Uyuyan millet zayıflar

Uyuyan millet zayıflar.6612
  • Giriş : 26.08.2006 / 00:00:00

Uyku, yağları yakan ’büyüme hormonu’ salgılar

Facebook Twitter
Yazı Boyutu:


ABD’liler en az uyuyan ve en şişman toplum.

Normale yakın uyuyan Belçika normal, uykucu İtalya’ysa ’daha zayıf’

Yeterince uyumanıza karşın dinlenmemiş kalkıyorsunuz. Yakınlarınız gece horladığınızı söylüyor. Otobüs, tren, toplantı fark etmez her fırsatta uyukluyorsunuz. Üstelik bir türlü kilo da veremiyorsunuz. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Uyku Bozuklukları Birimi yöneticisi ve Türk Uyku Araştırmaları Derneği’nin başkanı Prof. Dr. Hakan Kaynak tüm bu belirtilerle kendini gösteren uyku apnesini anlattı.

Uyku apnesi sendromu nedir?

Uykuda sık sık tekrarlayan solunum durmalarıdır. Solunum durması gece içinde yüzlerce kez tekrarlanabilir ve maalesef bunların çok az bir kısmı hasta yakınları tarafından fark edilir. Hasta her solunumu durduğunda kanındaki oksijen miktarı azalır. Bu durum beynin 5-10 saniye süreyle uyanıp kalbin hızlı atmasına neden olur. Daha doğrusu beyin ancak uyanarak solunumun durmasını sonlandırır. Bu sırada hasta uyandığını fark etmez. Uyku apnesi damar tıkanıklıkarına yol açtığı için çok ciddi bir hastalık. Beyin damar tıkanıklıkarı ve kalp krizi geçirenlerin yüzde 70’inde bu rahatsızlığın olduğunu biliyoruz.

Yaygın görülen bir sorun mu?

Görülme sıklığı erkeklerde en az yüzde 4, kadınlardaysa en az yüzde 2. Bu oran yaşla birlikte artıyor. Yaşlı erkeklerde yüzde 30, kadınlardaysa yüzde 20’lerde.

Uyurken solunum niye durur?

İki tür uyku apnesi var: Tıkayıcı tip ve merkezi tip. İlkinde solunumu mekanik bir şey engeller. Yumuşak damağın sarkık, küçük dilin uzun, kalın veya kıvrımlı olması, boyundaki yağ dokularının fazlalığı üst solunum yollarını daraltarak uyku sırasında nefessiz kalmaya yol açar. Merkezi tipteyse daha çok beyin sapı denilen bölgenin hastalıkları rol oynar. Ancak günlük pratikte neden olarak öncelikle şişmanlık ve küçük dilin uzunluğu hekimlerin aklına gelir.

İşareti dağınık yatak

Belirtileri neler?

Uykuda solunum bozukluğu denildiğinde horlama veya horlamaya eşlik eden solunum düzensizlikleri akla gelir. Hasta genellikle hekime uykusuzluk, yorgunluk veya uykuya dalamama şikâyetiyle başvurur. Gündüz aşırı uyku halindedir. Geceleri uzun süreli uyku uyumalarına rağmen sabah çok yorgun kalkarlar, gün içinde de uyumak isterler. Gece sık sık idrar yapma isteğiyle uyanırlar. Göğüs ve ensede belirgin gece terlemeleri olur. Bir de uykuda aşırı hareket halinde oldukları için sabah yatakları çok dağınık uyanırlar.

Her horlama uyku apnesi mi?

Uyku apnesindeki horlamalar basit horlamalardan farklılık gösterir. Horlama, hastanın eşini rahatsız etmekle kalmaz, çoğunlukla ev halkının tamamı, zaman zaman komşular tarafından duyalacak derecede şiddetlidir. Şiddeti dışında biçimi de farklıdır. Horlama, solunum durmasıyla bazen kesintiye uğrar, ardından gürültülü bir solukla tekrar başlar. Horlama azalan ve artan tondadır.

Genelde şişmanlarda mı olur?

Uyku apnesi olanlar genellikle aşırı kiloludurlar ve kiloları karın, boyun çevresinde yoğunlaşır. Ama zayıflar ve çocuklarda da olur. Uyku apnesi olanlara hep ’zayıflayın’ derler ama hiçbir zaman zayıflayamazlar.

Neden zayıflayamazlar?

Normalde uyku sırasında metabolizmayı hızlandıran, yağları yakan bir hormon (büyüme hormonu) salgılarız. Ancak uyku apnesi olanlar hiçbir zaman derin uykuya geçmedikleri için bu hormon yeterince salgılanamaz. Bu da metabolizmanın yavaşlamasına ve vücutta yağlanmaya neden olur.

Son zamanlarda yapılan çalışmalarla bu sendromdan bağımsız olarak uyku ve kilo arasında bir ilişki olduğu gösterildi. Uyku yoksunluğu beraberinde kilo alımını getiriyor. Amerikalılar en az uyuyan ve en şişman toplum. Alman ve Belçikalılar daha normale yakın uyuyorlar ve kiloları orta düzeyde. Ancak daha fazla uyuyan İtalyanlar daha zayıf.

Az uyumak iştahı açar mı?

Hayır, uykusuzluk etkisini metabolizmayı yavaşlatarak gösterir. Bu da kilo aldırır.

Uyku apnesi nasıl teşhis edilir?

Klinik belirtiler uyku apne sendromunu düşündürüyorsa kesin teşhis hastaların uyku merkezlerinde gece boyunca izlenmesiyle konulur. Vücutlarının çeşitli yerlerine değişik sensörler yerleştirilerek hasta incelenir. Uyku laboratuvarlarında yapılan incelemelerle, solunum durmalarının sayısı, süresi, beraberinde ortaya çıkan oksijen azalmasının düzeyi, kalp ritmindeki düzensizlikler ve bunların uykuyu nasıl etkilediği ortaya konur.

Bu rahatsızlığı olanların solunumu kaç defa düzensizleşebilir?

Birçok araştırmacı gece boyunca dört-beş solunum düzensizliğini normal kabul eder. Gece boyunca saatte beş-15 kez solunumu düzensizleşen hastalar hafif, 15-30 arasında olanlar orta, 30’un üzerinde olanlar ileri düzeyde solunum problemi olan hasta olarak değerlendirilir. Gecede 400-500 kez solunumun durduğu hastalar var.

Mutlaka tedavi edilmeli mi?

Tedavi edilmeli, çünkü sorun hafif düzeyde bile olsa kalp ve damar hastalıklarına yatkınlık artar. Sorun ileri düzeydeyse hastalar için tedavi tartışmasız yapılmalı. Yapılan bir araştırmaya göre tedavi edilmeyen ileri derecedeki hastaların yüzde 40’ı beş sene sonra yaşamını kaybediyor.

Peki hastalar nasıl tedavi ediliyor?

Genellikle yutak düzeyinde dokuların gerilmesi ve hava yolunun genişletilmesine yönelik bazı ameliyatlar, lazer radyofrekans ve klasik cerrahi uygulamaları gerekiyor. Bunun dışında horlamayı kesen ve basınçlı hava veren cihazlar kullanılıyor. ’Sürekli pozitif solunum yolu basınç Makinesi’ adı verilen bu cihazdan çıkan hortum hastanın sağlıklı uyuyabilmesi için bütün gece burnuna takılıyor.

Her 100 kişiden 42’sinin derdi: Horlama

Horlama neden meydana geliyor?


Horlama, genellikle nefes alma sırasında yutak çevresindeki yumuşak dokuların titreşmesi sonucu oluşan sestir. Üst solunun yolunun dil arkasındaki alanda daralmasıyla orantılı olarak horlama artar.

Horlama toplumda sık rastlanan bir şikâyet mi?

Çok sık denilebilecek bir oranda görülür. Araştırmalardan çıkarılan sonuçların ortalamasına göre, her 100 kişiden 42’si horlar. Yaşın artmasıyla, horlamanın görülme sıklığı da artar. Bu oran, 60 yaşındaki erkeklerde yüzde 60’a, kadınlarda ise yüzde 40’a ulaşır.

Horlama neden kadınlarda erkeklere nazaran daha seyrek görülür?

Kadınlarda yağlanma, kalça bölgesinde, erkeklerde ise boyun ve karında yoğunlaşır. Bu durum, yatar pozisyonda yutak çevresinde daralmaya ve göğüs içi basınçta artışa yol açar. Bu da, erkeklerin daha çok horlamasına neden olur. Kadınların kas yapısındaki farklılıkların da horlamanın daha az görülmesinde rolü olduğu düşünülüyor.

Menopoz dönemi sonrasında kadınların hormonal dengeleri değiştiği, özellikle de kas yapıları erkeklerinkine benzediğinden, onlar da erkeklerdeki biçim ve sıklıkta horlamaya başlar.

En tehlikeli horlama biçimi nedir?

En çok üzerinde durulması gereken horlama biçimi, sessizlik dönemleriyle kesintiye uğrayan şiddetli horlamalardır. Bu tür horlamalardaki sessizlik dönemleri, solunum durmalarına karşılık düşer. Solunum durmaları veya azalmaları gece içinde yüzlerce defa tekrarlayabilir. Horlamanın solunum durmalarıyla birlikte olduğu klinik tabloya uyku apne sendromu denir.

Horlama önlenebilir

Horlama tedavisi şart bir problem mi?

Horlamanın tedavisi şiddetine ve beraberindeki bulgulara göre farklılık gösterir. Basit bir horlama, kilo verme, uyku saatlerinden önce alkol almama, akşam yemeklerinde hafif yiyecekleri tercih etme, yüksek veya horlamayı kısmen azaltan yastıklar, burun bantları gibi basit önlemlerle giderilebilir. Solunum durmalarının eşlik ettiği horlamanın tedavisi ise daha güçtür.

Facebook Twitter Yahoo Google Linkedin Stumbleupon Delicious