'Unutmadık'... Bugün 17 Ağustos

  • Giriş : 17.08.2007 / 13:00:00
  • Güncelleme : 17.08.2007 / 13:39:28

Türkiye, 8 yıl önce saat 03.02'de büyük bir sarsıntıyla uyandı...!

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


17 Ağustos 1999'du. 7.4 şiddetindeki depremde 20 bini aşkın kişinin ölmesi önlenemeyecek bir şey değildi. 'Unutmadık'... Bir, iki yıl boyunca 17 Ağustos'un sloganıydı bu.

Türkiye, 8 yıl önce saat 03.02'de büyük bir sarsıntıyla uyandı. 7,4'lük depremin yıktığı binlerce evin enkazında kimi eşini, kimi çocuğunu, kimi umutlarını kaybetti.

34 bin evin yıkıldığı, on binlerce insanın evsiz kaldığı felaketin ardından yaralar büyük ölçüde sarıldı. Depremzedeler yeni konutlara yerleştirildi, hastanedeki yaralılar taburcu edildi. Acı dolu hikayelerin içinde artık umutlar öne çıkıyor. Eşi ve oğlu kucağında ölen, kızıyla birlikte 3,5 gün enkaz altında kalan Şenay Öğrenir'in hayat mücadelesi bunun en güzel örneği. Sağ bacağı kesilen, 35 kez ameliyat geçiren ve 2 yıl hastanede tedavi gören genç kadın, şimdi 12 yaşındaki kızı Şeyma ile birlikte hayata tutunmaya çalışıyor. Yaşadıklarına asla isyan etmeyen ve hayatta olduğu için Allah'a şükreden Öğrenir, iş bulup kızını iyi bir okula göndermek istiyor.

Adapazarı'nda yeni satın aldıkları 5 katlı binanın birinci katında oturan Şenay Öğrenir'in (34) mutlu yuvası depremle birlikte acıya dönüşmüş. Eşi Metin (35) ve oğlu Bilal (6) kucağında ölmüş. Kendisi de kızıyla birlikte tam 3,5 gün enkaz altında kalmış. Şenay Öğrenir, deprem anını ve yaşadığı acıyı şöyle anlatıyor: "deprem olduğunu anladığımızda hemen eşimle birlikte çocuklarımızın yanına koştuk. Oğlumuza ulaştık, o anda bina çöktü. Yere savrulduk. Eşim benim ayaklarımın üstüne düştü, onun üstüne de binanın kirişi düştü. Oğlumuz da hemen yanımızda enkaz altındaydı. Kızım ise diğer odada kaldı. Eşimle bir süre konuşma imkânı bulduk. Yardım çağırmamı söyledi. Ama üstümüzde 5 katlı bir bina vardı. Yardıma kimse gelmeyince helalleştik. Salavat getirirken son nefesini verdi. Oğluma ise hiç seslenmedim. Bilmiyorum; belki annelik duygusu, öldüğünü anlamıştım. Bana saatler sonra bir hava koridoru açtılar. Oradan hortumla su verdiler. Ancak kızım tam 3,5 gün hiçbir şey yiyip içmeden yaşadı. Çok şükür yaralanmadan enkazdan çıktı."

Şenay Öğrenir, enkazda kaldığı 3,5 günde sırlı olaylar yaşadığını iddia ediyor. Adını Adem olarak hatırladığı bir asker, enkazda kaldığı süre içinde açılan hava deliğinden sürekli kendisiyle ilgilenmiş. "Bana dualarla çok yardım etti. 'Hadi ablacığım, ben şu duayı okuyorum, hadi birlikte okuyalım.' diyerek bana dualar okuttu. 'Sen güçlüsün, buradan çıkacaksın' diye sürekli motive etti. Ekmek kırıntıları vererek enkazın altında beni açlıktan kurtardı." diyen Öğrenir, daha sonra askerin kim olduğunu soruşturduğunu; ama tanıyan kimsenin çıkmadığını söylüyor.

Enkazdan çıktıktan sonra Bilecik, Eskişehir, Ankara ve Almanya'da 2 yıl boyunca tedavi gördüğünü dile getiren Öğrenir, "Bacaklarım kangren olmuş. Doktorlar kurtarmak için çok uğraştılar. Sağ bacağımdan 17 kez ameliyat oldum. Ancak bacağımı kurtaramadılar ve 3 kez kısım kısım kestiler. Şu anda bacağımda protez var. Sol bacağımdan da 18 kez ameliyat oldum. Bu bacağım kesilmekten kurtarıldı; ancak kemiklerim iyice zayıfladığından hemen kırılıyor. Bugüne kadar 4 kez kırıldı." diyor.

Eşi Türkiye Elektrik Kurumu'nda çalışan; ancak 17 yıllık hizmet süresi dolmadığı için emekli olamayan Şenay Öğrenir malulen emekli olmuş. Anne ve babası ile 3 çocuğu olan abisiyle birlikte oturan Öğrenir, çok maddi sıkıntı çektiklerini anlatıyor. 2 yıl önce de babasını kanserden kaybeden genç kadın, yaşadığı acılara rağmen umudunu kaybetmediğini ifade ediyor. En büyük hayalinin kızını okutup meslek sahibi yapmak olduğunu dile getiren Öğrenir, "Allah başka acılar göstermesin. Bu en büyük dileğim. Çalışmak istiyorum; ama genelde hep ayakta çalışabilecek işler çıkıyor. Bir bacağım protez, diğer bacağımda hâlâ sorunlar olması sebebiyle ayakta durmakta zorlanıyorum. Oturarak çalışacağım bir iş bulabilirsem iyi olacak. Protezimin de değişmesi lazım. 4 yılda değişmesi gereken protezimi 8 yıldan beri kullanıyorum." diyerek isteklerini dile getiriyor.



Marmara Depremi'nde hayatını kaybedenler, İzmit, Gölcük ve Adapazarı'nda düzenlenen törenlerle anıldı. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 17 Ağustos 1999 tarihinde merkez üssü Gölcük olan 7.4 büyüklüğündeki depremde ölenler için Kocaeli Fuar Alanı'nda anma etkinliği düzenledi.

Güneş Sahnesi'nde düzenlenen anma etkinliği, deprem şehitleri anısına 1 dakikalık saygı duruşu ve ardından İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı.

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve Saraybahçe Belediye Başkanı Halil Vehbi Yenice'nin de katıldığı anma etkinliğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Konya Türk Tasavvuf Musikisi Topluluğu'nca konser ve sema gösterisi düzenlendi.

Kuran-ı Kerim de okunduğu anma etkinliğinde bir konuşma yapan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, depremde vefat edenleri rahmetle andıklarını söyledi.



Kocaeli Depremzedeler Derneği, kimi sivil toplum örgütleri ve sendika temsilcileri de depremde ölenleri andı.

Merkez Bankası Kocaeli Şubesi önünde toplanan depremzedeler, ''İzmit uyuma, depremi unutma, unutturma'' sloganı atarak ve düdük çalarak Anıtpark'a yürüdü.

Fenerlerle yaklaşık 2 kilometre yürüyen depremzedeler, daha sonra Anıtpark'taki Deprem Anıtı önünde saat 03.02'de bir dakika saygı duruşunda bulundu.

Kocaeli Depremzedeler Derneği Başkanı Nurcan Taşpınar, burada yaptığı konuşmada, Marmara Depremi'nin üzerinden 8 yıl geçmesine karşın hala yitirdikleri yakınlarını unutamadıklarını söyledi.

Öte yandan, 5 bin 383 kişinin yaşamını yitirdiği Gölcük'te de deprem şehitleri için anma töreni düzenledi.

Gölcük Belediyesi'nce düzenlenen anma etkinlikleri kapsamında fotoğraf sergisi açıldı. Kavaklı kıyısında toplanan depremzedeler, daha sonra meşalelerle yürüdü.



Depremde 12 yaşındaki kızı Tuğba'yı yitiren acılı anne Firdevs Akgül (45), kızının fotoğrafına sarılarak gözyaşı döktü. Akgül, kızının daha ömrünün baharında hayata gözlerini yumduğunu belirterek, şunları söyledi:

''Kaçak yapılaşma nedeniyle kaybettim ben kızımı. 2 katlı bir evde oturuyorduk ama yolun karşısındaki 5 katlı apartman bizim üzerimize yıkıldı. Ailece enkazda kaldık. Maalesef kızımızı kaybettik. Oğlum, eşim ve ben enkazdan yaralı olarak kurtulduk.

İşin en acı olan yanı ne biliyor musunuz? Biz sesimizi ne kadar duyurmaya çalışsak da acımız dinmiyor. Kiracı olduğumuz için hak sahibi ve ev sahibi de olamadık. Ben hala prefabrikte yaşıyorum, en acısı da bu benim için. Başbakanımıza aylar öncesinde mektup da yazdım, cevap bile verilmedi. Prefabrikte çok kötü bir ortamda yaşıyorum. Oğlum şu anda 16 yaşında, bu kötü ortamda onu nasıl yetiştirebilirim bilmiyorum. Çocuğumun hayatı mahvoluyor. Bizimki zaten mahvoldu. Bu gece aşırı yoğun duygular içindeyim. Kızımı kaybetmemin üzerinden 8 yıl geçti, çok üzgünüm.''

Sakarya Sivil Savunma ekiplerinin de katıldığı Atatürk Kültür Merkezi önündeki törene katılan yaklaşık 30 kişilik grup, depremde ölenler için saygı duruşunda bulundu.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious