Üniversite takımı olmak zor iş

Üniversite takımı olmak zor iş.60038
  • Giriş : 18.04.2008 / 08:26:00
  • Güncelleme : 18.04.2008 / 08:33:36

Beko Basketbol Ligi'ne tutunmaya çalışan bir okul takımı antrenörü...

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


YUSUF KÖRÜKMEZ-1954 Adana doğumlu olan Mete Babaoğlu, İlköğretim ve lise eğitimimi Konya’da tamamladıktan sonra 1974 yılında üniversiteyi kazanarak, Ankara’ da öğrenimine devam etti. Daha önce Tofaş, Oyak Renault, Tuborg, Pınar Karsiyaka ve Bandırma Banvit'ti çalıştırdı. Türk basketbolunun en eski antrenörlerinden bir olan Babaoğlu, uzun bir aranın ardından 2007’de Selçuk Üniversitesi ile anlaşarak tekrar Konya’ya döndü.

Selçuk Üniversitesi’nin başına geçmenizde Konya’ya olan yakınlığınızın bir etkisi var mıydı?

Haziran 2007’de bir Alman takımıyla görüşüyordum. Anlaşmamız kesindi ancak Konya’dan böyle bir teklif gelince beni etkiledi. Bir de şu var; Türkiye Basketbol Ligi Avrupa’daki en iyi liglerden biri. Böyle bir sıralama yaparsanız Alman Ligi bu sıralama içerisinde yer almıyor. Dolayısıyla Türkiye Ligi’nde çalışmak her zaman için bir teknik direktörün hedefidir. Selçuk Üniversitesi’ni tercih etmemde bu bir etkendi. Konyalı olmam ve Konya’da kıramayacağım dostların araya girmesi Selçuk Üniversitesi’ni tercih etmemde etkili oldu. Buraya geldiğim için hayatımdan memnunum, doğru bir karar vermişim ve iyi ki gelmişim diyorum.

Takımımız lige biraz zayıf başladı. Geldiğim dönemde sevgili rektörümüzün seçiminin olması ve yöneticilerin daha çok o işe kanalize olmaları bunda bir etkendi. Dolayısıyla sezon başı biraz bizimle az ilgilenilmek durumunda kalındı. Bu yüzden takıma tecrübeli isimler transfer edemedik. Rektörümüz seçildi, her şey yoluna girdi derken transfer dönemi kapandı. Bunları göz önünde bulundurduğumuzda da eldeki mevcut kadroya rağmen gelebileceğimiz en iyi noktadayız diye düşünüyorum. Böyle giderse önümüzdeki yıllarda daha iyi olacağını ve daha iyi yerlere gelebileceğimizi düşünüyorum ya da öyle hayal ediyorum.



Baktığımız zaman şuan da Selçuk Üniversitesi Basketbol takımı ligde kritik bir noktada bulunuyor. Sizin ve oyucularınızın ligde kalma inancı nedir? Selçuk Üniversitesi bu sene ligde kalmayı başarabilecek mi?

Size şunu söyleyeyim, sezon başında bu kadroyla lige başladığımızda kadronun yeterli olamayacağını bütün Basketbol otoriterleri belirtti fakat kimsenin bilmediği bir şey var. Selçuk Üniversitesi’nin kendi içerisinde bir dinamiği var ve bu dinamiğin içerisinde bulunan insanlar, bunu çok iyi bilir. Dikkat ederseniz biz 9 galibiyetin 7’sini sahamızda aldık. Bizim burada hakikaten çok iyi bir seyirci grubumuz var ve çok iyi bir atmosfer yakalamış durumdayız. Bu aslında Selçuk Üniversitesi’nin kendi içerisinde yarattığı bir Basketbol dinamiğidir. Bu dinamiği tabi kimse bilmediği için düşme konusundaki söylemlere hiç kulak asmadık. Lige çok iyi bir başlangıç yaptık ancak kritik dönemlerde kritik oyuncularımızın sakatlanması bizim için büyük bir talihsizlikti. Zaten elimizde kısıtlı olan bir kadromuz var ve bunun üzerine çok kritik aynı pozisyondan 2 oyuncumuz sakatlandı. Kamerunlu Gaston Essengue ve Umut, kupa maçlarında sakatlandı ve 2’si de aynı pozisyonun oyuncusuydu. Umut, 5 hafta sonra geldi fakat Gaston Essengue gelemedi. Gelemeyince de farklı arayışlara girdik. Dolayısıyla sezon başı düşündüğümüz takımın ana yapısı zaman içerisinde farklı bir yöne gitti. Biraz sıkıntı çektik fakat yine toparlandık tekrar bir çıkışa geçtik. 5 galibiyet aldığımız oldu ve devre sonuna doğru da 8’inci sıradaydık zaten fakat hep ters giden bir şeyler vardı; çünkü takımımızın güç dengeleri belliydi ve bir de diğer takımlar daha fazla yatırım yaptılar daha fazla oyuncu transferi yaptılar ve daha fazla bütçe ayırdılar. Biz bu anlamda hepsinden geri kaldık ama oyun olarak, Basketbol olarak ve skor olarak birçok takımın önünde yer aldık. Her şeye rağmen bizim hiç düşme gibi bir korkumuz olmadı, şimdiye kadar. Bütçeleri iyi olan takımların, yani Galatasaray gibi Telekom gibi Fenerbahçe gibi takımların ekstra malubiyet almaları özellikle bizim çevremizdeki alttaki gruptan bazı takımlara kritik maçları kaybetmeleri bizim için stresli bir ortam yarattı, tabiî ki. Şimdi baktığınız zaman bir galibiyet gerimizdeki Alpella, Galatasaray ve Fenerbahçe’yi yenerek zorlu iki galibiyeti elde etmesine rağmen düşmüş vaziyette, şu an. Yanı büyük bütçeli takımların Avrupa kupalarından da kaynaklanan yorgunlukla beraber maç kaybetmeleri açıkça bizi zor duruma düşürdü. Biz kendi çevremizdeki kazanmamız gereken maçları kazandık. Kendi grubumuzdan bir tek Beykoz’u ve Darüşşafaka’yı hem içerde hem de dışarıda yenemedik. Onun dışında herkesi ya içerde ya dışarıda yendik. Dolayısıyla 3 haftalık bir süreç kaldı, önümüzde. Bu 3 haftada rakiplerimiz kritik maçlarını kazanamazsa, zaten otomatik olarak kümede kalırız. Sahamızda oynayacağımız Kepez maçımız var. Bunu kazanmamız durumunda büyük olasılıkla kümede kalacağımızı düşünüyorum. Bu sıkıntıyı biz çekmezdik fakat büyük takımların açıkçası küçük takımlara yenilmesi bir dengesizlik meydana getirdi. Bütün problem buradan kaynaklandı.



Takımın öncelikli hedefi ligde kalabilmek ama uzun süreli planınız nedir?

Hedefimi geldiğim gün söyledim. Konya’da alt yapıdan oyuncu yetişmesi için dar bir alan var. Bir genç takımı 4 maç yapıyor gidip elenip geliyor. Bu ortamda oyuncu yetişmez. Ben de yöneticilerle konuştum, bir genç jenerasyon kuralım ve genç takımı da oraya alalım dedim. Bu şekilde Bölgesel lig’de deplasmanda oymaya başlasınlar ve yılsonunda o takımı Bölgesel lig’den 2’inci lige taşımaya çalışalım. Bunları başarabilirsek Konya’dan oyuncu yetişir. Bölgesel ligde bir takım kurduk, Genç Selçuk Üniversiteliler diye. Bu ayrı bir kulüp ve bu sene çok başarılı maçlar oynadı, iyi de deplasman sonuçları elde etti. İçerde dışarıda yaklaşık 15–20 maç yaptı. Benim gözüme çarpan bir tane çok iyi oyuncumuz var, şu anda. Belki yaz çalışmalarında bu fırsatı iyi değerlendirerek aradan sıyrılmayı başaran oyuncularımız olursa da kadroya bir kişi daha monte edebiliriz. Benim ilk seneki hedefim oradan en az bir oyuncuyu A takıma almak. Ondan sonraki yıllar içerisinde biz oluruz, olmayız başka profesyoneller gelir ama kulüp yönetiminin artık o silsileye dikkat etmesi lazım. Genç takımın A takımına oyuncu yetiştiren bir takım olması lazım. İlk sene biz bunu elimizden geldiğince uygulamaya çalıştık ve başarılı da olduğumuza inanıyorum. Önümüzdeki senelerde bu takıma bir şeyler katarak devam edilmesi lazım ki oradan gelecek oyuncular A takımı desteklesin. Selçuk Üniversitesi neticede bazı sponsorları bünyesine katıyor fakat her ne şekilde olursa olsun alt yapısı sağlam olmayan bir kulübün üst yapısı da belli bir zaman sonra çöker. Geçmişte bunun örnekleri yaşandı, mesela. Kombassan bu duruma güzel bir örnek. Onun için alt yapıya uzun vadeli bakılması lazım. Biz onun için ilk etapta bir oyuncu alacağız o takımdan ve daha sonrasında da artan bir şekilde her yıl ihtiyaç olduğu müddetçe sayıyı artırmayı düşünüyoruz. Zaten bu sistemi oturttuğumuzda belli bir süreden sonra Selçuk Üniversitesi takımının sponsoru kim olursa olsun 7 tane oyuncusunun alt yapıdan gelmesi lazım, ayakta durabilmesi için.



Yabancı oyuncularda sürekli bir değişim olduğu görülüyor. Üniversite takımı için bu oyuncuların elde tutulması bir sıkıntı mı?

Bunu arz talep meselesi olarak görebiliriz. Selçuk Üniversitesi bundan önceki yıllarında kendi bünyesine kattığı Yunus gibi değerli oyuncuları ellerinde tutabilmiş olsaydı o zamanda kadronun ağırlığı Türk basketbolcular üzerine kurulmuş olacaktı. Dolayısıyla yabancıların gelen oyuncuları takviye etme özelliği olması lazımdı. Yabancı oyuncu durumu her takımda aynıdır ve sürekli bir değişim gözlenmektedir. Yani yabancı oyuncuyu isteseniz de zaten tutamazsınız. Tutmanız için üniversiteden yeni mezun genç, Avrupa’ya aç, Avrupa’da başarılı olabilecek türden oyuncuları bulup, onları ikişer, üçer yıllık kontratlarla bünyenize katabilirsiniz. Bu şekilde yapılan transferlerde sizin ligde kalmanızı ve ligde başarılı olmanızı sağlamaz. Dolayısıyla takım düzenini yerli oyuncular üzerine kurup, yabancı oyuncularla takıma takviye etmeniz gerekir. Bizden önceki yıllarda bu tip bir çalışma yapılmış yeni oyuncular, katılmış yerli olarak konuşuyorum, başarılı olmuşlar ama değerlerini bulunca hepsi gitmiş. Biz bu sene yaklaşık 6 tane oyuncunun sözleşmesini ikişer yıllık yaptık. Türk oyuncularla anlaşıp anlaşamaman ya da kalıp kalmaması sorun değil ama en azından hakları senin elinde olur, oyuncunun. Durum öyle olunca altyapıyı da o şekilde düşünürseniz, bir kulübün sağlıklı ve uzun yıllar gidebilmesi için bütün potansiyeli Türk oyuncular üzerine yığılması lazım. Yabancı oyuncular sadece gelir görevini yapar, takımı takviye eder gider. Yani yabancılar üzerine kurulu takım her sene yeni bir takım demektir. Biz maalesef bu sene yabancılar üzerine kurmak zorunda kaldık, takımımızı. Çünkü geçen seneden gelen İlker’le, İbrahim vardı. Başka hiçbir Türk oyuncu yoktu. Transfer koşulları nedeniyle Umut’un dışında hiçbir oyuncu alamadık. Dolayısıyla takımı sahaya çıkarmak için taktiğimizde de yabancı oyuncular üzerine yüklendik.

Hocam, söyleşimizi bitirmeden önce son olarak neler eklemek istersiniz?

Benim ilave etmek istediğim çok şey var. Selçuk Üniversitesi yöneticilerini sizin aracılığınızla kutlamak istiyorum; çünkü böyle bir organizasyonu başarabilmek hakikaten kolay bir iş değil ve de Türkiye’de bunun başka bir örneği yok. Yani dönem dönem aslında bazı üniversiteler bunu gerçekleştirmek istediler ve bu yönde de bazı girişimleri oldu ancak başarılı olamadılar. Mesela Dicle Üniversitesi, Bayan Voleybol takımı çıkardı, paldır küldür küme düştüler. Maltepe Üniversitesi 2.ligde şöyle bir çabaladı, üstelik özel üniversite, reklâma çok ihtiyacı olan bir üniversite. Başarılı olamadı ve kapandı gitti. Ufak tefek, bu şekilde üniversiteler biraz başını kaldırmaya çalıştı ama hiç kimse gelip de 1.ligde iyi bir takım, iyi bir organizasyon, iyi bir salon yapısı ve iyi bir seyirci yapısına kavuşamadı. Bu anlamda baktığınız zaman Selçuk Üniversitesi’nin yöneticileri, rektörden başlayarak tabi rektör yardımcıları ve onların yöneticileri hakikaten çok önemli bir şeyi başardılar, Türkiye çapında. Çünkü bizim ülkemizde her şey öğretim üzerine kurulu, tabiî ki eğitimi çok fazla düşünen, eğitime yatırım yapan, sanata yatırım yapan, spora yatırım yapan maalesef üniversite sayısı ve öyle düşünebilen yönetici sayısı az. Bu anlamda Selçuk Üniversitesi’nin öğrencileri hakikaten çok şanslı, yöneticileri de bana göre çok başarılı. Bundan sonra geri adım atmayıp hep bir adım ilerisine bakmaları lazım. Ben güzel bir örnek vereyim size; bugün Efes Pilsen’in bütçesi 18 Milyon YTL yani yaklaşık 15 milyon dolar civarında bütçesi var. Buna rağmen bugün bir lig maçını 150 kişiye oynuyor, önemli bir lig maçında bile otobüslerle öğrenci topluyor. Bir Avrupa Kupası maçına seyircisi geliyor ama hafta içi bir tane maç oynasın o maça 100 tane seyirci ancak geliyor. Ama biz 2 hafta önce burada bir Karşıyaka maçı oynadık ve o maçta 3500 kişi tribünleri doldurmuştu. En az 500–600 kadar taraftarımız da dışarıda kaldı. Eğer bir üniversite bunu sağlayabilirse, o üniversiteyi başarılı olmuş atfederim ben. Bu açıdan bakmak lazım diye düşünüyorum. Konuşmamızın başında da belirttiğim gibi, üniversitemizin dinamiğini dışarıda çok kimse bilmiyor. Bu açıdan geçen sene bir ısınmaydı, bu sene bizimde yöneticilerimiz tabi Basketbol konusunda çok deneyimli değiller, onlar da bu işi yavaş yavaş öğreniyorlar. Buna rağmen her yıl üstüne biraz daha koyarak gidersek birkaç yıl içinde daha fazla sponsorun buraya saldırdığını, bu potansiyelin takıma acayip ivme kazandırdığını görecek, tabi herkes. Bu anlamda baktığımız zaman 1’inci ligde mücadele eden bir takımın öğrencinin ayağına kadar geldiğini görebiliyoruz. Ortada şöyle bir durum var, ben bunu bizim yöneticilerimize de söylüyorum. Eğer bu takıma biraz daha yatırım yaparsak, bu takımın Avrupa kupası oynaması lazım. Buna Konya hazır, kulüp hazır, salon hazır ve seyirci potansiyelimiz hazır. Yani oraları artık zorlamamız lazım. Bu sene sağ salim atlatırsak, bundan sonrası için bu şekilde yolumuza devam etmemiz lazım. Yöneticilerimiz de bunun farkında; çünkü sezon başında herkes rektörlük seçimlerine odaklandı ve maalesef kulübün üstüne bu yüzden pek düşemediler, önlerini göremediler. Daha doğrusu, maddi anlamda önlerini göremediler. Dolayısıyla transfer yapamadık, geçmişten gelen oyuncumuz da azdı. 2–3 kişi üzerine tabiî ki de takım kurulmaz. En az kadronuzda 7 oyuncunuz olması lazım. 2–3 tane genç oyuncunuz olması lazım.

Son maçta Carter, 3’üncü periyotun başında sakatlandı. Onun yerine giren oyuncu geçen sene mülkiye takımında oynuyordu yani 2’nci ligin düşen takımında oynuyordu. 1987 doğumlu, genç bir yetenek ama çok tecrübesiz. Tabi bu anlamda çok kritik birkaç oyuncumuz sakatlandı. İşte Banvit’ten Ufuk’u almıştım, kavga dövüş başkandan rica ettik aldık, getirdik ancak 4 maç sonra sakatlandı ve sezonu kapattı. Yani o anlamda çok şansız dönemler geçirdik. 2 hafta sonra burada çok önemli bir maç oynayacağız, onu kazanırsak büyük bir ihtimalle ligde kalırız. Beykoz’un oynayacağı takımlar; Beşiktaş, Fenerbahçe, Türk Telekom ama bunların 2’sini yenerse zaten diyecek bir şey kalmaz. Alpella’nın ise Beşiktaş’la dışarıda Karşıyaka ile dışarıda TED kolejliyle içeride oynayacağı maçları var. Onlardan 2’sini yenerlerse yapacak bir şey yok. Artık o zaman biz de Galatasaray maçına saldırmak zorunda kalacağız, zaten. Biz bundan sonrası için, Selçuk Üniversitesi için elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağız. Öncelikle kendi maçlarımızı kazanıp daha sonra rakiplerimizin maçlarını beklemek durumunda kalacağız. Bizim ve oyuncularımızın ligde kalabileceğimize inancımız tam, taraftarımızın da buna canı gönülden inanmalarını istiyoruz.

Bize zaman ayırıp duygu ve düşüncelerinizi paylaştığınız için teşekkür ederiz ve Selçuk İletişim Gazetesi adına başarılar dileriz…

YUSUF KÖRÜKMEZ-SELÇUK İLETİŞİM

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious