'Ülkem yanarsa ben de yanarım'

  • Giriş : 10.08.2006 / 00:00:00

78 yaşındaki ünlü Lübnanlı yazar Nazik Yared, yaşına aldırmadan barış gösterilerine katılıyor.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


"Hasta bir çocuğunuz olunca, ona her zamankinden çok bağlanırsınız ya..." dedikten sonra, Lübnanlı edebiyatçı Nazik Yared sözlerine ara veriyor. Ela gözleri doluyor ama belli belirsiz gülümsüyor: "İşte şimdi ben de ülkem için böyle hissediyorum, o yüzden de hiçbir yere gitmeyeceğim. Lübnan yanarsa, ben de yanacağım. Lübnan yaşarsa ben de yaşayacağım."
Yared'in daha kapısında, bir aydının evine gelindiği asılı posterden belli. Suriye'nin Lübnan'daki varlığına karşı çıkan ve suikast sonucu öldürülen gazeteci Samir Kassir'in posteri var. Kendisini Arap milliyetçisi Hıristiyan olarak tanımlayan, romanlarında da bu konuyu işleyen, Arap düşüncesi ve edebiyatı üzerine yazdığı 10 incelemenin yanı sıra üçü çocuklar için 11 romanı bulunan Yared, Lübnan'ın yaşadığı bütün savaşlara tanıklık etmiş: "O zaman da yıkım vardı ama bu en ağırı. O zaman, yıkılsa da yeniden yapabiliyorduk. Şimdi durum felaket. Ülkenin üçte biri yıkıldı. O savaşta durmadan yazdım, bu bir direnme yöntemiydi."

'15 yıl savaşları'

Yared, Lübnan iç savaşından '15 yıl savaşları' olarak söz ediyor. Kastettiği, 1975'te başlayıp, 1990'da biten, binlerce insanın hayatına mal olan savaş. Eşinin yaralandığı, çocuklarını sığınakta doğurduğu savaş. Ama ısrarla 'iç savaş' demiyor: "Çünkü o savaş, başkalarının, başkaları
için ülkemizde çıkardığı savaştı. Bölge ülkeleri savaşan gruplara para ve silah vererek, aralarında savaştılar aslında. Tıpkı şimdiki gibi. Amerika adına İsrail, İran adına Hizbullah savaşıyor. Üstelik Amerika bu savaşın devamını istiyor. Afganistan'a, Irak'a insan hakları adına müdahale ettiklerini söylüyorlar. Bu ülkede üçte biri çocuk 1000'den fazla insan öldü, onlar da mı Hizbullah? Bu iğrençliği kim açıklayabilir, onların insan hakları söylemlerine kim inanabilir?"
Yared, Lübnan'ın milli içeceklerinden soğuk kuşburnu şerbeti ikram ediyor. Yanında dar ağızlı gümüş jarraya doldurulmuş kurabiye. "Bu kurabiyeleri, mültecilere yardım için çocuklar yapıyor" diyor gururla. "Bu savaşta tek umut verici olan sivil toplumun çabaları. Herkes bir şeyler yapmaya çalışıyor. Yiyecek, giysi toplanıyor, mülteciler için mutfaklar kuruluyor. Bütün Arap ülkeleri içinde sivil toplumu bu kadar güçlü olan yalnızca biziz." Yared, 78 yaşında olmasına rağmen, gösterilere gittiğini ve savaş hakkındaki fikirlerini yazmaya devam ettiğini söylüyor. "Tanrı'ya şükür fikir özgürlüğümüz var. Özellikle Suriye gittikten sonra."

'Araplığımla gururluyum'

Yared, romanlarında, azınlık mensubu olduğu, zaman zaman dışlandığı bir topluma ille de kendisini ait hissetme temasını işliyor. "Ben Hıristiyanım. Ama daha önemlisi Arabım ve gurur duyuyorum. Doğru Hırıstiyan olarak azınlığım. Bazıları, bizi Arap saymaz, ama Araplık dinden önce de vardı." Onun hayali yolsuzluktan arındırılmış, fikir özgürlüğü olan, laik Lübnan. Şu ana dek kerhen sağlanmış gözüken milli birliğin devamı konusunda ise şöyle diyor: "Bakın Suriye'yi atıncaya kadar mücadele verdik. Geri gelmek istiyorlar. Bazı siyasiler ve güçler de yine birbirimizle düşmemiz için yatırım yapıyor. Bu ülkede dinler arasında çatışma isteyenler var. Ama bu kez olmayacak. Sizce çok mu iyimserim?"
Çok mu iyimserim?

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious