Umudun adı 'tüp bebek'

  • Giriş : 17.11.2006 / 00:00:00

Bebek sahibi olmak için her yol mubah mı?

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


Çalışan kadının kendini ispatlama ve kariyer çabası, çiftlerin iş hayatlarına ve programlarına ara vermek istememeleri bebek planlarını ileriye atmalarına neden oluyor. Bu ertelemeler sonrasında çocuk sahibi olmak isteyenler ise farklı sorunlarla karşılaşabiliyor. İlerleyen yaşlarla birlikte yavaşlayan üreme sistemi, alınmaya başlanan kilolar, özellikle yoğun iş hayatının getirdiği stres ve düzensizlik, bebek sahibi olmak istenildiğinde karşılaşılan en büyük engeller arasında. Bu ve bazı genetik problemler nedeniyle Türkiye’de her yüz çiftten on beşinin çocuğu olmuyor. Bu sebeple yaklaşık 150 bin çift kısırlık tedavisi görürken, bu hastaların önemli bir kısmı tüp bebek merkezlerine başvurarak evlat sahibi olmayı umut ediyor. Ancak bu hastanelere büyük hayaller kurarak gelen çiftlerin umutları ruhsatsız ve ehliyetsiz merkezler nedeniyle yok oluyor. Bazı merkezler ise Avrupa ve Amerika’da deneme aşamasında olan deneysel yöntemleri ailelere vaat ederek çiftleri yanıltıyor. Üreme Endokrinolojisi, İnfertilite ve Yardımla Üreme Teknikleri Derneği (TSRM) Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, ailelerin merkez seçiminde çok dikkatli olması gerektiğini söylüyor. Ruhsatlı çalışan bazı merkezlerin de ticari kaygılarla başarı kriterlerini değiştirdiğine dikkat çeken Yaralı, “Maalesef birçok merkez başarı ölçütü olarak gebe kalmayı alıyor. Bu, çok yanıltıcı ve yanlış bir yöntem. Çünkü önemli olan gebelik değil bunun canlı doğumla sonuçlanabilmesidir.” diye konuşuyor.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş ise merkezlerde rekabet nedeniyle etik sorunlar yaşandığını bildiriyor. Türkiye’de her yıl 18 bin ile 20 bin arasında tüp bebek uygulaması yapıldığını aktaran Tıraş, beş yıl öncesine göre merkezlerin sayısının iki katına çıktığını anlatıyor.

Gittiğiniz tüp bebek merkezinin ruhsatı var mı? Gebelik oranları ne?

Sağlık Bakanlığı’nın 2005’in Şubat ayından itibaren çocuğu olmayan ailelere tüp bebek uygulamalarında yüzde yirmi oranında yardım etmesi merkezlere olan talebi artırdı. Ülkemizde halen 56’sı özel olmak üzere 80 tane tüp bebek merkezi hizmet veriyor. Bu merkezlerin dışında ruhsatsız çalışan hastanelerin sayısı da her geçen gün artıyor. Ailelerin bu konularda çok seçici ve dikkatli davranması gerektiğini ifade eden TSRM Başkanı Prof. Dr. Hakan Yaralı, ücretlerin kamu kurumlarında 2 bin 500 YTL, özel sağlık kurumlarında ise 3 bin 500 YTL’ye kadar çıktığını vurguluyor. Ailelerin, başvurdukları merkezlere Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat alıp almadıklarını sormalarının büyük önem taşıdığını kaydeden Yaralı, çiftlerin gebelik oranlarını muhakkak öğrenmeleri gerektiğini açıklıyor. Prof. Dr. Hakan Yaralı sözlerini şöyle sürdürüyor: “Tüp bebek merkezlerinde son dönemlerde büyük bir artış oldu. 2 yıl içinde sadece büyük şehirlerde değil Anadolu’nun birçok şehrinde yeni merkezler açıldı. Ancak merkez sayısının artması başarı oranlarını değil, ulaşılabilirliği artırdı. Aileler bir merkeze adımını atmadan önce bazı konularda bilgi sahibi olmalıdır. Merkeze mutlaka tüp bebek uygulamasına bağlı doğum oranını ve bu başarıyı elde etmek için kaç tane embriyo naklettiğini sorması gerekiyor.”

Çocuğu olmayan ailelere tek seçenek olarak tüp bebek yönteminin önerilmesini de eleştiren Yaralı, bireysel özelliklere göre tercih yapılması gerektiğini söylüyor. Geleneksel tedavi yöntemlerinin göz ardı edildiğini dile getiren Hakan Yaralı, “Özellikle 30 yaş altındaki çiftlere öncelikle başka alternatifler sunulmalı. Uzmanlar hastalığın derecesi, etkilenme şiddeti, kısırlık süresi gibi faktörleri göz önünde bulundurarak çifte tüp bebek önermelidir.” ifadelerini kullanıyor.

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları Ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş ise gebelik şansını artırmak için anne rahmine fazla sayıda embriyo transferi yapıldığını aktarıyor. Bu uygulamanın çoğul gebelikleri, erken doğumları artırdığını anlatan Tıraş, yöntem sonucunda bebeklerde sağırlık, körlük, zekâ geriliği gibi kalıcı sorunların ortaya çıkabildiğini bildiriyor. İnsan vücudunun tek bir gebeliğe elverişli olduğuna dikkat çeken Tıraş, ikiz gebeliklerin üzerindeki çoğul gebeliklerde belirgin sakatlık artışının olduğunu dile getiriyor. Tıraş, ayrıca ailelerin tüp bebek merkezlerinde embriyoların dondurulabildiğinden de emin olması gerektiğini açıklıyor. Tıraş, “Başarısız bir dondurma yöntemiyle gebelik elde edilemeyen bir program da, transfer ve çözme sonrasında arta kalan embriyolar ziyan oluyor. Bunda ailelerin ekstra şansı da kullanılmış oluyor.” diye konuşuyor.

Tüp bebekle ilgili merak edilen sorular

İnfertilite yani kısırlık nasıl ortaya çıkıyor?

Kısırlık, bir yıl süreyle korunmaksızın düzenli ilişkide bulunulmasına rağmen gebe kalınamaması durumu olarak tanımlanıyor. Sağlıklı bir çiftin bir ay boyunca düzenli ilişkide bulunması durumunda ise gebe kalabilme şansı yaklaşık yüzde 20-25’tir.

Kısırlık şüphesi ile başvuran çiftlere ilk etapta hangi tetkikler uygulanıyor?

Kısırlık problemi ile başvuran çiftlerde, sorunun nedenini bulmaya yönelik bazı tetkikler yapılması gerekebilir. Bunlardan ilki erkekte yapılan sperm analizi, kadında da rahim ve tüplerin geçirgenliğini değerlendirmek amacıyla rahim filmi (histerosalpingografi) çekimidir. Ayrıca yine kadının hormonal durumu ve yumurtalıklarının kapasitesini değerlendirmeye yönelik bazı testler, belli hasta gruplarında adet kanamasının üçüncü gününde yapılıyor.

Tüp bebek tedavisi ne kadar sürüyor?

Tüp bebek tedavisinin süresi, hekimin çift için uygun gördüğü protokole göre değişiklik gösteriyor. Genelde ilk ilaçların kullanılmaya başlanılmasından embriyo transferine kadar geçen süre 4-5 hafta arasında.

Tedavi sırasında tüp bebek merkezinde yatmak gerekiyor mu?

Hayır. Yalnızca yumurtalar toplandıktan sonra ve embriyo transferi yapıldıktan sonra 3-4 saat hastanede dinlenilmesi yeterli.

Yumurtalar toplanırken hasta, Ağrı duyuyor mu?

Yumurta toplama işlemi sanılanın aksine çoğu hasta için rahatlıkla yürütülen bir işlemdir. Ayrıca bu işlem sırasında sakinleştirici, Ağrı kesici ilaçlar yapılıyor ve bazen de işlem hasta uyutularak gerçekleştiriliyor.
Tüp bebek tedavisiyle doğan bebekler sağlıklı mıdır?

Tüp bebek tedavisiyle doğan bebekler yapısal, doğumsal ve genetik anormallikler açısından doğal yolla oluşan bebeklerden bir farklılık göstermez. Yalnızca baba adaylarındaki genetik problemler tüp bebekle oluşan erkek çocuklara geçebilir.

Tüp bebek gebeliklerinin düşükle sonuçlanma riski daha mı fazla?

Doğal yolla oluşan gebelikler ne kadar düşük riski taşıyorsa tüp bebek gebeliklerinde de risk aynıdır.

Yumurta ve sperm nakli doğru mu?

Kısır olan bazı çiftler, Türkiye’de yasak olduğu için yumurta ve sperm nakli yaptırmak amacıyla yurtdışına gidiyor. Bu işlem en çok Kıbrıs, İsrail, Yunanistan, İngiltere, ABD ve Belçika gibi ülkelerde yapılıyor. Türkiye’den yumurta ve sperm nakli için yılda 2 bin çiftin yurtdışına gittiği tahmin ediliyor. Bunlardan bir kısmı yumurta nakli, bir kısmı da sperm nakli yaptırıyor. Yumurta naklinde, başka bir kadından alınan yumurtalar, erkeğin spermiyle döllendirilerek alıcının rahmine yerleştiriliyor. Sperm naklinde ise başka bir erkeğin spermi kullanılıyor. Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliğine göre ise tüp bebek tedavisinde başkasının yumurta ve spermlerinin kullanılması yasak. Yöntem, evli çiftlere yalnızca kendi yumurta ve spermleriyle uygulanabiliyor.

Ahmed Şahin:
Uygulamada üçüncü bir şahsın araya girmesi doğru değil

Tüp bebeğin caiz olabilmesi için işlem, nikâhlı karı-kocanın ortaklığında olmalıdır. Araya yabancı bir kadın, yahut da kocanın girmediği bir tüp bebek yöntemi uygundur. Üçüncü şahsa ait bir alıntı olmamalıdır. Kadın yahut da kocadan birinin yerine yabancı bir kadın ya da yabancı bir erkek girmesi, yabancıya ait bir nesnenin alınarak nikâhlı karı-kocaya mal edilmesi haramdır.

İslâm Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman:
Sperm de, yumurta da rahim de karı-kocaya ait olmalı

Tüp bebek yapılabilmesi için çiftlerin nikâhlı olması şarttır. Bu yolla çocuk sahibi olabilmek için üç unsurun bir araya gelmesi gerekiyor. Bunlar sperm, yumurta ve rahimdir. Bunların her üçü de birbiriyle evli çifte ait olursa tüpte aşılama yoluyla çocuk sahibi olmakta şer’an bir sakınca yoktur. Bu, normal aşılanma yoluyla çocuk sahibi olamayan karı kocaya uygulanan bir tedavi mahiyetindedir. Karısının yumurtasını, tabii yerinde iken kocasının spermiyle aşılamakla, yumurtayı alıp tüpte aşılamak, sonra rahme yerleştirmek arasında bir fark yoktur; yeter ki bütün bu işlemler zarurete yani başka türlü çocuk sahibi olmanın mümkün bulunmadığı vakıasına dayanmış olsun! Tüp bebek uygulaması, yukarıdaki şekillerin dışına çıkıldığı ve araya yabancı unsur sokulduğu yani sperm, yumurta ve rahimden biri, karı koca dışında bir başka şahsa ait olduğu takdirde caiz değildir. Çünkü meşru bir çocuğun gerek sperm ve yumurta, gerekse rahim bakımından karı-kocaya ait olmasında İslam dini bakımından zaruret vardır.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tüp bebek görüşü:
Başka erkekten sperm alımı doğru değildir

Kadın veya erkekteki bir kusur sebebiyle, tabiî ilişkiyle gebeliğin gerçekleşmesi mümkün olmadığı takdirde; döllendirilecek yumurta ve sperm, her ikisinin de nikâhlı eşlere ait olması yani bunlardan herhangi birinin yabancıya ait olmaması; döllenmiş olan yumurtanın, başka bir kadının rahminde değil, kendi rahminde (yumurtanın sahibi olan eşin rahminde) gelişmesi; bu işlemin, gerek anne-babanın; gerek doğacak çocuğun maddî, ruhî ve aklî sağlığı üzerinde olumsuz bir etkisinin olmayacağının tıbben sabit olması şartıyla, normal yoldan gebe kalması ve anne olması mümkün olmayan evli hanımların, çeşitli tıbbi yollarla gebeliklerinin sağlanmasında, İslâmî hükümler açısından bir sakınca görülmemektedir. Başka kadının yumurtası veya kocası dışında yabancı bir erkekten alınan sperm ile bir kadının gebeliğinin sağlanmasının ise insanlık duygularını rencide etmesi ve zina unsurlarını taşıması sebebiyle caiz değildir.

Prof. Dr. Bülent Tıraş:
Tüp bebek merkezleri altı metot uyguluyor; ama bunların bilimsel geçerliliği yok

Prof. Dr. Bülent Tıraş, bazı tüp bebek merkezlerinin çiftlerin gebelik şansını artırmak için 6 deneysel tedavi metodu uyguladıklarını belirtiyor. Bu tedavi yöntemleri şunlar:

* Mıknatıs yöntemi
Bu yöntemde sperm seçiminde özel bir solüsyon kullanılıyor. Genetik olarak sağlıklı spermlerin seçildiği iddia ediliyor. Şimdiye kadar çok az hastaya uygulandığı için yeterli araştırma yok.

* Lazer destekli yuvalama
Embriyonun zona denilen dış kabuğunun bir bölümünün kesilerek daha rahat kabuğundan çıkması esasına dayanıyor. Bilimsel geçerliliği yok.

* Yapay rahim yöntemi (co-culture)
Endometrium (rahim zarı) dokusundan alınan hücrelerin, embriyoların gelişmesi ve tutunması için bazı özel maddeler salgıladığı iddiasına dayanıyor.

* İlaçsız tüp bebek
In Vitro Matürasyon (IVM) yöntemi deniyor. Polikistik over sorunu bulunan kadınlarda yumurtaların ilaç verilmeden toplanıp laboratuvarda geliştirilmesi esasına dayanıyor. Kanıtlanmış tedavilerin başarı oranı yüzde 60-70 olarak bildirilirken, en iyi merkezlerde bile yüzde 35 gebelik sağlayan IVM yöntemi, özellikle de çok az yumurtası olan kadınlarda mucize yöntem gibi sunuluyor.

* Embriyo glu
Embriyonun rahime tutunmasını kolaylaştırdığı öne sürülen bir madde. Embriyonun tutunmasını artırdığı yönünde bilimsel kanıt yok.

* HLA-G yöntemi
Embriyolar bulundukları ortama HLA-G adı verilen proteini salgılıyor. Eğer bu proteinin oranı yüksekse embriyonun tutunma oranı yüksek oluyor. Yöntem jinekologlar tarafından kabul görmüş değil

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious