Tutuklanan askerler konuştu: Biz devletimizi koruduk

Tutuklanan askerler konuştu: Biz devletimizi koruduk.18870
  • Giriş : 12.11.2007 / 00:23:00
  • Güncelleme : 12.11.2007 / 00:24:22

Tutuklanan askerle mahkemede 'Biz devletimizi son kurşunumuza kadar koruduk." dediler.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Tutuklanan askerle mahkemede 'Biz devletimizi son kurşunumuza kadar koruduk. Elimizden geldiği kadar en iyisini yapmaya çalıştık' diyerek kendilerini savundu.

Hakkari'nin Dağlıca bölgesinde askeri birliğe terör örgütü PKK tarafından yapılan saldırı sonrası teröristler tarafından kaçırılan 8 askerin, çıkarıldıkları Askeri Mahkemede ifadeleri alındıktan sonra, tutuklu yargılanmalarına karar verildi.

Van Barosu tarafından görevlendirilen Avukat Ramazan Korkmaz, sanık askerlerin ifadelerinde söz konusu suçlamaları reddettiğini ve emre itaatsızlık yapmadıklarını belirttiklerini söyledi.

ASKERLER DEVLETE SİTEM ETTİ

Konu ile ilgili görüşlerini belirten askerlerin Avukatı Ramazan Korkmaz, "Askerler mahkemede tutuklandılar. Mahkemede askerlerin ifadeleri alındı ve alınan ifadelerin ardından belirttiğimiz nedenlerden dolayı tutuklandılar. Ancak askerlerimiz bu durumu kabul etmedi ve suçsuz olduklarını söylediler. Askerlerimiz suçu kabul etmediler. Askerler, 'Biz devletimizi son kurşunumuza kadar koruduk. Elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalıştık. Biz vatanımızı korumak için canımızı dişimize taktık ve mücadele ettik. Savaştık. Ancak şu anda suçlanıyoruz. Biz devletimizi sonuna kadar koruduk. Bize yapılan suçlamaları kabul etmiyor ve bunu anlamlandıramıyoruz' diyerek devlete sitem ettiler. Dosyada gizlilik kararı olduğu için tüm resmi belgeleri alamadık. Şu anda dosya gizli kararı olduğu için korunuyor ve istediğimiz belgeleri almıyoruz" dedi.

Korkmaz, ayrıca, "Bazı yerlerde askerlerin DTP üyesi olduğu söyleniyor. Bunlar tamamen söylentidir ve böyle bir durum söz konusu değildir" diye konuştu.

ASKERLERİN AVUKAT HUZURUNDA MAHKEMEYE VERDİĞİ İFADELER

İP. Er. İlhami Demir: "Ben birliğimde mg-3 nişancısı olarak görev yapmaktaydım. Çatışma başlayınca mevzilerde yerimizi aldık. Etrafımız çok sayıda terörist tarafından sarılmıştı. Mühimmatım bitinceye kadar üzerime düşen görevimi yaptım. Mühimmatım bitince teröristler etrafımızı sardı. Teslim olmak zorunda kaldım. Benimle aynı mevzide İrfan Beyaz vardı. Ateş azalınca Cüneyit Demis 'tepe düştü, komutanlar bizi çağıyorlar' dedi. Biz de gerideki mevzilere doğru gitmeye kalktığımızda teröristler etrafımızı tamamen sarmıştı. Yapacağımız bir şey kalmamıştı. O tepede bulunan bütün komutanlar ve askerler gitmişlerdi. Ben görevimizi yaptığımıza inanıyorum. "

P. Er. İrfan Beyaz: "Ben mg-3 nişancısıydım. Çatışma süresince teröristlere karşılık verdim. Silahım birkaç kez tutukluk yaptı ve tutukluluğunu giderip ateşe devam ettim. En son namlu şişti. Ateşe devam edemedim. Bu arada Cüneyt Ömür yanımıza geldi ve bizden şarjör istedi. Bizde yoktu. Bu arada Hasan Hüseyin Karacadağ geldi. Ömür'e, 'tepe düştü, komutanlar geri çekiliyoruz dedi, geride kimse kalmasın' dedi. Ben de biz de geliyor muyuz dedim. Ben ve İlhami ayağa kalktık, bir iki adım atmıştık ki, etraftan teslim olun diye sesler duyduk. Ben de komutanlarımız sanarak, komutanım diye hitap ettim. Karşımdaki ses, ne komutanı tepe düştü. Teslim olun dedi. O zaman terörist olduklarını anladım. Yanımıza geldiler ve biri üzerimizi aradı. Cebimde el bombası vardı. Çıkarıp aşağı attı. Ben üzerime düşen görevi yaptığıma inanıyorum. Çatışma sırasında herhangi bir komutanımız ya da askerden destek görmedik. Kendi başımıza çatıştık. "

P. Er. Özhan Şabanoğlu: "Ben birliğimde havan nişancısı olarak görev yapıyorum. Çatışma sırasında yanımda şehit düşen Mustafa Uzman Çavuş vardı. 106'lık havan ile iki mermi attıktan sonra tutukluk yaptı. Mustafa Uzman havana bir iki tekme attı. Çalışmayınca 81'lik havan mevzisine geçelim dedi. Bu mevzide Fatih Atakul da vardı. 81'lik havanla teröristlere 20 civarında mermi attık. Bu sırada Mustafa Uzman başka mevziye geçti. Bizim bulunduğumuz mevziye teröristler el bombası atmaya başlayınca yan taraftaki kayalıkların arasında mevzi aldık. Ben de HK-33 piyade tüfeği vardı. Fatih'te yoktu. Ben iki şarjör mermi bitinceye kadar teröristlere karşılık verdim. Mermi bittikten sonra etrafımız sarıldı. Teslim olun çağrısı geldi. Ben mermimiz kalmadığı için karşılık veremedim. Teslim olmak zorunda kaldım. Görevimi yaptığıma inanıyorum. Çatışma esnasında çağırmamıza rağmen hiçbir komutanımızdan ya da askerden bize destek gelmedi. "

P Er. Fatih Atakul: "Çatışma başladığında ben 81'lik havan mevzisinde tek başımaydım. Daha sonra şehit olan Mustafa Uzman ile Özhan Şabanoğlu yanıma geldiler. Teröristlere 20 civarında havan mermisi attık. Mustafa uzmanın piyade tüfeği yoktu. Benim tüfeğimi alarak teröristlere karşılık verdi. Bir ara yanımızdan ayrıldı. Benim tüfeğimi de götürmüştü. Bu arada bizim mevziye el bombası atılınca Özhan'la kayalıkların arkasında giderek siper aldık. Özhan kendi tüfeği ile bir süre ateş etti. Mermisi bitti. Teröristler etrafımızı sardı. Mevzileri el bombası atarak imha ediyorlardı. Teslim olun çağrısı yaptılar. Uzman çavuş evliydi. Ben nişanlıydım. İkimiz mevzideki uzman çavuşu korumak için çıkarak teslim olduk. "

P. Uzman Çavuş. Halis Çağlayan: "Ben birliğimde tim komutanı olarak görevliydim. Ayrıca, komutanımız termal kamera ile gözetleme yapma görevini de bana vermişti. Termal kamera pille çalıştığı için ara sıra dinlendiriyordum. Akşam üzeri karşı tepelerden el feri görüntüsü aldıklarını söylediler. Ben akşam birkaç kez termal kamera ile gözetleme yaptım. Ancak görüntü alamadım. Hatta termal kamerayı dinlendirdiğim aralarda İrfan Beyaz'daki gece görüş dürbününü alarak da gözetleme yaptım. Ara sıra komutanımıza da rapor verdim. Dinleme yapan arkadaşlar o saatlerde yoğun konuşmalar tespit etmişler. Bu konuşmaları değerlendirmeye çalıştık. Hatta ben komutanımıza da buralarda bir hareketlilik olabilir diye fikrimi söyledim. Saat 24 sıralarında Selçuk uzmanın dinlenme olarak kullandığı çadırlar bölgesine uğramıştım. Tekrar gözetleme yerine gitmek için çıktığım sırada hemen döneceğimi düşünerek silahımı yanıma almamıştım. Bir anda etraftan silahlarla ateş edilmeye başlandı. Silahımı almaya gitmek istedim. Çok yoğun ateş vardı. 81'lik havan mevzisinin orada sahipsiz bir silah ve hücum yeleği gördüm. Bu silah ve hücum yeleğini alarak mevzi aldım. Bu sırada askerler düzensiz ve birbirlerine yakın mevzi almışlardı. Onları da yönlendirdim ve yakın durmayın dedim. Yoğun ateş altında olan mevzilere girmemelerini söyledim. Bir süre elimdeki silah ile ateş gelen kısımlara karşılık verdim ve şarjörümdeki mermi bittiğinde hücum yeleğindeki son şarjörü taktım. Bu sırada teröristler çok yaklaşmışlardı. Sesleri duyuluyordu. Yoğun ateş baskısı vardı. İçlerinden birisi çok düzgün Türkçe ile bizim askerlere teslim olun çağrısı yapıyordu. Ben bu kişiyi gördüm. Nişan alarak ateş etmek istedim. Ancak silah tutukluk yaptı. Tutukluluğunu gidermeye çalıştım ve şarjörü takarak tekrar ateş etmek istedim. Bu ara Ramazan Yüce'nin Kürtçe bildiği için teröristlere Kütçe bir şeyler söylediğini duydum sanırım. Onlar da teslim olmuştu. Bana iyice yaklaşan teröristlere silahım tutukluk yaptığı için ateş edemedim. Bu sırada biri bana silahını doğrulttu ve teslim ol dedi. Ben silahımı almasınlar diye kayalara doğru karanlığa bıraktım. Beni yukarı götürdüler ve termal kameranın yerini sordular. Arızalı olduğunu ve çalışmadığını söyledim. Daha sonra bizi götürdüler. Teröristlerden de yaralananlar vardı. Çatışma esnasında özellikle ben ve birkaç asker teröristlere karşı yoğun tarama ateşi açmıştık. Bu tarama ateşini kimin yaptığını sordular. Ben kendim yaptığımı söylemedim. Diğerleri de söylemediler. Ben görevimi yaptığıma inanıyorum. "

P. Er. Ramazan Yüce: "Ben birliğimde havan nişancısı olarak görevliydim. Ancak ben Kürtçe bildiğim için komutanımız beni dinleme kestirme cihazının başında görevlendirmişti. Gündüz ben, gece Fuat duruyordu. Çatışma günü akşam üzeri ben bazı şifreli konuşmalar kaydettim. Bunları Türkçeye çevirerek komutanımıza bildirdim. Daha sonra görevi teslim ettim. İstirahata çekildim. Saat 24 sıralarında çatışma başlayınca ben de silahımı alarak kestirme cihazın olduğu mevzi bölgesine gittim. O bölgede çok yoğun el bombası ve silah atışı vardı. Fuat arkadaşım ve Halil uzman çavuş o mevzideydiler. Ben de o kayaların arkasında siper aldım ve bir şarjör süresince ateş ettim. İkinci şarjörü taktığımda silahım tutukluk yaptı. Teröristlerin eline geçmesin diye kayaların arkasına saklandım. Şehit olan Mustafa Uzman Çavuş beni 81'lik havan mevzisine çağırdı. 3 sefer Mustafa uzman ile havan atışı yaptık. Bu arada yakınımdaki mevzilere sızma oldu ve yoğun olarak mevzilere el bombası gelmeye başladı. Herkes dağılmıştı. Halis Uzman ve Özhan arkadaşım teröristlere doğru yoğun tarama ateşi yapmaya başladılar. Mustafa uzman da birisinin silahını alarak teröristlere ateş etmişti. Benim bulunduğum yere düşen bir el bombası ile ben elimden ve başımdan yaralandım. Bize iyice yaklaşan bir bayan terörist beni vurdular, beni bu tarafa götürün diye Kürtçe bağırıyordu. İçlerinden bize Türkçe olarak teslim olun diye bağıranlar vardı. Ben yaralandığım için ve karşılık verecek silahım olmadığı için teröristlere Kürtçe olarak teslim oluyorum diye cevap verdim. Beni yanlarına aldılar. Kod adını sonradan öğrendiğim Cemşit Kod adlı Türkçe konuşan terörist beni silahla tehdit ederek diğer askerlere söyle teslim olsunlar dedi. Ben de bunun üzerine tepelere doğru teslim olun diye iki üç kez söyledim. Zaten o tepelerde bizim askerlerden kimse kalmamıştı ve teröristlerin eline geçmişti.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious