Prefabrik

Muaz Kalaycı

muaz.kalayci@haberaktuel.com Kimdir? Uysal Koyun muyuz?
Yazı Boyutu:

Uysal Koyun muyuz?

01.01.2011 / 00:00

Bugün görüp yaşadığımız her şeyin ne kadar jakoben olduğunu anlamak zor değil. Kemalciler ve Tayyipçiler dayatmasının arkasına saklanan başka "-çılar, -cüler", güneşin altında bile nasıl karanlıkta kalınacağına izahat oluyor.

 

"Hayyytt" diye kabarsan, "höyyytt" diye söndürülüyorsun. Yürüsen köstek, koşsan tümsek... Mutlak bir engel var yani koşu yolunda. Malumatfuruşçular eteklerinde ne kadar taş varsa hep de böyle günlerde döküyorlar. Yarı kâmil yarı cahil güruh, basireti bağlanmışçasına nerede su birikintisi görse oraya koşuyor. Serap görmek artık olağan bu memlekette çünkü.

 

-cılerin, -cülerin arkasına gizlenen ve ne zaman güneş doğsa karanlık edecek bir şeyler bulanların kirli elleri, en az senaryoları kadar amatör ve vicdansız. Tıpkı "Heronların indirilmesini" isteyen insan bozuntusunun medyaya sızan ve kanları donduran konuşması gibi.

 

Zaten Türkiye'nin bir türlü yakasından sıyırıp atamadığı gizli güçler ve bunların yancıları, yıllarca insanların emdikleri sütü burunlarından getirmiş. Kendileri ile mücadele edenleri de bugüne dek bir bir harcamış. Birileri birilerinin kuyusunu kazmaya çalışırken, onlar kazdıkları kuyuyu çoktan kapatmış.

 

Lakin bu sefer pek bir zorlanmaktalar, belli. Yedi düvele karşı savaş açan hukuk sistemi ve kartel medya karşıtı medya, maskeleri bir bir kaldırdı. Takke düştü, kel göründü anlayacağınız. Zehirli sarmaşıklar gibi bütün köşeleri saran kirlenmiş ruhların dibine kibrit suyu ekiliyor.

 

"Hayır'da hayır vardır" gibi sokak ağzıyla "red" propagandası yapan yasakçı zihniyeti muhalefette hiçbir yere oturtamıyorum. Nitekim daha önce de sırf muhalefet olmak için muhalefetçilik oynayanları eleştirmiştim bile. Derin güçlerin arkalarına saklanmasına müsamaha gösterenlerin tarihten alacağı yeni dersler muhakkak olacak. Daha önce de defalarca olduğu gibi.

 

Senelerdir bize dayatılan ve gözümüzü kör eden siyaset sistemine ve arkasından getirdiklerine "dur" demek, bir zaruri toplumsal tepkinin gereği. Tarih, Türk milletinin; "Yumuşak başlıysam, sanma ki uysal koyunum. Kesmeye gelir ama çekmeye gelmez boynum" ruhunu yaşatmasını bekliyor. Yıllarca neresi işaret edilmişse oraya gitmiş bu millet. Birileri ne demişse, o olmuş. Milletin ne dediğinin, ne istediğinin hiç kıymeti olmamış.

 

Ülkenin zehirli dallarından kurtulabilmesi için işte bu zihniyetten kurtulması gerekiyor. Bu zihniyetten kurtulmak için milletin muhtaç olduğu kudret damarlarındaki asil kanda bulunuyor.

Facebook Twitter

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious