Ülkücülerin 12 Eylül hesabı

  • Giriş : 31.08.2006 / 00:00:00

12 Eylül ihtilalinde yaşadıkları mağduriyeti hatırlayan ülkücüler 26 yıl sonra darbeyle hesaplaşmaya karar verdiler.

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Eski MHP Milletvekili Ali Güngör (Mersin) ve eski Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Başkanı Sadık Avundukluoğlu bu amaçla “Türk Kardeşlik Merkezi” adı altında bir oluşum kurdu. Merkez, 9 Eylül’de Ankara Büyük Anadolu Oteli’nde bir toplantı gerçekleştirecek. Ülkücüler, şimdiye kadar kamuoyu önünde tartışmadıkları 12 Eylül’ü burada masaya yatıracak. Alınan bilgilere göre, sol kesimin 78’liler gibi oluşumlar meydana getirerek darbe döneminde yaşadıklarını daha rahat dile getirmeleri, milliyetçileri de benzer bir adım için harekete geçirdi. Ankara’da yapılması planlanan etkinliğe imza atan Türk Kardeşlik Merkezi’nin genel başkanlığını Bahattin Ergezer üstlenirken, girişime Yusufiyeliler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği üyeleri gibi ihtilal sonrası cezaevine düşenler de destek verdi.

Yeni oluşumda Abdullah Çatlı’nın yakın arkadaşı Ömer Ay ve 12 Eylül öncesi ülkücü polislerin kapatılan derneği Pol-Bir’in Genel Sekreteri Bekir Baz gibi isimler de bulunuyor. Eski MHP milletvekili Ali Güngör Ankara’daki buluşmayı önümüzdeki yıllardaki daha büyük etkinliklerin habercisi olarak gördüklerini belirtiyor. Güngör, “Gelecek sene çok daha geniş kapsamlı bir faaliyet yapacağız.” diyor. Avundukluoğlu, toplantı için “Sağda bir ilk” nitelemesinde bulunarak, “Bugüne kadar 12 Eylül hakkında ya Kenan Evren ya Süleyman Demirel ya da 78’liler Vakfı gibi sosyalistler konuşurdu. Bundan sonra sağ camianın da söyleyecekleri olacaktır.” şeklinde konuşuyor. Toplantıda 12 Eylül darbesi öncesi ve sonrası tartışılacak. Buluşmaya 1980 sonrasında haklarında dava açılmış, cezaevlerinde tutuklu veya mahkûm olarak bulunmuş, onların avukatlığını üstlenmiş bütün ülkücüler davet edildi. TKM adına çeşitli isimlere de davet mesajı gönderiliyor. Mesajda 2. Dünya Savaşı sonrasında dünyanın yeniden şekillendiğine dikkat çekilerek, “1960’ların tek doğru dünya görüşü ve fikir sistemi olarak kabul gören sosyalist-Marksist-komünist düşünce biçiminin bir insanlık ayıbı olduğu anlaşıldı.” deniliyor. 12 Eylül’ün üzerinden 26 yıl geçtiği bu süreçte halk hariç solcusundan sağcısına kadar herkesin liberal olduğuna vurgu yapılan açıklamada şu ifadelere yer veriliyor:

“Bu dönüşüm süreci ve bunu başlatan 12 Eylül; bir kısım sosyalistler, Kenan Evren, Süleyman Demirel tarafından değerlendirildi. Ancak esas yapması gerekenler tarafından maalesef hiç değerlendirilmedi. 12 Eylül’ü öncesi ve sonrası ile objektif bir biçimde, ilmî ve düşünsel anlamda değerlendirmeden, içinde yaşadığımız problemleri anlamak, çözüm bulmak ve gelecek için sıhhatli çıkış yolu ortaya koyabilmek mümkün değildir kanaatindeyim.”

Ankara merkezli TKM, Yusufiyeliler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği gibi 12 Eylül darbesi sonrası cezaevine düşen ülkücülerin oluşumları tarafından da destekleniyor. TKM’nin şimdilik siyasi bir hedefi olmadığı kaydediliyor. 12 Eylül’ün değerlendirileceği ilk toplantının ardından senaryo ve roman yarışmaları açılarak sanat alanında 12 Eylül’ün muhasebesi yapılacak.

78’liler Vakfı son senelerde “Netekim Mitingi” adı altında 12 Eylül darbesi karşıtı eylem düzenliyordu. 2004 yılında ise Kenan Evren’in oturduğu Marmaris’te ‘Netekim Festivali’ düzenlemek istemiş; ancak kaymakamlık buna izin vermemişti. BBP de geçtiğimiz yıllarda ‘Netekim Festivali’ne alternatif etkinlik yapmış, ihtilalden sonra idam edilen 9 ülkücü için anma töreni düzenlemişti.

12 Eylül Darbesi’nde 650 bini aşkın kişi gözaltına alındı. Askerî mahkemelerde 230 bin insan yargılandı. Aralarında Alparslan Türkeş ve MHP yöneticilerinin bulunduğu 587 kişi hakkında idam istendi. 17 solcu ve 9 ülkücü idam edildi. Bazı ülkücüler hapishanelerde hayatını kaybederken, birçoğu yıllarca hapis yattı.

Savcı, darbecilerin yargılanmasını istemişti

Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu, 12 Eylül İhtilali’ni gerçekleştiren 7. Cumhurbaşkanı Kenan Evren’in de aralarında bulunduğu dönemin kuvvet ve birlik komutanlarının yargılanması için suç duyurusunda bulunmuştu. Savcı, suç duyurusunda, “İleride başka darbelerin olmasını önlemenin yolu, bu işe kalkışan kimselerin yargı önünde hesap vermesiyle kesilebilir.” demişti. Kayasu, bu girişiminin ardından görevden alındı. Hakkında ‘orduya hakaret’ etmek ve görevi kötüye kullanmak suçlarından dava açıldı. Yargıtay, ‘orduya hakaret’ suçu bulunmamakla birlikte savcının bu yolla ‘görevi kötüye kullandığına’ karar verdi. Kayasu, bir yıl hapis ve üç ay memuriyetten yasaklama ile cezalandırıldı. Bu mahkumiyet 988 milyon lira para cezasına çevrilip ertelendi.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious