'Ülkeyi geri götürdüysek cezamızı verin'

  • Giriş : 18.02.2006 / 00:00:00

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Üç yıl önce iktidardakileri siyasi mevta haline nasıl getirdiyseniz, biz de verdiğimiz sözleri yerine getirme konusunda yetersiz kaldıysak bizi de siyasi mevta haline getirirsiniz." dedi.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Hafızaların tazelenmesini isteyen Erdoğan, "Bugün asgari ücretle mutfağa daha fazla şey alabiliyorsanız, bunu en iyi siz bilirsiniz. iki yıl sonra sandık önünüze gelecek. Geri gittiysek cezamızı verirsiniz, ileri gittiysek de vefanızı gösterin" diye konuştu.

Açılışlara ve AK Parti ilçe kongrelerine katılmak üzere 2 günlüğüne Bursa'ya gelen Başbakan Erdoğan, ziyaretinin ilk gününde Orhangazi ilçesindeki parti kongresine katıldı. Erdoğan kongrede, AK Parti iktidarının 5 yılda gerçekleştirmeyi hedeflediği 5 bin dolarlık milli geliri, 3 yılda yakaladığını söyledi. Erdoğan, "Göreve geldiğimizde mili gelir 2 bin 500 dolardı. Şimdi 5 bin dolar. Hedef neydi 5 yılda, 5 bin dolardı. Şimdi 2 yılımız daha var. Seçimlerden sonraki 5 yılda da bunu 10 bin dolara çıkarmak. Bu olur mu, olur tabi. Başkaları yapıyor oluyor da, biz niye yapmayalım. Herkes başarıyor da biz niye başarmayalım. Geçmişte, buradan Hint Yarım Adasına donanma göndermişsin. Neden olmasın? Bunu hazmedemeyen kendisine güvenemeyen yok mu? Var. Kendi korkaklıklarını, ürkekliklerini bu iktidara maletmek isteyenler yok mu? Var. Bu iktidar Allah'dan başka kimseden korkmaz, bunu bilmeleri lazım. Biz göreve gelmeden önce, toplam milli gelirimiz 180 milyar dolar civarındaydı. Bugün milli gelir 350 milyar doları aştı. Nereden nereye. Halep oradaysa, arşın burada. Hesap bu kadar açık. Bunu inkar etmeniz mümkün mü? Bu ülke yerinde saymıyor. 180 milyar dolar geliri vardı. Şimdi, 350 milyar dolar. Biz göreve gelmeden önce milli gelirin borç stokuna oranı yüzde 91.7 idi. Şimdi düşerek yüzde 57.8 oldu. Mastricht kriterlerinde bu oran yüzde 53. Yüzde 52'yi yakaladığınızda bunu yakaladınız demektir. Japonya Başbakanı Kurban Bayramında Türkiye'ye geldi. Birlikte akşam yemeği yedik. O bana, Japonya AB'ye iki sebepden giremez dedi. Neymiş biliyor musunuz? Birincisi Japonya da hala idam cezası var. İkincisi de, Japonya'nın milli gelire oranı yüzde 130'Muş. Yani Japonya'nın borcu 5 trilyon dolarmış. Türkiye'nin toplam borcu 220 milyar dolar. Bizim artan milli gelirimiz var. Zenginleşen Türkiye var. Dünyanın 17. büyük ekonomisi olan Türkiye var. Bunu göremiyorlar. Hedefimiz en az 10 numarayı yakalamak." diye konuştu.


"BEN SİZİ HAYAL ALEMİNDE DEĞİL TÜRKİYE GERÇEKLERİNİ ANLATIYORUM"


Vatandaşlara, "3 yıl önce iktidardakileri nasıl siyasi mevta haline nasıl getirdiyseniz, bizi de verdiğimiz sözleri yerine getirme konusunda yetersiz kaldıysak gerekirse siyasi mevta haline getirirsiniz." diyen Başbakan Erdoğan, "Hafızalarınızı tazeleyin. Bugün asgari ücretle mutfağa daha fazla şey alabiliyorsanız, bunu en iyi siz bilirsiniz. 2 yıl sonra sandık önünüze gelecek. Geri gittiysek cezamızı verirsiniz, ileri gittiysek de vefanızı gösterin. Gelin sizinle birlikte mutfak hesabı yapalım. Hem de asgari ücret üzerinden. 3 yılda ne değişmiş diye. 2002 sonu itibari ile asgari ücretle 187 kilo ekmek alınabiliyorken, 2006'da şu an 320 kilo ekmek alınabiliyor. Bu, yüzde 71 artış demek. Makarnaya bakalım. Yine asgari ücret üzerinden baktığımızda; 2002 yılında 172 kilo makarna alınabiliyorken bugün 337 kilo makarna alınıyor, artış yüzde 96. Halep ordaysa, artış mutfakta. Bitmedi. Tavuk etinde ise; asgari ücretle 69 kilo tavuk eti alınırken, 2005 yılı sonu itibari ile 132 kilogram, 2006 yılında ise şu anda 144 kilogram tavuk alınıyor. Bu yüzde 109 artış demek.Yumurta da ise; asgari ücrette 2002 yılında 1445 yumurta alınırken şimdi bu rakam 3459 yumurta. Artış yüzde 139. Hesabı mutfaktan yapıyoruz ya toz şekerdeyse; 2002 sonu itibaiyle 126 kilogram şeker alınırken şu anda 185 kilo şeker alınabiliyor asgari ücretle. Artış yüzde 46. Rizeliyim ya çay memleketi. Asgari ücretle 2002 yılında 29 kilo çay alınırken şimdi 47 kilo çay alınıyor. Artış yüzde 61. Bunları görmeyen inkarcılar Halep oradaysa mutfak burada. Zaman zaman marketlere giderim. DİE'de, Türkiye'deki bütün ürünlerin fiyatları vardır. Buradaki hesaplarla da baktığımızda da hep uyuyor. Türkiyenin gerçekleri bunlar. Ben sizi hayal aleminde değil, gördüğünüz gibi Türkiyenin gerçekleri ile başbaşa bıraktım" diye konuştu.

Derslik ihtiyacını karşılamak için bina kiralama yoluna gideceklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti: "Eğitimde hızlı adımlar atıyoruz. Aramızda müteahhit arkadaşım varsa. Orhangazi de herhangi bir ihtiyaç olan yere kalkar bize okul yapar dayar döşer. Milli Eğitim Bakanlığı olarak o okulu kiralarız. Yer vereceğiz, proje verceğiz, o yapacak. Biz yatırım yapmayız kiracı oluruz. 20 yıllığına 10 yıllığına anlaşırız. Mesele ne biliyor musunuz? İşe hız kazandırmak. Türkiye genelinde istiyoruz ki derslik açığımız kalmasın sınıflarda 60 - 70 kişi okumasın. Hatta iki değil tekli tedrisata geçelim. Yani yavrularımızı sabahın erken saatinde okula göndermeyelim. Gecenin geç saatinde ne oldu diye endişe içinde beklemeyelim. Talepler var bu yaygınlaşacak. Türkiye'nin dört bir tarafında dağılacak. Sağlık da ise, özel, devlet, vakıf imkanlarını tek çatı altında koordine ettik. SSK hastaneleri dolu iken, Sağlık Bakanlığı hastaneleri yüzde 60 kapasiteydi. Vatandaşımızın istediği hastaneden yararlanmasını sağladık. Problem yok mu? Var. Bir evden bir eve taşınırken dahi problem yaşanıyor. Bu sıkıntıları en alt düzeye indirmeye çalışıyoruz. Şimdi özel sektör imkanlarını kullanarak büyükşehirlerimizden başlamak üzere sağlık kampüsleri oluşturmaya çalışıyoruz. Bu konuda ulusal ya da uluslararası girişimcilerin imkanlarından yararlanacağız. Bir buçuk, 2 milyon metrekarelik alanlarda dev sağlık alanları oluşturacağız. Komisyonlarda bununla ilgili sıkıntılar çıkıyor. Bunları aşamazsak gelip size şikayet edeceğiz."

Erdoğan, ilköğretimde olduğu gibi lise de öğrencilere önümüzdeki yıldan itibaren ders kitaplarını ücretsiz vereceklerini de müjdeledi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious