerinin yaratacağı verimlilik kaybını kaldıracak durumda değildir. Devlet kadrolarının liyakat, beceri ve yetenek esasına göre seçilmemesi, hükümetten beklenen performansı olumsuz yönde etkileyebilecektir.

Öte yandan kadrolaşmada izlenen bazı dolambaçlı yolların da rahatsızlık verici olduğunu belirtmeliyiz. Örneğin Diyanet İşleri bir transit geçiş merkezine dönmüş gözükmektedir. 1999-2002 yılları arasında Diyanet İşleri’nden diğer kamu kurum ve kuruluşlarına 4 yılda yalnızca 19 kişi geçmiştir. AKP hükümetinin görevde olduğu 2003-2006 yılları arasındaki 4 yılda Diyanet İşleri’nden diğer kamu kurum ve kuruluşlarına geçenlerin sayısı 1850’dir. Bir yandan bu geçişlere yol açılırken, Diyanet İşleri Başkanlığı da sürekli geniş kapsamlı kadro tahsisi taleplerinde bulunmaktadır. Bunun nasıl bir uygulama olduğunu anlamak mümkün değildir" şeklinde konuştu.

301’DE DEĞİŞİKLİK YAPILSIN

AB ile ilişkilerin ivedilikle canlandırılması isteyen Yalçındağ, Kasım ayında yayınlanacak Avrupa Komisyonu Türkiye İlerleme Raporu’nu etkilemek açısından, acilen, TCK 301. maddede ifade özgürlüğü lehine bir değişiklik yapılmasını önerdi. Vakıflar Yasası’nın da aynı şekilde yeniden ele alınmasını talep eden Yalçındağ, konuŞmasını şöyle tamamladı:

"Hükümet yalnızca icraatında değil, söylemlerin içerik ve üslûbunda da azami titizlik içinde olmalı, birleştirici ve bütünleştirici davranmalıdır. Anayasa değişikliğine ilişkin süreç, şeffaf olmalı, Anayasa metni yeterince tartışılmalı ve geçmiş dönemle hesaplaşma anlayışı içinde hazırlanmamalıdır.
Yeni Anayasa 84 yıllık Cumhuriyet kazanımlarını ve değerlerini eksiksiz olarak yansıtmalıdır. Ekonomide bir reform takvimi yapılarak kamuoyuna açıklanmalı ve ilk 6 ayda reformların tüm çalışmaları tamamlanmalıdır. Avrupa Birliği ile ilişkilerimiz yeniden hükümet gündeminin en üst sırasına taşınmalıdır"

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious