Tüzmen: "Türk firmaları amok koşucuları gibi"

Tüzmen:
  • Giriş : 24.02.2008 / 14:03:00

Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, bu dönem, Türk firmalarının amok koşucuları gibi ölümüne ihracat yaptıklarını söyledi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Tüzmen, Hilton Otel'de düzenlenen ''TİM Genişletilmiş Sektörel Başkanlar Kurulu Toplantısı''nda yaptığı konuşmada, toplantının amacının, önümüzdeki dönemde ihracatçıların rekabet gücüne tesir edebilecek unsurlar çerçevesinde mevcut ve potansiyel sorunlara çözüm aramak, tedbirler kararlaştırmak ve uygulama alanı yaratmak olduğunu belirtti.

İleri ki dönemde küresel ekonomide bazı dalgalanmaların yaşanabileceğinin artık açıklık kazandığını ifade eden Tüzmen, ABD ekonomisinde yaşanan gelişmelerin gelip geçici nitelikte olmadığını, bu ülkedeki üretim, tüketim, tasarruf ve yatırım dengelerinin sağlıksız olduğunu, kamu maliyesinin açmazlarla karşı karşıya bulunduğunu kaydetti.

Tüzmen, ABD'nin yapısal sorunlarla boğuştuğunu, ekonomisinin küresel sistem içindeki konumunun, bu sorunları uluslararası alana yaydığını, geçen haftalardaki tanık olunan gelişmelerin bunu açık şekilde yansıttığını bildirdi.

Türkiye'nin reel ekonomisinin ihracat sayesinde geliştiğini, istihdam açısından ihracatın ulusal sigorta niteliğinde olduğunu, ihracatı etkileyen en önemli faktörün ise ithalat talebi olduğunu vurgulayan Tüzmen, ileri ki günlerde ABD ekonomisindeki mevcut yapısal sorunların değişik şekillerde Türkiye'nin pazarlarını etkileyeceğini söyledi.

Tüzmen, bu çerçevede, uluslararası rekabetin önümüzdeki günlerde daha da çetin hale geleceğine dikkati çekti.

Türkiye'nin dünya mal ticaretinden yüzde 1,2 oranında pay aldığını, dış ticaretin gayri safi yurtiçi hasıla içindeki oranının yüzde 58'lere ulaştığını, son 5 yılda olağanüstü bir ihracat performansının ortaya konulduğunu anlatan Tüzmen, sadece 2007'de ihracatın yüzde 25'in üzerinde artış göstererek 107,1 milyar dolara ulaştığını, 17 bin kalemi aşkın ürünü, 200'den fazla ülke ve bölgeye ihraç ettiklerini belirtti.

Türkiye'nin dünyanın 22. büyük ihracatçı ülkesi olduğunu vurgulayan Tüzmen, ''Bizler artık sadece uluslararası rekabete uyum sağlayan değil, bu rekabeti biçimlendiren bir ülkeyiz. Eğer Türkiye ilk defa tarihinde bu denli istikrarlı ve kuvvetli bir ihracat artışı tecrübe etmişse, bu bir vizyonla hareket ettiğimiz içindir. Bu vizyona uygun proaktif politikalar geliştirdiğimiz ve uyguladığımız içindir'' dedi.

-''SANAYİ SEKTÖRÜ DAHA GÜÇLÜ BİR BÜNYEYE KAVUŞTU''-

Tüzmen, sanayi sektörünün daha güçlü bir bünyeye kavuştuğunu, Uzakdoğu kaynaklı fiyat eksenli rekabeti ürün sofistikasyonu, özgün tasarım gücü ve ileri pazarlama stratejileriyle aştıklarını, pazar çeşitlemesi ve katma değeri yüksek, bilgi yoğun ürünlerin daha fazla ağırlık kazanmasının, keskinleşen küresel rekabet ortamında başarıyı beraberinde getirdiğini kaydetti.

Değişen koşullara bilinçli uyum sağladıklarını, bunun da ötesinde endüstriyel dönüşüm sürecini yönlendirdiklerini, küresel rekabet olgusu ışığında inisiyatifi ellerinde tuttuklarını anlatan Tüzmen, 2007 - 2009 İhracat Stratejik Plan, Turquality Projesi, Kümelenme Projesi gibi enstrümanlarla inovasyon ekonomisine geçişi desteklediklerini söyledi.

2006'da ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 61'ler seviyesinde olduğunu, 2007'de ise bu oranın yüzde 63'e ulaştığını anlatan Tüzmen, ''Yani baktığımız zaman ihracat, 2007 yılında, 2006'ya göre, fiyat endeksinde yüzde 13,1, miktar endeksinde yüzde 10,7 arttı... Yani biz daha yüksek fiyata mal satmaya başladık. Bu önemli bir gelişme'' diye konuştu.

''Türk Lirasının yabancı para birimleri karşısında aşırı değerli olmasına rağmen bu başarı öyküsünü yazabildik'' diyen Tüzmen, YTL'nin 2000 yılı endeks alındığı zaman yaklaşık yüzde 60 daha değerli olduğunu ifade etti.

-''ÖLÜMÜNE İHRACAT''-

Türk firmalarını ''Amok Koşucuları''na benzeten Tüzmen, şöyle konuştu:

''İhracattan, dış ticaretten sorumlu bir bakan olarak söylüyorum, bu dönem, amok koşucuları gibi Türk ihracatçısı ölümüne ihracat yapıyor. Neden? Pazar kaybettiğiniz zaman bu pazarı tekrar almanız mümkün değil. Dolayısıyla bu pazarlarda devamlılığımızı sağlayacak. Bu yüzden, kar marjının hızla erimesine rağmen pazar kazanımlarına ağırlık veriyorlar.''

Tüzmen, 2008 için hedefledikleri ihracat rakamının 125 milyar dolar, 2012 yılı için ise 200 milyar dolar olduğunu kaydetti.

İhracatçıları, Türkiye'nin milli takımı olarak adlandırdığını ifade eden Tüzmen, şöyle devam etti:

''İhracatçılar Türkiye'nin milli takımıdır. Onların şampiyonluklarının yarınlar için son derece önemli olduğunu düşünüyorum. Onlar gol attıkça, maç kazandıkça Türkiye ekonomisi güçlenecektir. Onların rahat oynaması, sahada problemlerle karşılaşmaması için elimizden geleni yapmalıyız. Onlar için maça çıkamayız ama teknik desteği koşulsuz sağlamalıyız.''

Tüzmen, son olarak sürdürülebilir kalkınmanın sürdürülebilir ihracata dayandığını ifade ederek, ''Küresel pazarda yoksanız, hiç bir yerde var olamazsınız. 2023 yılı için bir vizyonumuz var. 1 trilyon dolar dış ticaret ve 500 milyar dolar ihracat. Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümünde özlediğimiz Türkiye'yi görmek istiyorsak, müreffeh, çağdaş, güçlü bir Türkiye istiyorsak bu hedefi gerçekleştirmeliyiz'' diye konuştu.

-TİM BAŞKANI SATICI-

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Oğuz Satıcı da kamuoyuna yansıyan olumlu rakamlara rağmen, üreticilerin, ihracatçıların ve reel sektörün hayatlarından pek memnun olmadığını söyledi.

Bu durumun dünyada, dolayısıyla Türkiye'de yaşanan değişimden ve gelişimden kaynaklandığını ifade eden Satıcı, ''Eskinin doğmatik kalıpları yerini yeni dünyanın değişime dayalı sistemlerine, süreçlerine bırakıyor'' dedi.

Satıcı, artık yalnızca üretmenin yeterli olmadığını, üretime değer katabilmenin zor olduğunu kaydetti.

Türkiye'de üretim yapmakta zorlandıklarını, en pahalı enerji maliyetleri, en pahalı üretim maliyetleriyle, ''en yüksek reel faiz kamçısı altında'' üretmeye çalıştıklarını belirten Satıcı, bugüne kadar karlarından fedakarlık ettiklerini ama ülke zenginliklerini ülkeye döviz kazandırmak adına yurt dışına değerlerinin altında çıkardıklarını söyledi.

Tüm mücadelelerine rağmen ''fakirleştiren bir ihracata doğru sürüklendiklerini'' savunan Satıcı, şunları kaydetti:

''Bu toplantının gerçek sebebi, fakirleştiren ihracattan zenginleştiren ihracata geçmek. Artık biz de yavaş yavaş kitlesel üretimden, bireyin yaratıcılığı ve bilgisiyle üretim yapan, küçük kadrolu şirketlere dönüşmek mecburiyetindeyiz. Küçük ama etkin, çabuk karar alabilen, bilgiye hemen ulaşabilen ve son derece innovatif şirket yapıları oluşturmaktan başka çaremiz yok.''

Türkiye'de yıllardır hep aynı konulardan bahsedildiğine dikkati çeken Satıcı, ''Dönem dönem siyasi bir takım konular Türkiye'nin gündemine zorla giriyor, sanki gizli bir el tarafından zorla getiriliyor. Halbuki bizim gündemimiz ekonomi olmalı, büyüme olmalı, ihracat olmalı, istihdam olmalı'' dedi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious